İyi Parti’nin Ankara’da bir otelde gerçekleştirdiği “İyilik İçin Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı”nın ilk günü yoğun bir katılımla tamamlandı. Toplamda 10 oturum halinde düzenlenen çalıştayda; basın özgürlüğünden parlamenter sisteme, çocuk adaletinden dijitalleşmeye kadar Türkiye'nin hukuk ve adalet gündemi çok boyutlu olarak ele alındı.
Basın özgürlüğü ve dezenformasyon sansür gölgesinde tartışıldı
"Basın Özgürlüğü ve Dezenformasyon" oturumunda konuşan İyi Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, basın hürriyetinin tüm temel hakların garantörü olduğunu vurguladı. Gazeteci Nursun Erel, sorgulanamayan diploma meselesi üzerinden sansüre dikkat çekerken, Mustafa Balbay gazetecilerin yazmaması için her türlü baskının uygulandığı bir tablonun varlığına işaret etti. Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma dikkat çeken Murat Ağırel ise "Bu ülkede kafayı yememek için kafayı yemiş olmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. Oturumda söz alan Deniz Zeyrek ise İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun açılış konuşmasına atıfta bulunarak, hayatı boyunca sol görüşlü bir birey olarak Türk milliyetçisi bir liderin söylemlerinde hiçbir itiraz noktası bulamadığını belirtti.
Tek adam rejimi ve kuvvetler ayrılığı krizi
"Adil Yargılanma ve Toplumsal Uzlaşı" ile "Üniter Devlet ve Parlamenter Sistem" başlıklarında ise mevcut yönetim sistemi sert şekilde eleştirildi. CHP’deki mutlak butlan tartışmalarına değinen Avukat Ruşen Gültekin, bu durumu "İcra hukuk mahkemesinden idam kararı almak" olarak nitelendirdi. Emekli Albay Orkun Özeller mahkeme kararlarına kuşkuyla yaklaştığını ifade ederken, Avukat Turgut Kazan parlamentonun işlevsizleştiğini ve her şeyi tek bir kişinin yönettiğini vurguladı. Askeri Hâkim Mustafa Çalış, uğradığı zulmün hesabının hukuk önünde sorulması gerektiğini belirtirken, Prof. Dr. Ersan Şen Türkiye’nin en köklü sorununun kuvvetler ayrılığının yok edilmesi olduğunu savundu.
Yargının memurlaşması ve mesleki itibar kaybı
"Yargının Sacayakları: Mesleki Sorunlar ve Itibar" oturumunda konuşan YARSAV Eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, "Tek adamlık sisteminde yargıçlar da bakanlar da memurlaştı" diyerek kamusal dönüşüme dikkat çekti. Prof. Dr. Fikret Eren, en bağımsız olması gereken devlet organının tamamen siyasal iktidarın hizmetine sunulduğunu ifade etti. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ise avukatlık mesleğinin en birincil sorununun yargı bağımsızlığı olduğunu vurguladı.
Üniter devlet yapısı ve çocuk koruma politikaları
Prof. Dr. Bedii Süheyl Batum, iktidar partisinin tek başına anayasa yapabilme bilincinden uzak olduğunu savunurken, hukukçu gazeteci Taha Akyol Türkiye'nin doğal ve korunması gereken geleneksel sisteminin üniter devlet olduğunu hatırlattı. "Çocuk Adalet Sistemi: Koruyucu ve Önleyici Politikalar" oturumunda ise dijital dünyanın tehlikelerine dikkat çeken Emekli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Av. Kerim Yılmaz, sanal dünyadaki şiddetten ailelerin habersiz olduğunu belirtti. TBB Çocuk Hakları Komisyon Sözcüsü Av. Özcan Güven ise eğitimin temel amacının ideolojik nesiller yetiştirmek değil, iyi insan yetiştirmek olması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.