İstanbul
Açık
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
66.992,00 %-0.229

Paul ve Ringo’nun Gelecek Albümleri!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Paul ve Ringo’nun Gelecek Albümleri!

2026 yılının ilk çeyreğini geride bırakıyoruz. Dünya gündemi bize yılın 2026 olduğunu hatırlatan birçok gelişme ve gerilimle bizi sarsmaya çalışırken; önümüzdeki iki ay içerisinde -en azından beni- heyecanlandıran iki yeni albüm piyasaya çıkacak. 60’ların efsane grubu Beatles’ın hayattaki iki üyesi Ringo Starr’ın (85) Long Long Road’ı ve Paul McCartney’in (83) The Boys of Dungeon Lane’i. 

Long Long Road ve Ringo Starr 

Beatles tartışmalarında yaygın bir kanaati vardır; Lennon ve McCartney’in müzikal ve karizmatik ışığının diğer ikilinin yeteneklerinin gölgede kalmasına neden olduğuna dair. Ancak Harrison’ın Beatles diskografisi içerisinde oldukça az bir yer işgal etmesine rağmen en tanınan şarkılara imzasını bıraktığını ve en başarılı Beatles sonrası solo albümü (All Things Must Pass) çıkardığını düşündüğümüzde, sanki Ringo biraz ortada kalıyor. 

Beatles’ın bıraktığı mirasın ardından Ringo insanların hafızasında, grup içerisinde herkesin sevdiği ancak kimsenin de favorisi olmayan bir görünümle hatırlanıyor. Halbuki Don’t Pass me By ve Octopus’s Garden gibi ikonik şarkılarda sahneye çıkan Ringo, baterideki yeteneklerinin ötesinde bir müzisyen olduğunu bence Beatles günlerinde gösteriyordu.  

Beatles’ın dağılmasının ardından grup üyelerinin eldeki artakalmışlarla albümler çıkardığı 1970-71 yıllarında Ringo da ilk albümlerini yayınladı; Sentimental Journey ve Beaucoups of Blues. Grubun dağılmasının ardından Ringo, Beatles’ın efsanevi yapımcısı George Martin’le beraber, Rock’n Roll öncesi dönemdeki favori şarkılarından bir koleksiyon yaparak coverladığı Sentimental Journey, favorim olmasa da dinlemekten keyif aldığım işlerinden. Sentimental Journey’in yayımlanmasından beş ay sonraysa Beatles döneminden süregelmiş country esintilerini dışa vurarak, Beaucoups of Blues’u yayımladı. Bu iki albümle Ringo; solo kariyerinin devamında kemikleşecek 50’ler rock’n roll’üyle country arasında mekik dokuyan 60’lar müzisyeni portresinin çizgilerini oluşturdu. 

Sentimental Journey ve Beaucoups of Blues’un ardından Ringo, “Ringo” ismiyle 1973’te en popüler albümünü yayımladı. Eski grup arkadaşlarından Lennon’ın yazdığı “The Greatest”, Harrison’ın yazdığı “Sunshine Life for Me” ve McCartney’in yazdığı “Six O’Clock” şarkıları kullanan Ringo’nun bu çalışması, bana sorarsanız Beatles sonrası dönemde Beatles’a en çok benzeyen albüm. Yüksek temposu ve eğlenceli tınısının yanı sıra Photograph ve It Don’t Come Easy gibi iki ikonikleşmiş şarkıyı içerisinde barındırıyor oluşu Ringo’nun herhangi bir bateristin ötesinde, kendi deyimiyle bir “müzisyen” olduğunu tekrardan kanıtlıyor.  

Ringo albümünün ardından araya bir diğer ikonik albümü Goodnight Vienna’yı sıkıştıran sanatçının, solo kariyeri boyunca yaptığı en önemli bir diğer işi sanıyorum “Ringo Starr & All Star Band” konseptiyle yaptığı, 60’ların ve 70’lerin ikonikleşmiş isimleriyle beraber çıktığı turneler. Billy Preston, Bruce Springsteen, Joe Walsh, Todd Rundgren, Gary Brooker, Roger Hodgson gibi sayısız ikonla turnelere ve konserlere çıkan Ringo; 90’lar sonu ve 2000’ler başında bu konseptle oldukça ses getirmiştir. 

Biraz araları atlayıp 2025 yılına gelirsek, T Bone Burnett’le çıkardığı “Look Up”, 84 yaşındaki bir sanatçıya göre hiç fena bir albüm değildi. Şahsen albüme ismini veren Look Up hayli uzun bir süre kulağıma ve dilime dolanmış, bana hayli motivasyon vermişti. Bu yıl yine T Bone Burnett’in yapımcılığını üstlendiği Long Long Road’ın, Look Up’ın melodik çizgisini koruyacağını ve sürdüreceğini düşünüyorum. 

The Boys of Dungeon Lane – Paul McCartney 

Beatles’ın dağılışını egoları ön plana çıkaran genel okumanın aksine; asıl nedenin ergenliğini ve genç yetişkinliğini beraber geçirmiş dört insanın, büyüyerek dönüştükleri şahsiyetlerin Beatles’ı kaldıramayacak kadar kemikleşmesi olduğuna inanıyorum. Bu dört insanın büyümelerinin müzikleriyle de paralel ilerlediğini ve grubun en güçlü albümlerinin aralarındaki gerilimlerin arttığı Revolver sonrası döneme denk gelmesinin de şans olmadığına inanıyorum.  

Grubun dağılmasının ardından kendisini İskoçya kırsalına kapatan Paul McCartney, bu döneminde McCartney ve Ram gibi iki ikonik albüm çıkarmıştır. Ram, Paul’un diskografisi içerisindeki kişisel favorimden birisi olsa da söz konusu iki albüm, dönemin müzik eleştirmenleri tarafından karışık tepkiler almıştır. Halihazırda grubun dağılmasıyla “boşlukta” hisseden Paul’un eski grup arkadaşlarının, All Things Must Pass ve Imagine gibi güçlü albümlerle solo kariyerlerine başlaması; muhtemelen geride kaldığı sanrısıyla kendisini biraz hırslandırmış olacak ki eşi Linda McCartney ve Moody Blues’un Denny Laine’yle Wings isimli yeni bir grup kurdu ve 70’leri bu grupla geçirdi.  

Nitekim 70’lerin Wings ve McCartney albümlerinin, dönem içerisinde eleştirilere maruz kalsa da oldukça iyi yaşlandığını düşünüyorum. Lennon’la yaşadığı medyatik gerilimler ve müziğindeki deneysel açılımların 70’lerin ruhuna pek uymaması, kompleks bir McCartney portresinin oluşmasına neden oldu. Ancak bütün buna rağmen, 70’ler McCartney’sinin çerçevesini Pretenders’ın solisti Chrissie Hynde, son yayımlanan Man on the Run belgeselinde harika çiziyor: 

“Şahsen zamansızlığın büyük bir hayranıyım. Seni bir ortamın veya tarihin olmadığı bir yere götürüyor. Paul zamansız müzikler yapıyor. Oysaki bir punk müziği dinlediğinizde demode hissediyorsunuz.” 

Nihayetinde McCartney kendisi için buhranlı başlayan 70’leri, eşi Linda McCartney’in de desteğiyle biraz daha olgunlaşarak aşıyor. 80’lerde yeniden George Martin’le çalışmaya başlayarak Tug Of War’ı yapıyor. 90’lara Flaming Pie’ı sıkıştırıyor. 2000’lere geldiğimizde de kişisel favorimi; Chaos and Creation in the Backyard’ı çıkarıyor. 

Chaos and Creation in the Backyard, çoğu eleştirmen için Paul McCartney’in olgun döneminin zirvesini, benim için de kendisinin Beatles sonrasındaki en iyi işini temsil ediyor. Radiohead’in yapımcısı Nigel Godrich’le çalışan Paul, albümdeki enstrümanların çoğunu -tıpkı McCartney I, II ve III albümleri gibi- kendisi çalıyor ve yer yer hafif özgün yer yer de hafif esrarlı melodileri, özgün söz yazarlığına ustalıkla bağlamayı başarıyor. İlgilisinden ilgisizine, herkese tavsiye edebileceğim ve çeşitli açılardan diğer işlerinden ayrılan, gerçekten başarılı bir albüm Chaos and Creation in the Backyard. 

Bugüne geri dönelim. Paul’un 2020 yılındaki pandemi esnasında çıkardığı McCartney III’ten sonraki ilk albümü olacak The Boys of Dungeon Lane. Yapımcılığını Ozzy’nin son iki albümü Ordinary Man ve Patient Number 9’ı, Iggy Pop’un Every Loser’ını, Rolling Stones’un Hackney Diamonds’ını yapan Andrew Watt’la beraber üstleniyor Paul McCartney. Watt’ın “yaşlanmış” müzisyenlerden aldığı verimi düşünürsek, bu konuda oldukça isabetli bir tercih yaptığını düşünüyorum.    

Aktarılanlara göre The Boys of Dungeon Lane ilhamını McCartney’in çocukluk ve ergenlik dönemlerinin mekânından, savaş sonrası Liverpool’undan alıyor. Beatlemania başlamadan önceki zamanlara değinecek, Harrison ve Lennon’la olan ergenlik anılarına dalacak albümde Paul’un bu sefer yarattığı karakterlerden ziyade “kendi hikayesine” odaklanması bekleniyor.  

“Geride bıraktığım günleri düşünüyor ve sık sık sadece geçmişi mi yazıyorum diye meraklanıyordum ancak sonra düşündüm ki başka ne hakkında yazabilirim ki?” 

 

Ringo’nun Long Long Road’ı yüksek ihtimalle Look Up’ın devamı olmasını öngörüyorum ancak Paul’un the Boys of Dungeon Lane’inden nasıl bir şey çıkacağını merakla bekliyorum. Beklentim, albümün biraz Chaos and Creation in the Backyard ile Memory Almost Full esintileri taşıyacağı yönünde. 

Ringo ve Paul’ün 60’lı yıllarda beraber ünlendiğini düşünürsek; 1962’den 2026’ya dünyanın geçirdiği ve geçirmekte olduğu bütün bu dönüşümlere rağmen bu iki ismin hala daha müzik üretiyor olduğunu görebilmek ve birer ay aralıklarla albüm çıkaracak olmaları, beni heyecanlandırıyor ve keyiflendiriyor. Son olmaması dileğiyle. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız