Hatalarından ders almayan ABD
Uzun zamandır düşünüyorum. Acaba ABD yönetimleri geçmişte yaptıkları hatalardan ders alır, bir daha bunları tekrar etmemeyi öğrenirler mi? Yakın tarihten bakalım. Vietnam’ı işgal etmeye pek hevesli olan ABD büyük bir hezimete uğrayarak Uzak Asya’dan kısmen de olsa elini çekmek zorunda kaldı. Ardından durmadı. Komünizm tehlikesi bahanesiyle defalarca Türkiye’de askeri darbeleri tezgahladı. Hızını alamadı; 1991’deki Birinci Körfez Savaşı’nda Irak’tan çekilip meydanı Saddam Hüseyin’e terk etmek zorunda kaldı. Bu terk ediş El Kaide gibi siyasal İslamcı terör örgütlerinin bölgede yeşermesine yol açtı.
ABD gene duramadı. Kimyasal ve nükleer silahlar ürettiği gerekçesiyle 2003’te Irak’ı yerle bir etti. Afganistan’a daldı. Onlarca yıl sonra ardında yıkıntılar ve Taliban belasını bırakarak geri çekildi. 2010’lu yıllarda Libya’yı perişan etti. Bir buçuk yıl önce Suriye’de Beşşar Esad rejimini hiç bir direnişle karşılaşmadan yıktı. Yıktı da ne oldu? Suriye’nin başına El Nusra-El Kaide içinde adam öldürmüş, kafa kesmiş bir terorist eskisi oturtuldu. Suriye dörde bölündü; bir türlü belini doğrultamıyor. ABD şimdi de İsrail’in kışkırtmasıyla İran’a saldırıyor. Sandı ki İran kolay lokma. Öyle olmadığını acı acı gördü. Nereye kadar?
Bunları yazarken İngiliz yayın örgütü BBC’nin internet sitasinde ilginç bir yazı gördüm. Yazı BBC’nin uluslararası haberler editörü Jeremy Bowen tarafından kaleme alınmış. Başlığı: “Trump İran’da isyan çağırısı yaparken 1991’in derslerinr bakmalı.”
Yazı şöyle başlıyor:
“Bir ABD başkanı başka bir ülkede isyan çağırısı yaptıktan sonra kendisinin hiç bir sorumluluğu yokmuş gibi davranır. Bunu birebir yaşadığım için bu yazıyı yazıyorum.
“ Yıl 1991, günlerden 15 Şubat. Irak birliklerini Kuveyt’ten çıkarmak amacıyla başlatılan Çöl Fırtınası Operasyonu (Operation Desert Storm) bütün şiddetiyle devam ederken dönemin ABD Başkanı baba George Bush Patriot hava savunma sistemleri fabrikasında bir konuşma yapıyor. Diyor ki:
“’Bölgedeki kanlı çarpışmaları sona erdirmenin bir yolu var. O da Irak ordusu ve halkının elele vererek diktatör Saddam Hüseyin’i devirmeleri.’ Dinleyen herkes Bush’u şak şak alkışladı.
“Aradan bir zaman geçti. Irak kuvvetleri Kuveyt’ten çıktı. Ateş kes ilan edildi; Saddam iktidarda kaldı. Amerikalılar değil ama Irak’taki birileri Bush’un çağırısına kulak vermişti. Ülkenin güneyindeki Şiilerle kuzeydeki Kürtler Saddam rejimine karşı ayaklandılar. Ayaklanırlarken de Amerikalılar’ın kendilerine yardım edeceklerini sanıyorlardı. Böyle bir şeyin olmayacağını acı acı gördüler, yaşadılar.”
Kürtler’in Irak kuvvetlerine karşı ağır kayıplar vermeleri üstüne sonunda Amerikan, İngiliz ve Fransız askerlerinin yardıma koştuklarına dikkat çekilen yazıda Şiiler’in Kürtler kadar şanslı olmadıklarına dikkat çekiliyor. Yazı şöyle devam ediyor:
“Birinci Körfez Savaşı’nın artçıları yıllarca sürdü. O arada bölgede ABD üslerinin kurulmasına fena halde içerleyen Suudi Arabistanlı genç Osama Bin Laden El Kaide örgütünü kurmak için kolları sıvamıştı.
“Her bir Körfez Savaşi bölgeye felaket tohumlarını ekiyordu. 2003’te oğul George Bush babasının işleri yarım bıraktığını düşünerek Irak’ta Saddam Hüseyin rejimini devirdi. Saddam idam edildi. İran o savaşın büyük kazananıydı. Çünkü Amerikalılar, can düşmanları Saddam’ı ortadan kaldırmışlardı. “
Bugün ABD-İsrail ortaklığıyla İran’a yapılan saldırılar yazıda şöyle değerlendiriliyor:
“İsrail’in Başbakanı Benjamin Netanyahu göreve ilk geldiği günlerden itibaren ABD’yi İran’la bir savaşta İsrail’i desteklemeye ikna etmeye çalıştı. İlk görev dönemindeki ABD Başkanı Bill Clinton’dı. Clinton’ı ikna edemedi. Clinton’dan sonraki başkanlar da Netanyahu’nun kışkırtmalarına gelmediler ta ki Trump seçilene kadar...
“Trump, savaş başlatmanın sona erdirmekten çok daha kolay olduğunu zaman içinde öğrenecektir. Gittiğiniz yönü bilmeden yola çıkarsanız nerede durmanız gerektiğini de bilemezsiniz. Üstelik ‘kervan yolda düzülür’ misali, n idüğü belirsiz bir stratejiyle yola çıkan bir başkanla nerede duracağınızı kestirmek hemen hemen imkansız. “
Gerçekten de öyle. Hem kaçık hem ahlaksız hem dolandırıcı hem hırsız hem sübyancı bir kişilikle koskoca ABD İran’da fırtınaya tutulmuş bir ağaç gibi oradan oraya savruluyor. Adam diyor ki:
“İran savaşı sona erdi.”
Aradan bir kaç saat geçmeden bu sefer başka bir inci yumurtluyor:
“Sonuna kadar gitmeden bu işi bitiremeyiz.”
Bir gazetecinin, Tahran’daki ilkokulun bombalanmasında 160 küsur kız çocuğunu8n ölümüne sebebiyet verdikleri sözlerine Trump’ın cevabı şu oluyor:
“Hiç bilmiyorum. Onu biz mi yapmışız? Yok canım.”
Böyle bir adamın peşine takılan ABD acaba nereye kadar dayanabilir? Dünya devi olduğu karizması çoktan çizilen ABD İran savaşında İsrail’i yarı yolda bırakır mı? Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz, sözünü akılda tutup olan biteni izlemeye devam ediyorum.