İktidarın meşruiyet sorunu
AKP 2002 genel seçimlerinde yüzde 34 oy aldı. Bu oran ANAP’ın 1987’de aldığı yüzde 36’dan sonra o güne kadar alınmış en yüksek oydu. Ancak nasıl ki ANAP’ın yüzde 36 ile tek başına iktidar olması meşruiyet tartışmaları yaratmışsa AKP için de aynı tartışmaların başlaması son derece doğaldı.
Üstelik 2002’de sandığa gitmeyenler de hesaba katıldığında AKP oyları yüzde 25’e kadar geriliyordu. CHP 1977’de yüzde 41 oyla tek başına iktidar olamazken, yüzde 10 barajının sayesinde bu kadar düşük bir oy oranıyla iktidara yerleşmek temsil sorunu ve adaletsizlik yaratıyordu. AKP’nin aldığı oy oranı koalisyon kurarak farklı ortaklarla iktidar olmaya yeterliydi ancak tek başına iktidar olmak için de son derece yetersizdi.
AKP 2002’de yakaladığı bu şansı iyi kullandı. Konjonktürün, özelleştirmelerin, sıcak paranın, mağduriyetin etkisiyle her seçimde oyunu arttırdı. Zamanla baskıcı ve antidemokratik bir yönetim anlayışı oluşturdu ve bu anlayışa uygun olarak sistem değiştirildi.
Değişen sistemle artık koalisyonlar devrinin kapandığı propagandası yürütüldü. Yüzde 50 artı 1 oy alan aday büyük yetkilerle donatılarak, demokratik sisteme sırt çevrilmiş oldu.
Bütün bu değişiklikler Tayyip Erdoğan’ın arkasındaki desteği koruyacağına, hatta büyüteceğine olan inançla, kendisine özel olarak yapıldı. Ancak beklendiği gibi olmadı. AKP 2017’den sonra günden güne güç kaybetti. Erdoğan, girdiği her seçimi destek aldığı partiler sayesinde kazanabildi.
Erdoğan’a destek veren partilerin sayısı 2023 genel seçimlerine gelindiğinde 10’a yaklaştı. Aynı zamanda bu seçimler, AKP’nin oy oranı açısından en başa, yüzde 35’e döndüğünü de gösteriyordu.
Bugün sarayda geniş yetkilerle oturan cumhurbaşkanının partisi, yalnızca yüzde 35 oyla ve diğer partilerin desteğiyle iktidarda kalabilmiş durumdadır. Son anketler ise bu oranın da altına düşüldüğünü göstermektedir. Üstelik seçimde kendisine destek veren partilerin çoğu bugün iktidar blokunun içinde değildir. AKP’nin ve Erdoğan’ın en büyük destekçisi MHP ise hükumete bakan vermekten nedense özenle imtina etmektedir.
Parlamenter sistemde bile bu oy oranı, tek başına iktidar olmak için yeterli değilken, hemen hemen aynı oy oranıyla büyük yetkilerle donatılmış biçimde sarayda oturmak meşruiyet açısından sorgulanması gereken bir durumdur.
Ortaya çıkan bu tablo, ilk fırsatta parlamenter sisteme dönülmesinin elzem olduğunu açıkça gösteren en önemli delildir.