İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,8950 %0.23
52,8913 %-0.09
6.966,26 % 1,07
76.937,52 %2.435

Tarih Referansı Gurur Veren bir Mizahın Akla Getirdiği Çözüm

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Tarih Referansı Gurur Veren bir Mizahın Akla Getirdiği Çözüm

Küresel ekonomi, yeniden süresi belli olmayan bir savaşın şiddetliyle çalkalanıyor. Hürmüz Boğazında kopan fırtına, Rusya üzerindeki yaptırım baskısını hafifletirken birilerinin cebi yüksek fiyatlarla doluyor. Ama arz zincirlerinde meydana gelen kesintinin yarattığı belirsizlikle piyasalar hop oturup, hop kalkıyor. Durgunluk ve enflasyon yine dünyayı kasıp kavuracağa benzer.  Savaşı sonlandıracak önlemler alınmazsa küresel ekonomik daralma önümüzdeki 10 yılı rehin alabilir. Enerji dar boğazına kesin çözümün, yenilebilir kaynaklara daha fazla yatırımda aranması en iyisi olsa bile bu zor. Ama dünya enerji ihtiyacının yüzde 20 sini karşılayan Hürmüz Boğazının ABD nin hafta başında başlattığı deniz ablukasıyla kapanması, şimdi unutulan, geciken veya kasıtlı olarak geciktirilen projelerin bölgesel işbirliği ile yeniden düşünülmesini sağlayabilir.  Bir de tarih temalı mizahi bir görsel, şimdi insanı yine düşündürüyor.      

Katar Boru Hattı Yeniden Düşünülür mü?

Yeni savaş gündemi Katar gazını Akdeniz’e taşıma projesini canlandırabilir[1]. Ancak El Tanf doğal gaz tesislerinin bombalanması, projenin gerçekleştirilmesini engelleyecektir. Öte yandan şimdi bölgedeki Amerikan askeri birlikleri güvenliği arttırarak boru hattı inşaatının hızlanmasını sağlayabilir. İran ve İsrail’in karşılıklı saldırıları ve körfez komşularına İran tehdidi, Suudi Arabistan’ı direnmeyi bırakıp Katar boru hattının kendi topraklarından geçmesine ikna edebilir. Gerisi Katar’dan başlayacak boru hattının Arap Gaz Boru hattına(AGP) bağlanması için imzalanması gereken anlaşmaların hazırlanmasına kalır. Hatırlanacak olursa Arap Gaz Boru hattının Akdeniz’e kavuşma noktası eski projede Yumurtalık olarak belirlenmişti. Ancak daha sonra gözden geçirilen projede haritalarda bir de Anadolu boyunca verev bir boru hattı görülmekteydi. Eğer bu proje yeniden ve hızla canlandırılırsa Türkiye de bu tasarımın kendi ulusal jeo ekolojik çıkarlarına uygun olup olmadığını hızla değerlendirmeli ki bir emrivaki dayatma ile karşılaşılmasın. Yoksa BTC ile dikey, TANAP ile yatay boru hatları varken, bir de verev boru hattının ülkemize vereceği çevresel zarar, yaratacağı düşünülen ekonomik faydadan çok daha fazla olur.

Çifte Kanal Projesine Ne Olur?

Suudi Arabistan’ın El Fav limanından başlayan “Çifte Kanal” projesi, Kızıl Deniz’e karadan alternatif ve “ Kuşak – Yol” projesinin tamamlayıcısı olarak düşünülmüştü. Çölleri aşan ikiz yol projesine petrol ve doğal gaz boru hatlarının da eklenmesiyle bunun bölgesel bir Kalkınma Projesi’ne dönüşeceği iddia edilmişti. Tabii bu tür projelerin kendine özgü güvenlik sorunları şimdi daha artmış durumda. Ama kapıya dayanan yangın, siyasi pazarlık açmazlarını engelleme potansiyeline sahip.  Katar ve Suudi Arabistan şimdi daha kolay uzlaşıp, proje finansmanına katkıda tereddüt etmez.  Suriye şimdilik çantada keklik gibi. Üstelik İran bir bölgesel gerçek olmaya devam etse bile, bu projede kendi ulusal çıkarı için ne gibi bir fayda ve maliyet gördüğünü beyan edemeyecek şekilde köşeye kısılmış durumda. Projenin ilerlemesine Yemen Husi’ler engel olmayı sürdürebilir. Ancak 2025 de tamamlanması beklenen Fav Limanının bitiş tarihi şimdi 2029-2030 gözüküyor. Basra’dan Türkiye sınırına kadar uzanacak yaklaşık 1300 km lik demiryolu ve 1200 km lik karayolunun 2038 de tamamlanması öngörülüyor. Şimdi savaş takvimde kendi değişikliğini yapacağı gibi Hürmüz’ün kapanması ve Doğu – Batı boru hattına yapılan saldırılar, Güney- Kuzey boru hatlarını besleyecek petrol veya doğal gaz akışını da engellediği için kalkınma projesine gölge düşürüyor.

