İsrail Dışişleri Bakanı Türkiye’yle gizli görüşmeyi açığa vurdu
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, ülkesi ve Türkiye’den “üst düzey bazı yetkililer”in katıldığını söylediği gizli bir görüşmeyi açığa vurdu. Çok ilginç değil mi? İşin başka ilginç olan yanı ise Saar’ın bu açıklamayı Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, APA Ajansı’na yapmış olması.
Saar, bir kaç gün önce Bakü’ye yaptığı ziyaretinde APA ajansı muhabirinin mülakat isteğini kabul etmiş. Ziyaretten hemen sonra ajans mülakatı yayımlamış. Gayet açık, sorulu cevaplı mülakatta Saar Azerbaycan’la İsrail arasında son yıllarda ilişkilerin gelişmesinden duyduğu memnunluğu dile getiriyor. Bunun ardından ajans muhabiri Saar’a şu soruyu soruyor:
“İsrail son zamanlarda ilişkileri normalleştirmek amacıyla Suriye ve Türkiye’yle müzakereler yürütüyor. Azerbaycan da bu müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenme teklifinde bulundu. Şu aşamada müzakereler ne durumda? Azerbaycan’ın bu süreçteki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
SAAR- Öncelikle, Suriye’yle olan durum daha farklı. Çünkü Suriye İsrail’in tarihsel düşmanı olagelmiştir.
“Türkiye’ye gelince... Geçmişte çok iyi ilişkilerimiz oldu. Ancak son yirmi yıldır ilişkilerde kötüleşme yaşıyoruz. Yani, Türkiye’yle ilişkilerin normalleştirilmesinden söz edemeyiz, çünkü ilişkilerimiz devam ediyor. İlişkilerin kötüleşmesini seçen taraf Türkiye’dir. Bu konuda pek çok spekülasyon yapılabilir. Ancak ben bu mülakatta konunun nedenleri ve nasıllarına girecek değilim. Daha açık söylemek gerekirse Türkiye’yle halihazırda iyi olmayan ilişkilerimizi daha da kötüleştirmek istemem.
“Bir ay kadar önce İsrail ve Türkiye’den yüksek düzeyli yetkililerin katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda böyle durumlarda kullanışlı ve yararlı olabilecek mekanizmaların yaratılması konusu ele alındı.
“Azerbaycan’ın rolüne gelirsek... Geçmişte Azerbaycan Dışişleri Bakanı (Ceyhun Bayramov) dostum iki taraf arasında bazı mesajların iletilmesinde yardımcı oldu. Ama son zamanlarda bu mesaj alışverişi de kesildi. Türkiye’yle ilişkilerimizde daha iyi ve yapıcı bir gelecek yaratabilmemizi umuyorum. Ancak, bunu başarabilmemiz tamamıyle Türk tarafının tutumuna bağlıdır.”
Gideon Saar, Suriye’yle ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda da şöyle konuşuyor:
“Suriye’yle ilişkilerimizin yakın bir gelecekte normalleşmesi ihtimalini görmüyorum. Halihazırda müzakere ettiğimiz meseleler Güney Suriye’yle ve İsrail’in güvenliğiyle ilgilidir. Bu bizim için önemli. Aramızda vardığımız, bir barış ya da normalleşme antlaşması değil, sınırlı bir uzlaşmadır. Belki gelecekte, gerilimlerin azaltılmasını sağlayacak bir noktaya varır ve bundan daha fazlasını başarabiliriz diye umuyorum.”
Apa ajansı muhabiri, ABD’nin ve dolayısıyla İsrail’in İran’a bir saldırı hazırlığında olup olmadığına hiç değinmeden İran halkının Mollalar rejimini protesto gösterilerini, bunlarda İsrail’in parmağı olduğu söylentilerini nasıl karşıladığı sorusuna Saar bildik sözcüklerle şöyle bir cevap veriyor:
“Çok saçma. İsrail İran’dan 1,500 km. uzakta bir ülke. Biz o gösterileri nasıl kışkırtabiliriz? İran’la 1979’a kadar çok iyi ilişkilerimiz oldu. Mollalar rejimi kurulduktan sonraysa İran İsrail’i yok etmek için her türlü çareye baş vurdu. Bizim derdimiz İran halkıyla değil, rejimiyledir. İran rejimi İsrail’e karşı nükleer silah kullanmak bile istedi, ta ki onların nükleer tesislerini yok etmemize kadar...”
Ne kadar ilginç, değil mi? Daha düne kadar esamisi pek okunmayan Azerbaycan, Karabağ Savaşı’ndan sonra İsrail’le neredeyse dost, kardeş oluverdi. Öylesine bir ahbaplık ki İsrail’in Türkiye’yle arasındaki sorunların çözülmesi amacıyla arabuluculuk rolü bile üstlendi.
Eee, kolay değil. Azerbaycan’ın rahmetli Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’le Türkiye’nin dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, iki ülke arasındaki dostluğu anlatmak için şu sloganı kullanmışlardı: ”Tek millet, iki devlet.”
Azerbaycan’ın halihazırda Türkiye ve İsrail arasında arabuluculuk yapması diplomatik açıdan olumlu bir adım. Ancak, anlayamadığım Türkiye ve İsrail’in, meselelerini kendi aralarında halletmeleri gerekirken Azerbaycan’ın arabuluculuğuna neden ihtiyaç duydukları. Bildiğim kadarıyla ancak aralarında kanlı savaşlar yaşanan ülkeler sorunlarını çözmek zorunda kalma aşamasına geldiklerinde direkt temasları ya da aralarında diplomatik ilişkileri olmaması nedeniyle bir arabulucu ya da hakeme baş vururlar. Oysa Türkiye’yle İsrail arasında yetmiş yedi yıldır diplomatik ilişkiler sürüyor. İsrail devleti 1948’de kuruldu. Mart 1949’da Türkiye İsrail’i tanıyan ilk devletlerden birisi oldu. İkili ilişkiler zaman zaman düşük, örneğin maslahatgüzarlık düzeyine indirilse bile hep varlar. Yoksa Ankara ve Tel Aviv arasında gizli bir savaş yaşandı da bizler mi bilmiyorduk?