Haluk Şahin
[email protected]
Dün de yarın da bugündür. Karmaşık, bulanık, tehlikeli günler….
Yıllardır yazılarımın başında kullandığım “Dün henüz bitmedi, ama yarın çoktan başladı. Bugün günlerden ne? ” sloganını net olarak doğrulayan günler yaşıyoruz. Dün, bugün, yarın, hatta öbür gün…. İç içe. Karmaşık, bulanık, tehlikeli günler…Dev seller altındayız.
Bir yobaz bir yobaza gel seninle beraber yobazlık yapalım demiş
İran-İsrail savaşının teknik ayrıntıları üzerinde duracak değilim. Zaten tüm televizyonlarda “çarıklı erkan-ı harpler”e taş çıkartacak “sırıklı erkan-ı harpler”, şuraya bomba düştü buraya bomba düşmedi türünden ajans haberleriyle her türlü derin (! ) analizi saat başı yapmaktalar.
Los Angeles… Gazze… İstanbul… Görünen köy, kılavuz ister!
Dünyada ve Türkiye’de bir süredir “Ben sana gösteririm! ” yaklaşımı egemen. Diğer duyu yetileri ve becerileri, işitmek, koklamak, dokunmak, okumak, düşünmek bir yana bırakıldı, varsa yoksa göstermek! Hele siyaset dünyası, baştan aşağıya göstermeye dayanıyor. “Göstermelik” de diyebiliriz!
Aileyi robotlar mı kurtaracak
“Aile”nin geleceği tartışılıyor. Bu geleceğin pek parlak olmayabileceğine dair alametler belirdi: Evlilikler azalıyor, boşanmalar çoğalıyor, yeni doğumlar hızla düşüyor…Ciddi sorunlar var. Ne oluyor? Ne olacak? Ne yapılabilir?
Aile için ayrı salonumuz yoktur
Peki çocuklara ve yaşlılara kim bakacak? Gençlik yıllarımızda lokanta ve pastahane gibi yerlerde “Aile için ayrı yerimiz vardır” türünden levhalar görmek pek hoşumuza gitmezdi. Bunu bir tür ayrımcılık olarak görür, “Ne olmuş, bekarsak aç mı kalalım? ” diye itiraz ederdik.