Çöl tavşanla değil, doğayı taklit ederek yeşerir
Bir sabah uyanıyorsunuz ve sosyal medyada şu cümleyle karşılaşıyorsunuz: “Çin, çöle milyonlarca tavşan bıraktı ve çöl yeşerdi.” Ve inanıyorsunuz. İnanıyorsunuz çünkü; Kulağa iyi geliyor…
Hızlı, pratik, neredeyse masalsı bir çözüm. Ama iklim krizinde masalların değil, gerçeklerin zamanı.
Kubuqi Çölü’nden söz ediyorum. Bugün “yeşeren çöl” olarak anlatılıyor. Gerçekten de Çin’in kuzeyinde, İç Moğolistan’da yer alan bu bölge ciddi bir dönüşüm geçirdi. Ama bu dönüşümün arkasında tavşanlar yok.
Var olan şey:
- Ağaçlandırma
- Kum sabitleme teknikleri
- Su yönetimi
- Güneş enerjisi yatırımları
- Ve en önemlisi: yoğun insan müdahalesi
Bu bir doğa mucizesi değil, bir mühendislik projesi.
Tam burada başka bir kavram daha devreye giriyor: Biyomimikri. Doğayı düzeltmek değil, doğadan öğrenmek. Yani sorunlara doğanın düzeninden çözüm bulmak. Bunun en iyi örneklerinden biri: Interface Halı firmasıdır. Bu firma ile ilgili detaylı yazımı, yine bu köşede yıllar önce Mektup1 ve Mektup2 başlıkları ile kaleme almıştım, o neden ile burada kısaca geçiyorum.
Markanın tasarımcıları orman zeminine bakıyor ve şunu fark ediyor; Yapraklar kusursuz değil, renkler birebir aynı değil, ama bütünlük mükemmel. Ve halıyı doğa gibi tasarlıyorlar;
- Rastgele ama uyumlu desenler
- Parça değişince fark edilmeyen yüzey
- Daha az atık
Firmanın bir başka ilham kaynağı ise Geckolar. Duvarlara ve tavana rahatça tırmanabilen kertenkeleler. Kertenkele duvara nasıl tutunur? Yapıştırıcı kullanmaz, yüzeye zarar vermez, milyonlarca mikroskobik temasla tutunur. Interface bu fikri alıyor ve soruyor: “Yapıştırmadan sabitleyebilir miyiz?”
- Daha az kimyasal
- Daha sürdürülebilir malzeme kullanımı
- Sök-tak yapılabilen sistemler
Gelelim yazımın başındaki çöl Kubuqi’ya. Kubuqi bir biyomimikri değil. Ama doğadan öğrenme var. Doğayı taklit etmek değil, doğayı yeniden kurmak söz konusu burada. Bu yüzden Kubuqi, kısmen doğa temelli ama büyük ölçüde mühendislik çözümü.
Ülkemizde de yıllardır “ağaçlandırma” bir başarı hikâyesi olarak anlatılıyor. Ama çoğu zaman şu hata yapılıyor. Doğaya uygun ağaç değil, hızlı büyüyen ağaç dikiyoruz. Yapılan yanlışlıklar arasında;
- İç Anadolu’da su isteyen türler
- Yanlış bölgede çam dikimi
- Monokültür ormanlar
Sonuç:
- Su kaynakları daha hızlı tükeniyor
- Toprak yoruluyor
- Biyoçeşitlilik azalıyor
Yani Orman kurmuyoruz, ağaç tarlası kuruyoruz.
İklim krizi mücadelesinde iki yol var: Bir -Doğayı kontrol etmeye çalışmak, İki- Doğayı anlamaya çalışmak. Kubuqi birinci yolun güçlü bir örneği. Interface ise ikinci yolun.
Kertenkele duvara yapışmak için kimyasal kullanmaz. Orman mükemmel görünmek zorunda değildir. Doğa zaten çözümü biliyor. Çöller tavşanla değil, doğayı anlayarak yeşerir.
Yazımın sonunda, yazımın başındaki sosyal medyada paylaşılan “kulağa hoş gelen” haberlere hemen inanmak ile ilgili Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun bir tespitini de sizlerle paylaşmak istiyorum. Soruyorlar hocaya;
Sosyal medyada bu tür iddiaları gördüğümüzde nasıl değerlendirmeliyiz?
Cevap: Birkaç basit soru sormak yeterlidir. 1-Atıf yapılan kaynak gerçekten yazarın iddia ettiği şeyi mi söylüyor? Kaynak adı vermek yetmez, içeriğinin doğru aktarılması gerekir
2-Sosyal medyada karşılaştığınız her iddialı yazıyı konu ile ilgili resmi kurumlardan veya üniversitelerin ilgili birimlerinden teyit edebilirsiniz.
Gerçek bilim popüler komplodan her zaman daha sıkıcıdır ama her zaman daha doğrudur.