Kanal Hürmüz”

Bugüne kadar Hürmüz Boğazının genişletilmesi hiç düşünülmemiş. Körfez ülkeleri petrol aktarımı için Doğu –Batı boru hattı projesiyle yetinmiş.  Şimdi kıyametin koptuğu Hürmüz Boğazı, Batı’da Musandam Yarımadası'nı, İran'dan ayıran 167 km uzunluğunda ve 40-95 km genişliğinde bir suyolu. İran kıyılarına yakın bölgeleri daha sığ olan Hürmüz boğazını, genişletmek zaten oldukça pahalı olduğundan yüksek tarama (dredging) ve kazma teknolojilerine sahip ülkeler bile böyle bir işe heveslenmemiş. Boğaz kontrol etmesi, İran için büyük bir stratejik güç. Tankerler geçemeyince,  petrol ve doğal gaz fiyatlarının rekora koşması bu önemin ispatı. Şimdi İran’a diz çöktürmeye çalışan ABD deniz ablukasıyla petrol fiyatlarını yine 100 doların üstüne fırlatırken, doğal gaz fiyatları da peşinden yükselişte. Şimdi merak edilmesi gereken, dünyanın incisi İstanbul Boğazına paralel bir kanal açmaktan çekinmeyecek kadar çılgın tasarımlar projelendirilebiliyorsa, neden Hürmüz Boğazına paralel bir kanal açılmasının düşünülmediği. Evet, kanalların açılması, berzah ve kıstakların değiştirilmesi, ulaştırma kolaylıkları sağlasa bile çok olumsuz çevre ve iklim etkileri olan uygulamalar. Ama Kral Fahd Geçidi (King Fahd Causeway) denilen ve Suudi Arabistan'ın Huber ve Bahreyn'in Jasra şehirlerini Bahreyn Körfezi üzerinden bağlayan 25 km’lik bir köprü ve geçitleri varsa, karadan açılacak bir kanal da gündeme gelebilir.

Barış Güvencesi ve Çevre Dostu Olamayacak bir Proje

Bu güne kadar üzerinde düşünülmüş bir maliyet ve fizibilite hesabı olmayan “Kanal Hürmüz”, kâğıt üzerinde “Kuru kanal” veya Bölgesel Kalkınma Projesine yeni bir  “bağlantı” imkânı sağlayabilir. Suudi Arabistan ve Katar proje ayrıntısıyla yatırım sertifikası da çıkarabilir. Ama finansman sağlansa bile projenin savaş sürerken başlaması zaten söz konusu olamaz. Mizah olarak elden ele dolaşan reddit[2] görseli, Fatih Sultan Mehmet’in çılgın projesini jeopolitik bir açmaza çözüm olarak önerince şakası bile gurur veriyor.  Ancak eğer böyle bir proje akla gelirse, eminim çok daha çılgın ve çevre düşmanı  “Kanal İstanbul”, “Kanal Hürmüz” için örnek olarak alınır. . Oysa “Kanal İstanbul”, asla “Kanal Hürmüz” için emsal olmamalı. Alternatif projeler değerlendirilirken ABD nin olmadığı bir ortamda bölge barışına hangi projelerin daha iyi hizmet edeceği iyi düşünülmeli. 
 

[1] Avrupa'nın enerji ihtiyacının karşılanması için Katar gazının, Suudi Arabistan, Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması bir zaman gündemdeydi. Ancak proje çeşitli nedenlerle hayata geçirilemedi.

[2]bknz:  http://www.reddit.com/r/ottomans/comments/trucksmvk/the_solution/

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız