Bir aktörden fazlası: Tom Hanks'in Abraham Lincoln yolculuğu ve tarihle yüzleşmek
Sinema ve Hollywood dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden ve girdiği her rolün hakkını fazlasıyla veren bir isim Tom Hanks. Ve bu performanslarından en güzelini verebileceği bir karakterle çıkacak yakında karşımıza. Hanks’in ABD'nin 16. Başkanı Abraham Lincoln’ü canlandıracak olması eminim ki ben başta olmak üzere birçok kişide heyecana yol açmıştır. Usta oyuncunun, Amerikan tarihininin en karizmatik figürleri arasında belki de başı çeken Lincoln’ün; iç dünyasına, omuzlarındaki ağır yüke ve yasına nasıl hayat vereceğini izlemek eski günlerini mumla arayan beyazperdede bir ışık yakma anlamına gelebileceği de düşünüyorum. Fakat bu duruma sadece başarılı bir aktörün önemli bir role hayat verecek olması olarak bakarsak altında yatan derin anlamı es geçmiş oluruz.
Büyük resmi görmek için biraz geçmişe gitmemiz gerekli… Tom Hanks, 2021 senesinde The New York Times için oldukça çarpıcı bir yazı kaleme almıştı. Yazıda, 1921 yılında Oklahoma’da gerçekleşen ve beyaz ırk tarafından siyahi mahallesinin yok edildiği Tulsa Katliamı’nın, okul yıllarında kendi jenerasyonuna öğretilmediğini büyük bir samimiyetle itiraf etmişti. Amerikan eğitim sistemini ise ‘tarihi beyazlaştırmakla’ sert bir dille eleştirmişti. Hanks’in savunduğu; tarihin sadece kahramanlık hikayeleri ve zaferlerle değil; ırkçı katliamlar ve karanlık taraflarla da yüzleşerek anlatılması gerektiğiydi.
Hollywood efsanesinin ırkçılığa karşı gösterdiği duruş bu yazıyla da son bulmamıştı. Kariyeri boyunca, sahip olduğu imtiyazların farkında olduğunu defalarca dile getiren Hanks, sistemik ırkçılığın Amerikan toplumunda açtığı yaralara da sık sık dikkat çekmeyi ihmal etmemişti. Sadece bununla da kalmamış; yalnızca ‘ırkçı olmamanın’ yetmediğini, aktif olarak adaletsizliğin karşısında duran bir tavır takınılması gerektiğini de söylemiştir. Hanks, tarihsel gerçekliklerin hasır altı edilmesinin toplumsal iyileşmenin önündeki en büyük engellerden olduğunu da birçok defa vurgulamıştı.
Tam da saydığım tüm bu sebeplerden ötürü; Tulsa Katliamı için sesini duyurabildiği kadar duyuran birinin, ABD’de köleliği kaldıran isim olan Abraham Lincoln’ü canlandıracak olması bu durumu daha da değerli bir hale getiriyor.
Tom Hanks, bir yandan Amerikan tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Tulsa Katliamı'nın geniş kitlelerce bilinmesi ve tarihsel yüzleşme yaşanması için çaba harcarken; diğer yandan köleliği kaldıran o devasa lidere hayat vererek Amerika'nın ırkçılık, kölelik ve sivil haklar tarihiyle sinema ve yazarlık üzerinden çok güçlü bir şekilde ilgilenmeye devam ediyor. Bu durum, Hanks'in yalnızca bir aktör olarak değil, Amerikan tarihinin hem aydınlık hem de travmatik mirasını deşen bir "tarih anlatıcısı" olarak konumlandığını gösteriyor.
Tom Hanks’i eşsiz kılan ve onu bu gayriresmi "tarih anlatıcısı" misyonuna hazırlayan şey ise geçmişteki performanslarında gizli. Kariyeri boyunca birçok tarihi figüre ve gerçek hayatta yaşamış önemli kişiye büyük bir ustalıkla hayat veren Hanks'in biyografik filmlerdeki performansı, Lincoln rolünde bizi nelerin beklediğine dair güçlü ipuçları barındırıyor:
* Chesley "Sully" Sullenberger: Sully (2016) filminde, arızalanan bir yolcu uçağını Hudson Nehri'ne indirerek mucizevi bir kurtuluşa imza atan kahraman pilotu canlandırdı.
* Kaptan Richard Phillips: Kaptan Phillips (2013) filminde, gemisi Somalili korsanlar tarafından kaçırılan ve rehin alınan Amerikalı kaptana hayat verdi.
* James B. Donovan: Casuslar Köprüsü (2015) filminde, Soğuk Savaş döneminde tutuklanan bir Sovyet ajanı ile esir alınan bir Amerikalı pilotun takasını müzakere eden Amerikalı avukatı oynadı.
* Fred Rogers: Mahallede Güzel Bir Gün (2019) filminde, Amerikan televizyon tarihinin en sevilen çocuk programı sunucularından biri olan Mister Rogers'ı canlandırdı.
* Jim Lovell: Apollo 13 (1995) filminde, aya gitmek üzere fırlatılan ancak uzayda büyük bir arıza yaşayan Apollo 13 görevinin komutanı olan astronotu oynadı.
* Walt Disney: Mr. Banks (2013) filminde, Mary Poppins'in film haklarını almak için yazar P.L. Travers'ı ikna etmeye çalışan efsanevi yapımcı Walt Disney'e hayat verdi.
* Ben Bradlee: The Post (2017) filminde, Pentagon Belgeleri'nin yayınlanma sürecinde Washington Post gazetesinin efsanevi genel yayın yönetmenini canlandırdı.
* Charlie Wilson: Charlie Wilson'ın Savaşı (2007) filminde, Sovyet-Afgan Savaşı sırasında Afgan mücahitlere gizli yollardan silah sağlanmasına öncülük eden Teksaslı kongre üyesini oynadı.
* Albay Tom Parker: Elvis (2022) filminde, Elvis Presley'nin kariyerini yönlendiren, tartışmalı ve manipülatif menajeri Albay Tom Parker karakterini canlandırdı.
Hanks’in tüm bu isimlere kattığı insani derinlik düşünüldüğünde, Abraham Lincoln gibi çok katmanlı, acılı ama dönüştürücü bir liderin onun yorumuyla nasıl ete kemiğe bürüneceği şimdiden büyük bir merak konusu. Ancak bundan daha da önemlisi; kendi ülkesinin karanlık geçmişini, okullarda okutulmayan katliamları cesurca dile getiren bir aktörün, Amerika'nın en büyük günahı olan köleliği bitiren adama hayat verecek olmasıdır. Tom Hanks, bu rolle sadece bir başkanı değil, bir ulusun kendi vicdanıyla olan bitmek bilmez hesaplaşmasını da beyazperdeye taşıyacak.