İstanbul
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3465 %0.18
55,4228 %0.03
6.642,13 %1.47
82.376,01 %-0.37

Hemen tahrik olan halk, kim?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Hemen tahrik olan halk, kim?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye katılmasının ardından paylaşım yapan oyuncu Berna Laçin hakkında soruşturma başlatıldı.

Laçin, sosyal medya hesabından: “İzmir daha önce de işgal edildi, Korkma!” paylaşımını yaptı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, paylaşım üzerine Laçin hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu kapsamında soruşturma başlattı.

***

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, TBMM’deki konuşmasında Laçin’in gözaltına alınmasıyla ilgili değerlendirmesine “Bir belediye başkanının kendi kararıyla bunu yapıyor olmasına işgal diyemezsin. Kurtuluş Savaşı’nda gelmiş Yunan askerinin orayı işgal etmesine nasıl bir benzetme yaparsınız arkadaşlar, bunu nasıl normalleştirirsiniz? Bu sizi de rahatsız etsin.” dedi.

“Ben de ifade özgürlüğünden yanayım, insanlar fikirlerini sonuna kadar ifade etsinler. Bu hesapların kapatılmasını asla doğru bulmuyorum ama şunu da doğru bulmuyorum…” diye başladığı sözlerini “Ama bu arada da bu ifadenin böyle kullanılmasını da doğru bulmuyorum. Başka türlü ifade edilsin” diye sürdürdü.   

İfade özgürlüğünden yana mı, değil mi? Ben anlayamadım.

Parkın köşesine izinsiz baraka kurup köfte ekmek satan biri için gayet doğal biçimde “parkı işgal etmiş” denebilir. Hatta bunu İzmir'in tarihine gönderme yaparak: İzmir’in işgaline çevirdiniz burayı diye benzetme de yapılabilir.

Muhtemelen Özlem Zengin’in burada da “Bu bir işgal midir?” diye araya girebilir.

Ama işgalci olmak veya işgale uğramak, TCK 216'da sayılan bir halk kesimi olmak değildir. 

Laçin “İzmir daha önce de askerî güç kullanılması sonucunda yönetiminin başka bir devletin denetimine geçmesini yaşadı, korkma!” demiyor ki…

“İzmir daha önce de seçim sonrası parti transferi yoluyla belediye başkanlığının siyasi aidiyetinde değişiklik yaşadı, korkma!” diyor.

Türkçede birincisine tarihsel anlamıyla “işgal”, ikincisine siyasi mecaz olarak “işgal”, denmiş oluyor.

İkisi aynı şey değildir; metafor iki farklı olgu arasında benzerlik kurar, özdeşlik değil.

31 Mart 2024'te İzmir seçmeni önüne konan iki ana seçenekten CHP adayı Cemil Tugay'a 1.292.118 oy (%48,97), AK Parti adayı Hamza Dağ'a 977.895 oy (%37,06) verdi. Aradaki fark 314 binin üzerindeydi. Bugün ise yeni bir yerel seçim yapılmadan, İzmir Büyükşehir Belediyesini AKP’li bir başkan yönetiyor. 

Tamam, buna işgal demeyelim. Ne diyelim?
***

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 52. maddesi, yol, meydan, pazar, iskele ve köprü gibi kamusal alanların kullanımını açıkça “işgal” olarak adlandırıyor. Dahası, izinli işgali de izinsiz işgali de düzenliyor. 

Ona ne diyelim? 

Kaldırımı işgal etmiş seyyar satıcıya Yunan ordusu generali muamelesi mi yapalım?

***

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmada “Kin ve düşmanlığa tahrik edilen ve aşağılanan” diye sözü edilen halk, kim?

AK Parti seçmeni mi? AK Parti üyeleri mi? İzmir'deki AK Partililer mi? Cemil Tugay mı? Bunlardan hangisi TCK 216'nın saydığı sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı üzerinden tanımlanan “halkın bir kesimi”? 

Halkın hangi kesimi, hangi diğer kesime karşı kin ve düşmanlığa tahrik edilmiştir? Kamu güvenliği açısından ortaya çıkan açık ve yakın tehlike nedir?”

Daha da önemlisi, hangi sözcük o kesimi aşağılıyor?

Ben bulamadım. Berna Laçin bulamamış. Belki savcılık biliyordur: Halk kim, kime düşman oldu?

Belki de CHP seçmenidir. AKP’li Cemil Tugay seçilsin diye seçimlerde gidip oy kullanan o zamanki CHP’lilerdir.

***

İzmir işgalinin hatırlatılmasıyla kin ve düşmanlığa tahrik edilen veya aşağılanan halk olsa olsa Yunan halkı olabilir. Ama bu durumda Laçin’in bu ifadeleri, bizim 216 kapsamında değil, “uluslararası ilişkileri bozma” hükmünü içeren TCK 306/3'ten soruşturulması gerekirdi. 

***

Laçin, mesajı paylaştıktan sonra mutfağa girip, kolları sıvamış; Ocağa çorbayı koymuş, daha bir saat geçmeden gazeteci arkadaşından soruşturma açıldığını öğrenmiş. 

“Açıkçası yalan haberdir diye varsayıyorum. Bir saat içinde kim ne okudu da kin ve düşmanlığa sevk oldu da ne olay oldu da konu savcılığa gitti de soruşturma başladı değil mi? Mantıklı değil yani vardır bir hata herhalde.” diye yeni mesaj paylaştı.

***

Laçin, paylaşımında “İzmir daha önce de işgal edildi, Hasan Tahsin'i unutma!” deseydi tahrik unsurundan söz edilebilirdi. Zaten o zaman ben kendim "Beni kışkırtıyor” diye klavyenin başına oturup çorbanın suyu bile ısınmamış iken CİMER'e yazardım.

Ama ben mesajı “Öfkelenmiş, endişelenmiş olabilirsin ama korkma; İzmir geçmişte de ağır şeyler yaşadı, bunu da atlatır” diye anladım. Sakinleşmemde payı var yani. 

“Korkma!”nın “teskin edici söz” yerine “tahrik” olarak algılanması, değişik bir yorum olmuş.

***

Cemil Tugay'ın parti değiştirmesi gerçekten bazı seçmenlerde öfke yaratmış olabilir. Bu, TCK 216 anlamında suç olmayabilir. Fakat sosyolojik olarak öfkenin daha ileri bir husumete dönüşebilme potansiyeli düşünülebilir. 

Laçin'in sözü toplumsal duygular üzerindeki muhtemel etkisi üzerinden ceza soruşturmasına konu oluyorsa, o sözden hemen önce gerçekleşen siyasi eylemin toplumsal etkisi neden analizin dışında bırakılıyor? 

***
Sezen Aksu'nun 2017 yılında çıkardığı “Şahane Bir Şey Yaşamak” şarkısında geçen "Binmişiz bir alamete. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem'e..." sözleri 2022 yılında "dini değerlere hakaret ve tahrik veya aşağılama" suçu kapsamında soruşturmaya konu edilmişti

Nerden nereye! 5 sene sonra açılan soruşturmalardan, ocağa konan tencere henüz bir taşım kaynamadan, başlatılan soruşturmalara…

Savcılığın hızı, umut verici. Zira geç gelen adalet, adalet değildir.

Lakin tencere henüz ısınmamışken kin ve düşmanlığa teşne bir halkın varlığı da bir o kadar endişe verici.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız