Başka bir dünya
Adam Smith, 18. yüzyılın son çeyreğine girilirken, o dönem gün geçtikçe gelişmekte olan kapitalizmin teorisini açıklamak amacıyla Ulusların Zenginliği kitabını yayımladı. Smith kitabında kapitalizmin yani serbest piyasa ekonomisinin tüm insanlığı mutlu edebilecek yegane yol olduğunu söylüyordu.
Buna göre sermaye sahibi işletmesinde işçi çalıştırarak onların iş sahibi olmalarını sağlamasının yanında, elde ettiği kârları tekrar yatırıma yönelterek hem kendisi daha fazla kazanacak hem de daha çok sayıda işçi istihdam edebilecekti.
Böylesine iyimser bir kurgu içerisinde, herhangi birinin mutsuz olma ihtimali yoktu! Ancak Smith’in yanıldığının anlaşılması pek de uzun sürmedi.
Yuval Noah Harari, Smith’in kitabının yayımlanmasından yaklaşık 250 yıl sonra, kapitalizm dünyada egemen ekonomik sistem olarak çok uzun bir süredir varlığını sürdürmekteyken kaleme aldığı Hayvanlardan İnsanlara Sapiens kitabında şunları yazdı:
“Adam Smith ayakkabıcının elde ettiği kârla daha fazla yardımcı istidam edebileceğini söylemişti, bu da bencil bir açgözlülüğün herkesin yararına olduğu, çünkü kârların üretimi artırmak ve daha çok kişiyi çalıştırmak için kullanılacağı anlamına geliyor.
Peki ayakkabıcı kârını artırmak için çalışanlarına daha az maaş öder ve onları daha uzun saatler boyunca çalıştırırsa ne olacak? Buna verilen standart cevap serbest piyasanın işçileri koruyacağıdır. Eğer ayakkabıcı çok az para verir ve çok para talep ederse, en iyi işçiler yanından ayrılarak rakipleri için çalışmaya başlayacaktır. Despot ayakkabıcı da en kötü işçilerle baş başa kalacak veya tamamen işçisiz kalacaktır, yani ya yöntemlerini değiştirecek ya da işini kapatacaktır, kendi açgözlülüğü işçilere iyi davranmasını mecbur kılacaktır.
Bu açıklama kağıt üzerinde iyi durmakla birlikte pratikte olaylar bu şekilde gerçekleşmemektedir. …denetlenmeyen bir piyasada, cimri kapitalistler tekel oluşturabilir ya da kendi işçilerine karşı birlik olabilirler, tamamen serbest olan budur. Ülkedeki tüm ayakkabı fabrikalarını tek bir şirket kontrol eder veya tüm fabrika sahipleri aynı anda maaşları düşürmek için anlaşmaya varırsa, işçilerin kendilerini korumak için iş değiştirme şansları kalmaz.
Daha da kötüsü, açgözlü patronlar borç esareti veya kölelik yoluyla işçilerin hareket özgürlüğünü bile kısıtlayabilirler…” (Hayvanlardan İnsanlara Sapiens - Yuval Noah Harari – s.326-327)
Nitekim öyle olmuştur. Günümüz dünyasının gerçekleri, Adam Smith’in anlattıkları değil, Yuval Noah Harari’nin anlattıklarıdır. Yaptıklarıyla Hitler’i aratmayacağını kanıtlayan Trump, işte böyle bir sistemden güç alarak dünya üzerine at oynatabileceğini düşünmektedir.
Fakat Harari’nin üzerinde durduğu sorunlar, Trump veya ABD karşısında emperyalist heveslere kapılmış farklı güçleri destekleyerek aşılamaz. Çin de Rusya da, ABD’nin farklı versiyonlarıdır. Hiçbir büyük güç bu adaletsiz sisteme karşı durmamaktadır ve açlıkla mücadele eden veya açlık sınırında yaşamak durumunda kalan milyarlarca insanı düşünmek yerine kendi emperyalist emellerini düşünmektedir.
Daha iyi bir gelecek hayal etmek için, emperyalist ülkelerin postmodern fetih savaşlarında taraf olmak yerine mevcut sistemin akıldışılığını sorgulamak gerekir.