İstanbul
Parçalı bulutlu
-0°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,1619 %0.1
50,3867 %0.11
6.374,96 % 0,12
92.454,81 %1.815
Ara

Millî Kahraman Rauf Raif Denktaş’ı Anıyoruz

YAYINLAMA:
Millî Kahraman Rauf Raif Denktaş’ı Anıyoruz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı ve Türk Milleti’nin “Kıbrıs Millî Davası’nın” Kahramanı Rauf R. DENKTAŞ’ı 13 Ocak 2012 günü ebediyet yolculuğuna başlamasının 14’üncü yıldönümünde, sevgi, saygı ve rahmetle anıyor, aziz hatırası önünde tazimle eğiliyorum.

Kıbrıs adasının tarihinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki bölümünü, başlıca, Ada’nın tarihsel bakımdan asli unsurunu oluşturan Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarına ve 1960 Lefkoşa Antlaşmalarından kaynaklanan Devlet’in eşit ortak kurucusu olma statüsüne yapılan siyasî ve hukuk dışı saldırılar, onların Ada sathındaki fizikî varlığını tamamen yok etmeğe matuf ekonomik baskılar ve silâhlı teşebbüsler, ve Türkiye’nin tarihten gelen ve Antlaşmalardan kaynaklanan hakları da göz ardı edilerek Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı için yaratılmak istenen oldubittiler ve bunlar  karşısında Kıbrıs Türk halkının, Anavatan Türkiye’nin de destek ve yardımıyla gerçekleştirdiği efsanevî direniş oluşturmaktadır.

Bu direnişte Bayraktarlığı önce Dr. Fazıl Küçük,  sonra da 1973’te ondan devralan Rauf R. Denktaş yapmıştır.

Denktaş, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve Yunanistan’ın kendisine “azınlık” haklarını dahi fazla gördüğü Kıbrıs Türk halkını,  cesaretle ve kararlılıkla birer birer attığı adımlarla 15 Kasım 1983 tarihinde KKTC’nin çatısı altında kendi öz devletine kavuşturmuştur.

Böylece, KKTC, Kıbrıs’taki iki halkın ileride iki devletin Ada’daki yan yana varlığı gerçeğini dikkate alma basiretini göstermesi ve antlaşmaya dayalı bir çözüm bulma iradesini izhar etmesi halinde, egemenlik esası üzerine kurulu siyasî eşitliğin iki sütunundan birinin peşin garantisi olarak tecelli etmiştir.

Uluslararası camianın BM çerçevesinde Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türk halkına ve Türkiye'ye yaptığı haksızlığa, özellikle KKTC ile ilgili bilinen çekincelerine ve uyguladıkları kısıtlamalara rağmen, Rauf Denktaş'ın başta BMGK'de olmak üzere BM'nin çeşitli organlarında irticalen akıcı bir İngilizce ile yaptığı konuşmalar her zaman ilgiyle dinlenmiştir. Muhtelif Batılı diplomatlardan Denktaş'ın BMGK'deki performansı hakkında hayranlık ifadeleri işitmişimdir.

Rauf Denktaş ismi dünya çapında bilinen ve önde gelen yabancı devlet adamları tarafından ilgi, kabul ve itibar gören mümtaz bir şahsiyetti.

Makamlarında görüştüğü yabancı devlet adamları arasında ABD eski Dışişleri Bakanlarından Dr. Kissinger, Baker, Albright; İngiltere Başbakanlarından Callaghan ve Thatcher vardır.

İrlanda Savunma Bakanı Denktaş’ı Lefkoşa’da makamında ziyaret etmiştir.

Denktaş Almanya Dışişleri Bakanı Fischer’in resmî daveti üzerine beraberinde bir heyet olduğu halde 2000 Şubat ayında Almanya’ya ziyarette bulunmuştur. Fischer ile heyetler halinde görüşmüş ve yemek yemişlerdir.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasından sonra Malezya, Endonezya, Mısır, Libya, Lübnan, Ürdün, Pakistan ve Bangladeş’te Cumhurbaşkanları ve/veya Başbakanları, İran Şahı Rıza Pehlevi ve Ürdün Kralı Hüseyin tarafından kabul edilmiştir.

