Vasatta eşitlendik
Kişilerin, kurumların, ülkelerin ve diğer tüm sosyolojik yapıların, kendilerini sürekli olarak yenilemeleri, geliştirmeleri, olumsuz yanlarını onarmaları teorik olarak olsa da beklenir. Gelişme olarak adlandırabileceğimiz bu değişim büyük ölçüde bilinç ile gelişme arzusu ile doğru orantılıdır.
Bu sosyolojik yapılardan ülkeler söz konusu olduğunda gelişim, ülkeyi yönetenlerin varoluş nedenidir, ana işlevidir. Bu işlev esas olarak, halkın refahını arttırmak, çalışana, üretene destek vermek, refah seviyesi yüksek yarınlar için yol açmak, daha huzurlu, mutlu bir toplum yaratmaktır. Bunun için başarılı, çalışkan bireylerin ödüllendirilip, önünün açıldığı bir ortamın yaratılması ana hedef olmalıdır. Doğal olarak, yaratılan bu ortam bizi her alanda yüksek standartlara taşıyacaktır.
Fakat bizde süreç bu olması gerekenden çok farklı gelişti. Özellikle son yıllarda yaşadıklarımıza ve ülke koşullarına baktığımızda, gelişen değil de vasatta buluşan bir toplum olduğumuz açıkça görülmektedir. Bilgi, emek adalet ve aidiyet duygusu gibi kavramlar değersizleştirildi.
Uzun yıllar aynı kategoride değerlendirildiğimiz birçok dünya ülkesi, son 20-30 yılda pek çok alanda atılımlar yapıp farklı bir kategoriye geçerken, biz ülke olarak kendi içimizde vasatlaşma, bir başka deyişle vasatta eşitlenme sorunu yaşarken, uluslararası alanda da genel olarak geri kalmaktayız.
Vasatlaşma, vasatta eşitlenme, toplumun lokomotifi olan, yukarılara taşıyan alanlarda bizi sürekli olarak aşağıya çeken önemli bir sorun olarak kimi zaman bir bakış açısını, kimi zaman da pratik durumu ifade ediyor.
Örneklerle devam edelim.
Eğitim, ülkemizin her zaman başlıca sorunlu alanlarından biri olagelmiştir. Eğitim sistemi, eğitimin kalitesi, fırsat eşitliği öteden beri geniş toplum kesimleri tarafından eleştirilir. Her şeye rağmen bu ülkenin çok başarılı, üst düzey eğitim veren kurumları vardı. Geldiğimiz nokta itibarıyla ilkokulundan üniversitesine kadar çok başarılı ve köklü tüm eğitim kurumlarının seviyesi sürekli olarak düşmüş, vasatlaşmış, bir başka deyişle eğitim kurumları vasatta eşitlenmiş durumdadır.
Toplumun geneline yayılan bu eğitime bakış açısı sonuç olarak eğitimli bireyleri değersizleştirmiş, eğitimlilerle eğitimsizleri vasatta eşitlemiş görünmektedir.
Vasıfsızdan beyaz yakalı diye adlandırılan kesime kadar farklı eğitim ve beceri gerektiren çalışan sınıfları arasındaki ücret farklılıklarının zamanla azalmış olması, eğitimin yüksek hayat standardı için birincil faktör olmadığının görülmesi yine eğitim ve beceriyi değersizleştirmiş, sıradanlaştırmış ve çalışanları da vasatta eşitlemiş görünmektedir.
Yüksek prim ve çalışma süresine sahip olup, gelecekte yüksek emekli maaşı hayali kuran emeklilerin maaşı baskılanarak, en düşük emekli maaşı ile arasındaki fark gitgide kapanmış, hayal kırıklığına uğramışlardır. Sonuçta emekliler de vasatta eşitlenmiş görünmektedir.
Yazılı ve görsel yayın organlarında boy gösteren gazeteciler, siyasetçiler vs. gitgide vasatlaştılar.
Bizim yeni standardımız olarak görünen ve bir yükselen değer olarak itibar görüp toplumun geneline yayılan vasatlık, vasatlaşma bugünümüz ve yarınlarımız adına son derece endişe vericidir.