Bir hoş sada bırakıp gitti
Yatsı namazını kıldıktan sonra Sedefçiler Camiinden çıktılar. Çatır çatır ayazlı bir gecede Çemberlitaş’ı geçtiler ve Hoca Rüstem sokağına girip, konağa ulaştılar. Girişteki sofaya kurulmuş olan büyük çini sobanın etrafına toplandılar. Isındılar.
Masa da masaymış ha
Akşam saatlerinde her zaman olduğu gibi Küçük Bedesten tarafından gelen gürültüler artınca, adam buzlu camlı ahşap kapıyı kapattı. Masaya anahtarlarını koydu. Bakır vazoya çiçekleri koydu.
Çiçekler, yaşam kahkahalarımız
Milyonlarca yıldır çiçeklerin dikenleri var ve milyonlarca yıldır koyunlar çiçekleri yiyorlar. Çiçeklerin hiçbir işlerine yaramayan dikenleri neden büyüttüklerini anlamaya çalışmak gereksiz bir şey mi?
Kız Kulesi bir sevda masalıdır
İnce uzun, ışıltılı bir kızdı. Gözleri gün ışığına göre renk değiştirirdi. Sabahları, içinde kandil sarısı ışıklar gezinen munis bir yeşil, öğlen huzur verici bir Prusya mavisi, akşam boğaz suları gibi tehlikeli anaforların çaktığı karanlık bir yosun kızıllığı…Annesiyle yaşardı ve hep yalnızdı.
Ağustos böceği ile karınca
Sonunda beklediğim gün geldi çattı adamım. Bayıltıcı çiçek kokularının burnuma dolmasından, etrafımdaki her şeyin, tüm o yıldızların, çiçeklerin, bende önce esaslı bir ağlama, birkaç dakika sonra da deli gibi gülme isteği yaratmasından, beklediğim günün yaklaştığını biliyordum zaten.