1982 – 1992 arasında BMGS olarak görev yapan Javier Pérez de Cuéllar hatıratında Denktaş’tan söz ederken “görüşlerini izah ederken fikir silsilesi daima mantıklı ve berraktı…Zaman zaman iyi niyet görevimi ifa ediş tarzım hakkında beni eleştirdiği de olmuştur. Ancak, bazen anlattıklarının özü hakkında sıkılmış olmama rağmen (tabiî gerçekleri duymak işine gelmediği için) yine de ifadelerindeki berraklığa hayran olmaktan kendimi alamamışımdır” ifadelerine yer vermektedir.

Rauf Denktaş, “anavatanım” dediği Türkiye sevdalısıydı. Atatürk’ün ilkelerinin ve inkılaplarının şuuruna varmış; onları özümsemiştir. “Atatürk Milliyetçisi” olduğunu söylerdi.

Denktaş, bir taraftan uluslararası toplum önünde halkının öz çıkarlarını koruyup kollarken diğer taraftan da Kıbrıs adasının Türkiye için stratejik öneminin idraki içinde olmuştur. Kıbrıs millî davasının aynı zamanda Türkiye’nin Ege’den sonra Doğu Akdeniz’de de kuşatılmasının önlenmesi davası olduğunun bilinci içinde hareket etmiştir.

Denktaş öngörü ve önsezi sahibiydi. 1960 antlaşmalarının yürümeyeceğini önceden görmüş ve ifade etmiştir. 1956’dan itibaren önce Başbakan Adnan Menderes, sonra da 21 Aralık 1963 olaylarının ertesinde Başbakan İsmet İnönü tarafından Kıbrıs konusuyla görevlendirilmiş olan milletvekili, eski bakan ve Başbakan Prof. Dr. Nihat Erim “Kıbrıs” isimli kitabında Rauf Denktaş’ın tarihi bir öngörüsünü şöyle nakletmektedir:

“Ben Denktaş’ın daha Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmeden, Zürih ve Londra antlaşmalarıyla bulunan çözüm şeklinden endişeli olduğunu, bu işin Rumların kötü niyeti dolayısıyla yürüyemeyeceğini birkaç defa bana, o zamanki Başbakan’a ve Dışişleri Bakanı’na söylediğini hatırlıyorum. Hatta, Kıbrıs’ta benimle Dr. Küçük ve Denktaş’ın yaptıkları bir konuşmada, hükümete kendi düşüncelerini duyurmamı söylediklerini de hatırlıyorum.”

Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş Millî Dava’yı anlatmak ve benimsetmek için her fırsatı değerlendirirdi. Bunun için her türlü fizikî zahmeti göze alır, sağlığından ve özel hayatından büyük fedakârlıklar yapardı. Davayı anlatmak için Türkiye’deki ve dışarıdaki çeşitli çevrelere, kişilere kendi kaleme aldığı mektuplar, belgeler, kitaplar gönderirdi. Aldığı bir mektuba derhal cevap verir; cevabı bir hafta kadar gecikmişse, mektuba gecikme için özür dileyerek başlardı.

Rauf Denktaş insanî vasıfları yüksek, moral veçhesi sağlam, duygu dolu, özel merakları ve meziyetleri olan bir siyasetçiydi. Samimi bir hayvanseverdi.

Meslek hayatımın önemli bir bölümünde, hem de Millî Davamızın başlıca tarihî aşamalarında, vazifeyle Millî Davamızın Önderi’nin yanında ve yakınında olma mazhariyetine eriştim. Kıvanç duyuyorum.

Denktaş’ın ebediyete intikali üzerine dönemin en üst düzeydeki Devlet Ricalimiz tarafından, Millî Davamızın  önderinin “geriye bıraktığı en büyük mirasın şüphesiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğu, Kıbrıs Türk halkının bu paha biçilmez mirasa sahip çıkarak, onun aziz hatırasını daima yaşatacağı” ve  “Türk milletinin gönlünde müstesna bir yere sahip olan merhum Denktaş'ın idealleri, uğruna hayatını vakfettiği KKTC topraklarında ebediyen yaşayacağı” şeklinde Özel Deftere mesajlar yazılmıştır.

Millî Kıbrıs Davamızın aziz önderi Denktaş, Ruhun şad olsun!

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *