Ah şu medya
Yazı 3 Temmuz 2020 tarihinde Ahvalnewstr sitesinde yayınlanmıştır. Siz bugün sosyal medyayı, medya diye okuyun.
Ah Şu Sosyal Medya
Aslında sosyal medya iyi. Fena olan sosyal medya değil bilgi, haber, iletişim… gibi şeyler. Sosyal medya bunlara aracılık ettiği, yardım ve yataklık ettiği için fena.
Sosyal Medya vatandaş olsa... “Fena olmadığı halde fenaymış gibi olup, fena şeylere yardım ve yataklık yapmaktan” dolayı yakalanırdı. Yakalanamayınca ne yapılıyor? Yasaklanıyor. Daha doğrusu yasaklanmak isteniyor.
Peki yasaklanabilir mi? Ben ihtimal vermiyorum. Yasaklanmak istenebilir, denenebilir ama yasaklanamaz.
Hem zaten “Yasaklayacağız, kapatacağız…” demenin getirisi yasaklamaktan daha fazla. Misal, günlerdir ekonomi, salgın, Suriye, Libya, yerli otomobil, döviz, Yeditepe İstanbul Konserleri, “Biz bize yeteriz” kampanyasında toplanan paralar falan konuşan yok, sosyal medyayı konuşmak var.
Ha… Bir de Ayasofya var tabii. Ama o ayrı yazı konusu.
Her şeyden önce, internet bağlantısı varsa yasak mümkün değil. Mesela YouTube’un kapalı olduğu dönemlerde ben YouTube’a K-Tunnel üzerinden girmenin yollarını komşunun ortaokula giden kızından öğrenmiştim. Bir süre sonra o da engellenince “V-Tunnel dene…” diyen yine komşunun kızıydı. Şimdi işler daha pratik. Komşunun ortaokula giden kızına mahkûm değiliz.
Bankacılık sistemi, e-Devlet işlemleri, e-faturalar, vergi beyannameleri, sigorta işlemleri, öğrenci kayıtları, hastane randevu sistemi vs. daha böyle sayısız iş ve işlem, internet üzerinden yapılıyorken, internet pratik ve teorik olarak yasaklanamaz. İnternet var oldukça da üzerindeki iletişim kanalları kapatılamaz. Sosyal medya bunlardan sadece biridir.
Bankalar Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank gibi sadece devlet bankaları olsaydı… “Git şubede sıra bekle, işlemini yap” denebilirdi ama %60’ı yabancıların olan bankacılık sistemimiz var. Onu da diyemiyoruz.
“Bir İdam Mahkûmu Kaçtı” (A Man Escaped) isimli 1956 tarihli bir Fransız filmi izledim. Bir Fransız direnişçinin Lyon’da Nazi kontrolündeki hapishaneden kaçışını anlatıyor. Fontaine, hücresine konulduktan sonra hücre duvarından tıkırtılar duyar. Bitişik hücreden iletişim girişimidir. Bitişik hücrede bir süre sonra kurşuna dizilecek bir genç vardır.
Fontaine, genç mahkûmdan, bir iğne yardımıyla kelepçesini nasıl açacağını öğrenir. Ve komşusuna onun öğrenmek istediği bir marşı öğretir. Bütün bunlar duvar üzerinden tıkırtılarla olmaktadır. Duvar dediğin, o zamanın sosyal ortamı. Tıkırtı dediğin Twitter veya Facebook gibi sosyal medyası.
Tüm denemelerine rağmen diğer yandaki hücreyle iletişim kuramaz. Oradaki yaşlı bir mahkûm vardır. Belli ki sosyal medya kullanmak istememektedir.
Şimdi bizde olan akıl Nazilerde olsaydı, sosyal medyayı denetler veya kapatırlardı. Yani? Yani duvarları kaldırırdı. Akıl edemediler. Nazilerin savaşı kaybetmelerine şaşırmamak gerek.
***
Beşiktaş’tan Ortaköy’e doğru gittiğinizde bir süre sonra yol boyu yüksek duvarların dibinden yürürsünüz. Bunlar başka yerde de karşılaşabileceğiniz istinat duvarlarıdır. Bu yapıların amacı, arkasındaki yamacı tutmaktır. Dikkatli bakarsanız duvar üzerinde yer yer delikler görürsünüz. Ve güvercinler konar uçar bu deliklere.
Bu delikler bazı Osmanlı yapılarda olan kuş evleri gibi bir şey değildir. Güvercinler yuva yapsın diye bırakılmamıştır. Su kanallarıdır bunlar.
Duvarın arkasındaki su akıp gitsin diyedir. Duvar, koca dağa dayanır da içindeki suyu tutamaz. Su akıp gitmelidir. Bunu bilmeyen inşaatçının yaptığı duvar yıkılır, tuttuğu dağ göçer.
Sosyal medyayı kapatmak, duvardaki su oluklarını tıkamak gibidir.
***
İnternette izlediğim bir video hatırlıyorum. İran’da sokakların hareketli olduğu bir dönemdi. Bir yerlerde bir olay falan olduğunda internet kesiliyordu. Videoda kendisine mikrofon uzatılan genç kadın “Bir olay olduğu veya olacağı zaman interneti keserlerdi. Biz de internet kesildiğinde sokakta olay olduğunu anlar, sokağa çıkardık” diyordu.
Nazi kampında hücre duvarlarının engelleyemediği iletişimi, ortaokul öğrencisinin aşabildiği bir erişimi, İran’da olduğu gibi yokluğunun bile bilgi ilettiği bir medyayı engelleyebilecek bir sistem olduğunu düşünemiyorum.
Buna rağmen kapatılamaz mı? Müdahale edilemez mi?
Neden olmasın? Su tahliye kanalları olmadan istinat duvarı yapan inşaatçı da olabilir.
O duvar yıkılır… O ayrı mesele.