“Yatarken sadece birkaç damla parfüm giyerim”
“Eve girme vakti geldi Norma Jeane”. Ağaçlıklı ve uzun bir yol boyunca yan yana sıralanmış, birbirinin tıpatıp benzeri tek katlı evlerden birinin penceresinden kendisine seslenen annesine hiç itiraz etmedi. “Biraz daha oynayayım anne lütfen” demedi.
Kedilere güzelleme
Yıllar önce. Yalnız, yorgun ve iyice umutsuz günlerimden biri daha. Hangisi olduğunu şimdi çoktan unuttuğum bir yılın ama unutmadığım bir nisan ayının ilk haftaları. Hüzünlü bir akşamdan sonra saatler hızla geçmiş ve vakit gecelere dayanmış.
Hasretinden prangalar eskittim
Gece karanlık. Yıldızsız ve aysız bir gök. Büyücek bir fenerin ölgün ışığının üstünkörü aydınlattığı karanlık bir tepenin önüne sıralanmış insanlar. Kimi gözünü, kimi kulağını kapatmış, bir tanesi de son bir umutla bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Farelerden korkmayalım
Üzerinde siyah bir at ile kıvrımlı geyik boynuzları resmedilmiş bir pul bulunan zarfı heyecanla açtı. Kısacık mektupta, “Yeterli şartları taşımadığınızdan ötürü, üniversitemize öğrenci olarak kaydolmak isteğinizin reddedildiğini üzülerek bildiririz” diye yazıyordu. Acı acı gülümsedi.
İstanbul’un orta yeri sinema
İstanbul'a hüzünlü bir akşam iniyor. Çok aşağılarda, yorgun ve varacakları limanlar belirsiz şilepler, öylece Karaköy’e sığınmış duruyor. Kımıltısızlar. Birazdan aktör Sadri Alışık Karaköy meydanını sarhoş adımlarla geçip, Yüksekkaldırım’dan yukarıya tırmanacak.