İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3512 %0.09
51,4581 %-0.16
6.223,78 % -0,86
70.300,00 %2.326

Ege’ye dikkat

YAYINLAMA:
Ege’ye dikkat

Son üç yıldır Türkiye – Yunanistan ilişkilerine “yumuşak havanın” hâkim olduğu; “pozitif gündem” temelinde diyalog ve diplomasi odaklı ılımlı bir dönem yaşandığı söylenmektedir.

Bununla beraber bu dönem zarfında Yunanistan Devlet ricalinin sıklıkla dile getirdiği belirli söylemlerin, Yunan Hükûmeti’nin bazı eylemlerinin ve özellikle Yunanistan’ın Mart ayı içinde Kıbrıs’ta ve Ege’de sözde savunma amacıyla attığı adımların, Yunan Devleti’nin Ege Denizinde karasularını en fazla 12 mil olmak üzere 6 milin ötesine genişletme kararı alma niyetinde ve tasavvurunda olduğuna işaret ettiğini düşünmekteyim.

Bu düşüncemi başlıca Yunanistan’ın Türkiye politikasının genel karakterine dayandırmaktayım.

Bu karaktere Yunanistan’ın kuruluşundan itibaren tarihten miras kalan “megali idea” ideolojisi şekil vermiştir.

Bu karakterde “Türkiye’nin düşmanı benim dostumdur” zihniyeti vardır.

“Ahde vefasızlık” vardır.

Yunanistan her fırsat ve imkânı Türkiye’ye karşı “irredantist” emellerle “yayılmacı” adımlar atmak için kullanır.

Yunanistan kendi çıkarına uygun şartlar oluşunca kendisini Türkiye’ye husumet besleyen güçlere, maşa olarak kullandırmakta beis görmez.

Günümüzde de kendisini İsrail’in maşası olarak kullandırdığı aşikârdır.

Yunanistan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan itibaren iki ülke arasındaki ilişkilerde istisna teşkil eden dostluk dönemlerini dahi kendi emelleri, hedefleri, çıkarları için istismar etmiştir.

Türkiye aleyhine “oldu bitti” şeklinde adımlar atmaktan kaçınmamıştır.

Günümüzdeki somut gelişmelere bakacak olursak:

Bilindiği üzere, 4 Mart 2026 tarihinde Kıbrıs adasındaki Akrotiri İngiliz egemen üssüne, tırmanarak devam eden ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş çerçevesinde bir insansız hava aracı (İHA) isabet etmiştir. Yunanistan bu hadiseyi kendisi için fırsata çevirmek istemiştir. İsrail ile yaptığı Savunma İşbirliği anlaşmalarından da cesaret bularak,  Kıbrıs’ta ve Ege’de GKRY’ni koruma amacı kisvesi altında adımlar atmıştır. Kıbrıs civarına iki firkateyn sevk etmiş; GKRY’de 4 F-16 Viper savaş uçağı konuşlandırmıştır. Uluslararası antlaşmalara göre gayrı askerî statüde olan Kerpe adasına Patriot bataryası yerleştirmiştir. Aynı statüdeki Limni adasına Bulgaristan’ın savunması sözde gerekçesiyle Patriot ve F-16 konuşlandırmıştır. Yine askersizleştirilmiş statüdeki Semadirek adasına da F-16 uçağı konuşlandırılacağı haberi medyada bazı Yunan siyasetçilere atıfla yer almaktadır.

Yunanistan’ın attığı bu adımları Türkiye’nin Ege’de karasularının 6 milin ötesine genişletilmesini  “savaş sebebi” (casus belli) sayacağı uyarısına rağmen genişletme niyet ve kararlılığı ile bağlantılı görüyorum.

Yunanistan, karasularını 6 milin ötesine genişletince Türkiye’nin göstereceğini bildiği ciddi ve sert tepkileri dikkate alarak, Kıbrıs’taki İngiliz üssüne isabet eden İHA hadisesini fırsat bilmiş ve Türkiye’den gelecek mukabeleye karşı almayı tasarladığı tedbirlerin ilk adımlarını atmıştır.

Diğer taraftan Yunan Hükûmeti’nin düzensiz göçle mücadele ve sınır güvenliğini artırma amacıyla Türkiye – Yunanistan sınırında 2023’te inşasına başladığı çitin Dedeağaç’ta Meriç boyunca tüm sınır hattını kapsayacak şekilde genişletileceğini ve çalışmaların 2027’ye kadar bitirilmesini istediğini geçtiğimiz Şubat ayında Başbakan Mitsotakis açıklamıştır.

Bunu da Yunanistan’ın Ege’de karasularını genişletme macerasına girişme niyetiyle irtibatlandırıyorum. Karasularının genişletilmesi halinde, Türkiye’nin, tepki olarak Yunanistan’a yönelik düzensiz göçü önlemek için iyi niyetle almış olduğu tedbirleri kaldıracağını düşünen Mitsotakis’in tedbir olarak örülen çitin bütün sınırı kapsamasını istediğini değerlendiriyorum.

Yunanistan’ın 2027 Temmuz ayı için plânlanan genel seçimlerden önce Ege’de karasularını genişletme tasavvurunda olduğuna delâlet eden en belirgin olgunun, Yunan Hükûmeti’nin “Aşil Kalkanı” (Achilles Shield)  isimli çok katmanlı hava ve füze savunma projesini İsrail destekli ve tedarikli olarak 2025 yılında başlatmış olmasıdır diye düşünüyorum.  

Yunanistan Parlamentosu, İsrail yapımı hava savunma sistemlerini içeren ve yaklaşık 3-4 milyar avro bütçeli projeyi geçtiğimiz günlerde onaylamıştır.

Mitsotakis'in projenin 2027’ye kadar tamamlanmasını istediğini medyada okudum. Bu doğruysa bunun ne kadar gerçekçi olduğu sorgulanmaya muhtaçtır.

Bu projenin Ege’de karasularının Yunanistan tarafından 6 milin ötesine genişletilmesi halinde Türkiye’yi “savaş sebebi” kararını uygulamaktan caydırma amacına matuf olduğu bellidir.

İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile ortaklığının siyasî zemini de 22 Aralık 2025 günü Kudüs’te İsrail, Yunanistan ve GKRY arasında yayımlanan ortak bildiri ile perçinlenmiştir.

Bildiri’de şöyle denilmiştir:

“Mevcut ve ortaya çıkan zorlukların üstesinden gelmek üzere ortak eyleme duyulan ihtiyacı yeniden teyit ediyoruz. Bu bağlamda, güvenlik, savunma ve askeri konularda devam eden üçlü işbirliğimizi güçlendirme konusunda mutabık kalıyoruz.”

Böylece, elinde Gazze’de Filistinlilerin kanı olan İsrail Başbakanı Netanyahu ile Kıbrıs’ta soydaşlarımızı katleden EOKA teröristleri için her vesileyle anma törenleri düzenleyen Yunanistan Başbakanı Mitsotakis ve EOKA kökenli Kıbrıs Rum Lideri Hristodulidis Türkiye’ye ve KKTC’ne karşı bir şer cephesinde ortak olmuşlardır.

Son olarak belirtmek gerekir ki, Ege’de karasularının genişletilmesini önlemek için Türkiye’nin açıkladığı “savaş sebebi” uyarısından sonra iki ülke arasındaki sorunlardan birini oluşturan “kara suları” konusunu en çok ve sıklıkla dillendiren ve “karasularını genişletmenin Yunanistan için vazgeçilemez bir hak” olduğunu vurgulayan, “Yunanistan’ın bu hakkını kullanmak için kimseden icazet alması gerekmediğini” meydan okurcasına beyan eden ve nihayet “Yunanistan karasularını kendisine en uygun düşen konjonktürde genişleteceğini” kamuoyu önünde ifade eden Başbakan Kyriakos Mitsotakis olmuştur. Mitsotakis Ege’de karasularını genişletme konusunda kendisini kamuoyu önünde bağlamış görünmektedir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız