Muhalif'in The New York Times’tan aktardığı kapsamlı analize göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan transatlantik ilişkiler, tarihinin en büyük sınavlarından birini veriyor. Gazete, diplomasinin önde gelen gücünün; bir üye ülkeyi askeri işgalle tehdit ettiği, diğerlerine ekonomik savaş açtığı ve hükümetlerine karşı siyasi direniş çağrısı yaptığı bir ortamda, ittifakın geleceğinin sorgulandığını belirtiyor.
Avrupa Başkentlerinde "Kıyamet" Senaryosu
Haberde, Trump’ın Grönland’ı satın alma kampanyasını hızlandırması ve bölge halkının itirazlarına rağmen baskıyı artırması üzerine, Avrupalı liderlerin Trump’a nasıl yanıt vereceklerini belirlemek için acele ettikleri vurgulanıyor. Masadaki en acil soru ise şu: Trump’ın toprak ihtirasına direnmek, Avrupa’nın ABD ile ilişkilerine tamiri mümkün olmayan hasarlar verir mi?
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil gibi bazı liderler bu riski almaya istekli görünüyor. Habere göre bu isimler, Trump'ın son gümrük vergisi tehditlerine karşı Avrupa uluslarını ekonomik bir "bazuka" kullanmaya çağırıyor.
“İttifakın Doğası Kökten Değişti”
Avrupalı liderlerin Trump’ın provokasyonlarına karşı ortak bir yanıt oluşturmak üzere bu hafta Brüksel’de toplanması bekleniyor. The New York Times’a konuşan tecrübeli Avrupa siyaseti gözlemcileri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ABD-Avrupa ittifakının şimdiden kökten değiştiği görüşünde.
Uzmanlara göre bu yapı, artık benzer düşüncedeki demokrasilerin çıkarlarını ilerletmek için tasarlanmış bir ittifak değil. Bunun yerine, Trump’ın tek taraflı şartlarına dayanan; Amerikan gücünü bir koz olarak kullanıp Avrupalıları kendi isteklerine boyun eğmeye zorlayan bir ilişki biçimine dönüştü.
Alman Marshall Fonu’nun Brüksel ofisi yöneticisi Ian Lesser, gazeteye verdiği demeçte durumu şöyle özetledi: "Müttefiklere karşı, özünde ekonomik savaş olan yöntemler kullanmak, bu boyutuyla daha önce görülmemiş bir durum."
Bağımsızlık Arayışı ve Gerçekler
Analizde, Avrupa genelinde ABD’ye daha az bağımlı olmak için yeni ekonomik ve askeri kapasiteler inşa edilmesi gerektiği konusunda bir fikir birliği oluştuğu belirtiliyor. Ancak bu sürecin on yıllar alabileceğine dikkat çekiliyor.
Gazete şu tespiti yapıyor: Bu süre zarfında Avrupa’nın işletmeleri ve finans piyasaları ABD’li tüketicilerin alım gücüne, Ukrayna ise Rusya’ya karşı kendini savunmak için hâlâ Amerikan silahlarına muhtaç kalacak.
Ukrayna savaşındaki ateşkes müzakereleri, NATO’nun ABD güvenlik garantileri olmadan Rus saldırganlığını tek başına savuşturamayacağını bir kez daha ortaya koydu. Ian Lesser bu ikilemi, "Avrupa'da savaş varken ittifakın stratejik faydalarını çöpe atmak aptallık olur. Ancak ABD artık güvenilir bir ortak değilse, Avrupa başka bir yol bulmak zorunda" sözleriyle ifade etti.
Bu çabaların yavaş da olsa başladığına işaret eden gazete, Trump’ın son gümrük vergisi tehdidini sosyal medyadan duyurduğu gün; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın, Latin Amerika ülkeleriyle 25 yıldır hazırlığı süren dev bir ticaret anlaşmasını imzalamak üzere Paraguay’da olduklarını hatırlattı.
Trump'ın "Medeniyet" Tehdidi ve Güven Erozyonu
Haberde, Trump’ın Avrupalı müttefiklerine yönelik küçümseyici tavrının altı çiziliyor. Trump yönetimi tarafından geçen ay yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde, bazı Avrupa ülkelerinin gelecekte "güvenilir müttefik" kalıp kalmayacağı sorgulandı.
Belgede Avrupa’nın ABD için "stratejik ve kültürel açıdan hayati" olduğu kabul edilse de, kıtanın "vatansever Avrupalı partiler" (ki bu ifade yaygın olarak aşırı sağı işaret ediyor) iktidara gelmedikçe "medeniyetsel silinme" tehlikesiyle karşı karşıya olduğu iddia edildi.
Carnegie Europe Direktörü Rosa Balfour, Grönland'ı "kolay yoldan veya zor yoldan" alma tehditlerinin güveni tamamen erittiğini belirterek, "Eski güven seviyesine dönmek nesiller boyu sürecek bir değişim gerektirir. Avrupa'ya yönelik bu saldırı sadece bir bireyden gelmiyor, artık bir ideolojiye dönüşmüş durumda" değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Bölünmüş Durumda: Sert Karşılık mı, Diplomasi mi?
Trump’ın Grönland tehditleri sonrası Avrupa’da sesler yükselmeye başladı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, hafta sonu yaptığı açıklamada "Ne Ukrayna'da, ne Grönland'da ne de dünyanın başka bir yerinde hiçbir tehdit bizi etkileyemez" diyerek Avrupa egemenliğinin korunacağını vurguladı.
Öte yandan İngiltere Başbakanı Keir Starmer gibi liderler daha temkinli. Starmer, diplomatik çözümden yana olduğunu belirterek, "Gösteriş yapmak anlaşılabilir bir içgüdü ama etkili değil. Bu, politikacıları iyi hissettirebilir ancak işleri ve güvenlikleri bu ilişkilere bağlı olan çalışan halk için hiçbir şey yapmaz" ifadelerini kullandı.
Ancak Rosa Balfour’a göre, Trump’a boyun eğmenin her zaman Avrupa’nın çıkarına olmadığı görüşü giderek yayılıyor. Çünkü teslimiyet, Trump’ın daha fazla taviz talep etmesine yol açıyor. Balfour, "Dikkat, diyalog ve 'Trump'ı dinleyelim' diyenlerin zihniyetine artık gerçeğin nüfuz ettiğini hissedebiliyorsunuz" diyerek Avrupa'daki makas değişimini özetledi.