Martılar yalnız uçar
“Ben olsam vapurlardan martılara ekmek, simit atılmasını yasaklardım” dedi oğlan. Şirket-i Hayriye adına Manchester’deki Maudslay Sons & Fields tezgahlarında yaptırılmış ve o tarihten bu yana Marmara’nın yorgun sularında istim basan emektar Çengelköy vapurunun güvertesindeydiler.
Temel Reis’in biricik aşkı Safinaz
Hiçbir kadın asla çirkin değildir ve bu kadına da çirkin denilemez ama gelin görün ki, ona klasik anlamıyla “güzel” demek de pek mümkün değil. En iyisi ona “güzelliği biraz daha değişik bir kadın” demek olacak. Kadın çok zayıf, çok uzun boylu. Kolları ve bacakları da incecik.
“Yaş 35, yolun yarısı eder…”
Tören bitti. Müdür Bey’in “iyi tatiller” demesiyle birlikte o da diğerleri gibi kapıya koştu. Süslü demir kapıdan çıkıp, caddedeki cumartesi kalabalığına karıştı. Sınıf arkadaşlarının görmemesi için Balıkpazarı’nın oralarda birkaç sokak değiştirdi. Eskimiş pasajlardan birinden içeriye süzüldü.
Eylül geldi, yalnızlığa alışmalı
Eylül de geldi işte. Günler yavaşça kısalmaya başladı. Akşamlar erken iniyor artık. Yahya Kemal'i daha sık hatırlar olduk. Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa faslındayız. Ortalık yavaşça sarıya dönüyor.
Sırça Fanus’ta bir kelebek
Havagazı fırınını sabahtan beri belki ellinci kez yeniden inceledi. Bu defa kesinlikle başarmalıydı. Her şey dakik bir saat gibi tıkır tıkır işlemeliydi.