“Bu İş Sandığımızdan Zor”; Ama Regl Olan Kadınlar Bunu Zaten Uzun Zamandır Yaşıyor
İklim krizinin çözümü için milyarlarca dolar yatırım yapan ve küresel politikaları etkileyen Bill Gates çözüme ilişkin endişelenmeye başlamış gözüküyor. Oysa Gates’in kaygılarının başladığı yerde, kadınlar çoktan krizin en ağır bedelini ödüyorlar.
Gates geçtiğimiz günlerde bir mektup yayınladı, “Three Tough Truths About Climate”. İklim krizine dair tonunu değiştirmiş olan Gates mealen diyor ki;
- Enerji dönüşümü beklenenden yavaş.
- Siyasi irade zayıf.
- Bazı sektörlerde net sıfır neredeyse imkansız.
- Ve geçiş, hayal edilenden çok daha sancılı olacak.
2021’de yayımladığı How to Avoid a Climate Disaster kitabında ne demişti Gates: Net sıfır olmak ve Dünyayı iklim felaketinden kurtarmak mümkün, bunun için hem mevcut teknolojileri genişletmek hem de yeni çözümler geliştirmek gerekiyor.
Gates’in mektubu, teknoloji iyimserliğinin yerini temkinli bir yüzleşmeye bıraktığını gösteriyor.
Gates geri adım mı attı ? Hayır bu bir geri adım değil. Aksine, geç kalmış bir yüzleşme. Ama asıl mesele şu: Bu zor gerçekler, bazı insanlar için zaten uzun zamandır hayatın ta kendisi.
Bu yazı sadece bir analiz değil, bir saha notu
Bu yazıyı yazarken önümde yalnızca Bill Gates’in mektubu yok. Önümde bir de Konuşmamız Gerek Derneği’nden Psikolog Yüksel Aybacı Serinel ile yaptığım röportajının notları duruyor. Konumuz şuydu, “İklim krizinin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkisi. Özellikle de regl yoksulluğu.”
Burada teori yok. Gelecek senaryosu yok. İklim Krizi dahil yaşanan afetlerdeki kadınların ve kız çocuklarının durumu var.
Psikolog Yüksel Aybacı Serinel’in aktardıkları, sahadaki gerçekliği çok net gösteriyor:
- Temiz suya erişemeden regl olmak
- Tuvaleti olmayan çadırlarda mahremiyet aramak
- Pedini değiştiremediği için enfeksiyon riskiyle yaşamak
- Regl olduğu için okula gidemeyen kız çocukları
- Afet sonrası bakım yükünün daha da artması
Yaşamıyor olmanız yok olduğu anlamına gelmez. İklim Krizi demek, temiz suya erişime zorlanmak demek, İklim krizi demek göçler demek, yani konforsuz plansız programsız yer değiştirmeler demek.
Gates’in “imkansız” dediği yerde, kadınlar çoktan sınırı aşmış durumda. Bill Gates’in yeni tonu şunu söylüyor: Krizi aşmak sancılı olacak. Oysa psikolog Serinel’den öğreniyoruz ki; Kadınlar için bu sancı zaten yaşanıyor. Hatta çoğu zaman görünmez bırakılıyor.
Küresel iklim tartışmaları masalarda dönerken:
- Karbon piyasaları konuşuluyor
- Teknoloji yatırımları tartışılıyor
- Net sıfır hedefleri yazılıyor
Sahada ise soru şu kadar basit, Ped var mı? Su var mı? Güvenli tuvalet var mı?
Bu sorular, iklim krizinin soyut değil, son derece somut bir mesele olduğunu hatırlatıyor.
Yeni olan kriz değil, yüzleşme. Belki de en dürüst cümle şu olur; İklim krizinin “zor” olduğu bilgisi yeni değil. Yeni olan, bu gerçeğin artık küresel güç merkezlerinde de açıkça kabul edilmeye başlanması.
Ama bu gerçek:
- Kadınların bedeninde
- Yoksulların hayatında
- Afet bölgelerindeki çocukların gündeliğinde zaten uzun zamandır yaşanıyor.
İklim adaleti, sadece karbon değil, onur meselesidir Eğer iklim krizini gerçekten çözmek istiyorsak artık şu soruları sormak zorundayız:
- Politikalar hazırlanırken regl yoksulluğu masada mı?
- Afet planlarında mahremiyet ve hijyen düşünülüyor mu?
- Kadınların deneyimi veri olarak kabul ediliyor mu?
Çünkü iklim krizi sadece çevresel bir mesele değil. İklim krizi: İnsan bedeni, insan onuru ve eşitlik meselesidir. Ve bunu bana en net gösteren şey, Bill Gates’in mektubu değil, bir kadınla, bir psikologla, sahadan gelen bir sesle yaptığım röportaj oldu.