Dalgalarla gelen umut: Hatay’da sörf ve sürdürülebilir gençlik
Sürdürülebilirlik deyince çoğu zaman aklımıza önce doğa geliyor: Su, toprak, hava, denizler, ormanlar… Oysa sürdürülebilirlik yalnızca dünya kaynaklarını korumak değil; insanı, umudu, gençliği ve geleceği de koruyabilmek demek.
Son günlerde okullardan gelen acı haberler hepimizi derinden sarsıyor. Çocukların birbirine zarar verdiği, gençlerin öfkeyle, şiddetle, umutsuzlukla anıldığı bir dönemde şu soruyu sormamız gerekiyor: Biz gençlere nasıl bir hayat alanı açıyoruz?
İşte Hatay’da, Samandağ sahilinde başlayan sörf hikâyesi tam da bu soruya verilmiş çok güçlü bir cevap gibi. Hatay Sörf Okulu / Hatay Sörf Merkezi; Deniz Toprak, Derya Gümüş Türkoğlu ve Cemal Akar tarafından kuruldu. Hikâyenin başlangıcı ise deprem sonrası döneme uzanıyor. İstanbul’da yaşayan, Sri Lanka’da sörfle ilgilenen Deniz Toprak, depremden sonra Hatay’a geliyor. Samandağ sahilini, uçsuz bucaksız denizi ve büyük dalgaları görünce burada sörf yapılabileceğini fark ediyor.
Ama bu yalnızca bir spor fikri olarak kalmıyor. Çadırlarda yaşayan, umutsuzluğun içinde kalan çocuklara bir nefes alanı açma çabasına dönüşüyor. İlk çağrıya yalnızca birkaç çocuk katılıyor. O çocuklardan bazıları denizden korkuyor ama aynı zamanda sörf tahtasının üzerine çıkma fikri onları heyecanlandırıyor. İçlerinden biri, birkaç ay önce denize girmekten çekinirken, 2023 Türkiye Dalga Sörfü Şampiyonası’nda 18 yaş altı Türkiye şampiyonu oluyor. Bu, yalnızca bir başarı hikâyesi değil. Bir çocuğun hayatının yön değiştirmesi demek.
Sörf, doğayla kavga eden değil, doğayla uyum kuran bir spor. Bir motoru yok, yakıtı yok, doğayı yeniden şekillendirme ihtiyacı yok. Dalga varsa sörf var. Rüzgâr, deniz, beden ve denge var.
Bu hafta İklimden Bi Haber podcast yayınıma aldığım Derya Gümüş Türkoğlu’nun söylediği gibi, sörfçüler yalnızca denize girmez; denizle bağ kurar. Hatta çoğu zaman sörf yapacakları alanı önce temizlerler. Kirli bir sahilde sörf yapmak istemezler. Bu davranış çocuklara da, ailelere de, çevredeki insanlara da örnek olur.
Hatay Sörf Merkezi bugüne kadar yaklaşık 2 bin çocuğa ulaşmış. Bu yalnızca 2 bin çocuğun sörfle tanışması değil; 2 bin çocuğun denize, doğaya, kendine ve geleceğe başka türlü bakmaya başlaması demek. Deprem sonrası Hatay’da en büyük kayıplardan biri de umuttu. İnsanlar yalnızca barınmayı, yemek bulmayı, hayatta kalmayı düşünürken çocukların ruh hali çoğu zaman ikinci planda kaldı. Oysa çocukların da yeniden hayal kurmaya ihtiyacı vardı.
Sörf onlara bunu verdi.
Bir tahta üzerinde dalgaya karşı durmak, aslında hayata karşı da yeniden ayağa kalkmayı öğretiyor. Düşüyorsun, yeniden çıkıyorsun. Dalga seni indiriyor, tekrar deniyorsun. Korktuğun deniz, zamanla seni taşıyan şeye dönüşüyor. Bu yüzden bu hikâye sadece spor değil; toplumsal iyileşme hikâyesi.
Bugün okullarda yaşanan şiddet olaylarını konuşurken, çocukların ve gençlerin hayatına sporun, sanatın, aidiyet duygusunun, sağlıklı toplulukların ne kadar gerekli olduğunu da konuşmak zorundayız. Gençleri yalnızca “başarılı öğrenci” olmaya değil; iyi, güçlü, özgüvenli, duyarlı bireyler olmaya da hazırlamalıyız.
Sürdürülebilir gençlik dediğimiz şey biraz da budur.
Bir çocuğun kötü alışkanlıklardan uzak durması, kendine güvenmesi, bir topluluğa ait hissetmesi, doğaya saygı duyması, hayal kurması… Bunların hepsi geleceğin sürdürülebilirliği ile ilgilidir.
Hatay’da bu hikâyenin şimdi yeni bir aşaması var. Türkiye 18 Yaş Altı Dalga Sörfü Şampiyonası’nın Mayıs ayında Hatay’da yapılması planlanıyor. Tarih, dalga durumuna göre netleşecek. Türkiye’nin farklı yerlerinden genç sörfçüler Hatay’a gelecek. Hataylı iki genç, Kenan Doğru ve Haydar Esmer, milli sporcu olarak bu yolculuğun en güzel örneklerinden biri oldu.
Bir zamanlar korkulan Samandağ denizi, şimdi gençlerin hayal kurduğu, yarıştığı, güçlendiği bir alana dönüşüyor. Belki de mesele tam olarak bu:
Doğayla savaşmadan, doğayı tüketmeden, gençleri de tüketmeden yeni bir gelecek kurmak.
Hatay’ın dalgaları bugün bize bunu söylüyor:
Bazen bir çocuğun hayatını değiştirmek için büyük cümlelere değil, doğru zamanda uzatılmış bir sörf tahtasına ihtiyaç vardır.
Teşekkürler Deniz Toprak, teşekkürler Cemal Akar ve teşekkürler Derya Gümüş Türkoğlu.