İstanbul
Parçalı az bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,0363 %0.04
55,5333 %-0.06
6.558,99 %0.11
83.406,76 %0.22

Zirve içinde Zirvelerden Haberler

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Zirve içinde Zirvelerden Haberler

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun New York'taki üst düzey görüşmeleri 22 Eylül de konuşmalar, ikili toplantılar, karşılıklı suçlamalar, protesto edilen oturumlar, abartılı övgüler ve yergilerle 26 Eylül’de tamamlandığında somut olarak ne elde edildiği pek anlaşılamadı. Yine yaklaşık 130 devlet ve hükümet başkanının kalabalık heyetleriyle toplantılara katılması, kendi vergi mükellefleri hesabına yaptıkları israfı yine gözler önüne serdi. Zirvelerden yeryüzünü görmek kolay olmadığı için,  BM’in 81. Genel Kurulunda sahne alan liderler, ülkelerinin veya başka ülkelerin bilindik sorunlarını yeniden gündeme getirdi. Ama kibirli ifadelerinde bilip de bilmezlikten, görüp de görmezlikten gelinen birçok sorun belki “şimdi yeri değil” diye konuşulmadı. Kesilen kolun yen içinde kalınca kokacağı yine umursanmadı. Derin yoksulluk dillere pelesenkti. Ama yoksulluğa neden olan etkenlerden derin yolsuzluk konuşulmadı. Bazısı içinse, bu yılki BM zirvesinin, burnunun dibinde cereyan eden ve milyarlarca Dolar’la dili zorlayan yepyeni bir yolsuzluğun ifşa arifesi olduğu bilinmiyor muydu? 

Hamasi Temanın İçi Doldurulamayınca

Bu yılki tema "Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir BM" olarak belirlenmişti. Ama ne güven tesisi mümkün oldu. Ne de dönüşümü yönetmenin incelikleri üzerindeki ayrıntılar açıklandı. Hiçbir soruna çözüm üretemeyen BM ile ilgili reform çalışmaları olup olmadığını da öğrenemedik. Dünyanın dört bir yanında bulunan BM barış güçlerinin, bölgesel savaşları, savaşların yarattığı insani felaketleri engelleyemediği gerçeği bir yana, açlıkla mücadele etmek için hazırlanan yardım programlarının yetersiz kaldığı itiraf edilse bile, bu adeta bir sirkat ifşasıydı. Uluslararası kuruluşları itibarsızlaştıran ABD yaklaşımı, kuşkusuz BM’in de etkinliğini azaltmış durumda. Bu açıdan ev sahibi sıfatıyla Trump’ın yine 50 ila 100 kelimenin dar çerçevesinde yaptığı konuşma, formalite gereği alkışlandı. Tarife savaşlarından yorgun dünya ticaret sistemi, BM genel kurulu gündeminde fazla yer almadı. Zaten alamazdı. Trump’ın günü gününe uymayan kaprisli hışmına uğrayan ülkelerin liderleri başlarını dik tutmaya devam etti. Ama bunların alternatif arayışları dikkat çekti.

Suçlamalar ve Savaşların Gölgesinde Uzlaşma Arayışı 

BM zirvesi, İran ve Ukrayna'daki savaşlarla Orta Doğu'daki gerilimlerin gölgesindeydi. Buna rağmen iklim değişikliği, yapay zekâ, sürdürülebilir kalkınma, yeni bir salgına hazırlık ve diğer küresel sorunlara değinildi. Pezeşkiyan’ın konuşması bir kez daha savaşın başında Türkçe olarak okuduğu şiiri hatırlattı. “Geçme namert köprüsünden; Ko aparsın seller seni; Yatma tilki gölgesinde bırak yesin aslan seni”. Ülkesinin mağduriyetini anlattı. ABD füzelerinin hedefi olan kız okulunu hatırlattı. Savaşı tercih etmediklerini, ancak saldırılar sürdükçe direneceklerini dünyaya ilan etti. Lula da Silva’nın, Mahmut Abbas’ın ve Zelenski’nin konuşmaları bilinenlerin tekrarıydı. Netanyahu menfur muamelesi gördü. Ama Rusya adına konuşan Lavrov, “küresel Güney ve Doğu” ülkelerini, yeni kalkınma merkezleri olarak değerlendirdi. “500 yıl Batı, onlara kendi kurallarını dayattı. Ama artık bunun sonuna gelindi” dedikten sonra Putin'in, "tek hegemonun kontrolsüz diktatörlüğü tehlikeli," sözünü tekrarlayarak, adeta Rusya’nın Ukrayna’daki varlığına meşruiyet aradı. ABD'nin Venezuela'yı işgalini, kınadı. İran'a yapılan saldırıları zorba bir dayatma olarak niteledi.

