İlkesizlik
Konu ilkesizlik olunca, ilkeli olmanın en son siyasilerden beklendiği bir atmosfer bu kadar hakimken, özne siyasetmiş gibi görünse de toplum olarak nerden tutsan elinde kalıyor, nereden baksan tel tel dökülüyoruz. Siyasetin, bu çok gündemde, göz önünde olma, sebep ve sonuçları itibarıyla yaşamımızı direkt etkileme özelliği nedeniyle onu doğal olarak sanki sorunların da çözümlerinde tek adresi imiş gibi algılamamıza neden oluyor.
Toplumun içinden çıkan ve diğer kesimlerden çok da farklı bir karaktere sahip olmayan siyaset kurumunun temizliği belki de toplum kesimlerinin sorunlarına çözüm adresi olarak görülmesi nedeniyle bu anlamda gerçekten de çok önemlidir.
En temel ve yaygın toplumsal sorunlarımızdan biri olan ilkesizlik, siyaset kurumu söz konusu olduğunda biraz daha fazla canımızı acıtıyor gibi görünmekte. Oysaki ilkesizlik her alanda iliklerimize kadar işlemiş durumda maalesef.
Düşüncelerinde, eylemlerinde tutarlılık kaygısı olmayan, her şeyi işine geldiği eğip büken, iğne kendine batmıyorsa görmeyen genel davranış biçimimiz, birçok sorunumuzun ve çözümünün adresi olarak görünüyor.
Sağdan sola savrulan, bugün dediği dünkü dediğini tutmayan siyasetçi de ilkesiz, onun peşinden savrulup, bu salınmaları çok ta dert etmeyen seçmen de.
Seçilebilmek adına toplumun farklı kesimlerine siyasi rüşvet dağıtan siyasetçi de ilkesiz, buna çanak tutan seçmen de.
Bir ömrü siyasetin içinde geçen, son nefesine kadar siyasetten kopamayan siyasetçi de, oturduğu koltuğa yapışan oda, borsa, sendika ve diğer birçok sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve her devrin medyatikleri de ilkesiz.
Topluma örnek olup, yön vermesi, aydınlatması beklenen sanatçı, yazar, akademisyen kesiminin içler acısı durumu da rahatlıkla ilkesizlik olarak adlandırılabilir.
Ülkeyi yönetenlerin koyduğu hedeflerden hiç birini tutturamadıkları halde tutturulamayacak yeni hedeflerle ülkeyi yönetmeye devam edebilmeleri, muhalefet kadrolarının yıllarca süren seçim başarısızlıklarını dert etmeden göreve devam ediyor olabilmeleri de şunun ya da bunun değil tüm ülke olarak ilkesizliğimizin göstergesi.
Elbette burada her anlamda bir genelleme söz konusu olup ilkeli siyasi kurumların, sivil toplum örgütlerinin ve kurumların olmadığı anlamına gelmez ve bir toplumun tamamının ilkeli, tutarlı kişi ve kurumlardan oluşması beklenemez ama ilkesizliğin bir toplumun ana karakteri olması da kabul edilemez.