Gerçekten güzel abarttı…
Yakası kürklü kaftanını ve altı dilimli “alim” kavuğunu çıkardı. Canfesten yapılmış kocaman bir mendille yüzündeki terleri sildi. Oturdu. Soluklandı ve sabahtan beri defalarca yazdığı rakamları yeniden inceledi. Tutmuyordu.
Hiç unutulmayan “Fahriye Abla”
Beyazıt Camii’nden akşam ezanı yükselirken, önündeki geniş meydana bakmaya devam etti. Biraz sonra beklediği misafir de karşıdan göründü. Ayağa kalktı. İki adam tokalaştılar. Beyazıt’ın ünlü ‘Çınaraltı’ kıraathanesinde bir masaya oturdular. Bir iki hal hatır sorusundan sonra asıl konuya girdiler.
Erguvan renkli kadınlar
Şairin dediği gibi, “Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor. ” Onca telaşın ve koşuşturmanın arasında ben fark edemeden bir mayıs ayı daha gelmiş. Avarelik ve firar günleri için biçilmiş kaftan ama dışarıya çıkamadığım için ancak pencereden seyredebiliyorum ortalığı… Ağaçlara bakıyorum.
Anne Frank’ın hatıra defteri
(4 Ağustos 1944)“Sevgili Kitty, İki yıldır duyduğum ama hala alışamadığım günlük seslerle uyandım. Sandalyeler çekiliyor, yataklar katlanıyor, örtüler toplanıyor. Kalkmak istemiyorum. Ötekilerin aynısı olacak bir başka güne daha başlamak istemiyorum. Karnım ve kasıklarım sancıyor. Midem bulanıyor.
Kadınlar ve Saçları
Yeni evli Della ile Jim, birbirlerine çılgınlar gibi aşıktılar. Yirmi bir yaşındaki Jim ile henüz on sekizindeki güzeller güzeli Della. Mahallenin bütün öteki sakinleri gibi, dayanılması zor bir fakirlik içindeydiler. Jim bulabildiği her işte çalışıyordu.