Beşten Büyük Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede, örgütün uluslararası barış ve güvenliği koruma amacını yerine getirme başarıldığını sorguladı. Savaşlara seyirci kalınmasının nedenini, Güvenlik Konseyinin bileşimine ve veto hakkına bağladı. Güvenlik Konseyi ve BM’de reform gerekliliğini vurgulayarak Türkiye’nin gerekeni yapmaya hazır olduğunu söyledi. Dünya elbette beşten büyük. Ama 2022 de ısrarlı talepler doğrultusunda beş daimi üyeden veto hakkını kullananın neden bu hakkı kullandığını açıklaması kuralı getirildiği halde başka değişikliğin yapılamamasının yapısal ve hukuki nedenleri var. Bu nedenle Cumhurbaşkanının hatırlatmasına rağmen reform girişimi başlasa bile bu kuralın hızla değişmesi pek beklenmemeli. Tabii eğer Türkiye BM Güvenlik konseyinde olsaydı böyle bir değişikliği ister miydi sorusu da havada kalıyor. Ancak şurası muhakkak ki BM’ in bu yıl ki temaya uygun bir şekilde örgüte olan güveni yeniden tesis etmesi önemli. Bu dönüşümü nasıl yapacağı veya bir dönüşüm iradesi gösterip gösteremeyeceği belirsiz. Rusya- Ukrayna, İran-ABD, savaşlarına çözüm üretmesi ve Yemen’de Husi’leri durdurabilmesine de imkân yok.

Zirve İçinde Zirve

 Bu durum, ikili veya bölgesel çözüm çabalarının çok taraflılığı gölgede bırakacağını tekrar gösterdi. Nitekim zirve toplantıları sürerken, ABD ve Çin arasında Washington’ da yapılan ikili zirve, on yıl aradan sonra Beyaz Sarayda bir ilk olduğu için dikkat çekti. Trump ve Xi Jinping buluşması, bir uzlaşma zemini arama girişimi gibi oldu. Ancak iki liderin ülkelerinin yapay zekâ alanındaki silahlanma yarışıyla ilgili adım atmamaları eleştirildi. Trump ve Xi, İran ve Ukrayna savaşları ve Tayvan'ın statüsü konusunda konuştular. En önemli açıklama, ikili ticaret alanındaki ateşkesin iki ay daha uzatılmasıyla ilgiliydi. Zirve içinde zirvede Xi “yapıcı stratejik istikrar döneminde, Thukydides tuzağını[1] aşmanın” önemine değindi. Ayrıca MAGA’yı[2]  tekrarlarken bunun bir “kazan-kazan” haline gelmesine yaptığı vurgu önemliydi.

Görev Taahhüdü mü? Aldatıcı Reklam Sloganı mı?

BM Genel Kurulu tamamlandığında Ukrayna ve İran’daki savaşlar, Gazze’deki insanlık dışı saldırılar, Batı Şeria’daki yerleşimci terörü ve Husi’lerin Bab-ül Mandep ve Kızıldeniz’i kapatması durdurulamamıştı. Dünya bu arada, Mocha’nın kahve değil, stratejik önemi olan bir ada olduğunu öğrendi. Bu arada Çin’in Tayvan’la ilgili tutumunu değişmediğini gördük. İran’a yardım edip etmediği de açıklığa kavuşmadı. Suudi Arabistan’ı korumak için oluşturulan Mekke İttifakının işlevi yine anlaşılamadı. Orada ABD’nin Türkiye’ye yapacağı yetki devri yüreğimizi hoplata dursun, gizli gizli, meclise hesap vermeden Suudi Arabistan- Yemen sınırına Türk askerlerinin konuşlandırılabileceği endişesi kadar, kaderlerinde yeni Yemen Türküleri yakma korkusu şimdiden nice ananın yüreğine ateş salmış olmalı. Milyarlarca Dolar’a mal olan BM Genel Kurulu ne işe yaradı? Daha da önemlisi bu yılki temanın bir parçası olan  “herkes için sonuç üreten bir BM", ifadesine ne oldu diye sorarsanız, bunun bir görev tanımından çok aldatıcı bir reklam kampanyası olduğu iyice anlaşıldı.

[1] Thukydides Tuzağı, yükselen bir gücün yerleşik bir egemen gücün yerini alma tehdidi oluşturmasıyla ortaya çıkan sık görülen savaşlar veya yıkıcı sonucu kaçınılmaz hale getiren yapısal gerilim olarak bilinir.

[2] MAGA (Make America Great Again)

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız