İstanbul
Parçalı az bulutlu
0°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
42,9664 %0.08
50,6224 %0.03
5.966,21 % 0,22
87.908,27 %-1.227
Ara

İstanbul’dan Erivan’a Hava Köprüleri Kurmak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
İstanbul’dan Erivan’a Hava Köprüleri Kurmak

                                                           Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu

 

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG(Armenian International Policy Research Group)ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı temel ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan bölge ülkeleri arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının muhtemel sonuçlarını, “üretim ve ihracat tamamlayıcılığı veya /rekabeti” açısından değerlendiren çalışmalarımı görmüş olmalılar ki konferansta bir bildiri sunmam istenmişti. Ben mevcut çalışmalarımı Türkiye ve Ermenistan modeline uyarlama çabasındayken davete icabet edip etmemem gerektiği resmi ve özel düzeylerde epey tartışma konusu olmuştu. Hatta yakın bir tarihte Erivan’a gitmiş olan değerli dostum Leyla Tavşanoğlu ile ilk telefon temasım o zamana isabet eder. İki ülke arasında karşılıklı kısa yumuşama paslaşmalarının yeni yeni başladığı günlerde, itirazlara rağmen konferansa katılma kararı almıştım. Biletimi gönderdiler. Tüm düzenlemeleri de yaptıklarını bildirdiler. Türkiye’den başka katılım olup olmadığını uzun süre fark etmedim. Ama kendimce uzun vadeli iyi bir amaca hizmet ettiğimden emindim. O tarihte henüz İstanbul’dan Erivan’a uçak seferi olmadığından Zürich üzerinden yorucu bir yolculukla Erivan’a sabaha karşı varmıştım. Ama yorgunluğa değmişti.

                                                 

Samimi bir Karşılama

 

Çünkü Erivan’da büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılandım. Grupta ayrıca Ankara’dan genç bir araştırmacı, Fransa’dan gelen bir Türk ve Türk-Ermeni Dostluk Derneği Başkanı Kaan Soyak vardı. Konferans sırasında salonda adeta tembihlenmiş bir izleyici grubuyla karşılaşmıştık. Toplantı Türkiye ile başlayabilecek ekonomik işbirliğinin ülkelerine sağlayacağı faydaya odaklandığından düzenleyiciler, sakıncalı konulara girilmemesini istemişti. Sunduğum bildiri oldukça teknikti. Anlatımın teorik temelinde “küçük bir ülke ile büyük bir ülke arasında ticari ilişki başladığında, bundan küçük ülkenin daha fazla yararlanacağı” savı yattığından bu Ermenistan için bir umut olmuştu. Ticarete konu olacak mal ve hizmetlerin, kısmen sınır ticaretinin özel durumuna, kısmen de transit ticaret ötesine geçecek ticari faaliyetin zaman içinde göstereceği seyre bağlı olacağı kesindi. Dinleyiciye verdiğim ilk siyasi mesaj kaçınılmaz olarak kapalı sınır ile ilgili olmuştu. İki ülke arasındaki sınır resmen kapalıyken yasal ticaret nasıl başlayabilirdi? Ermenistan tarafından tanınmayan sınır açılabilir miydi? Ermenistan sınırı, Türkiye için bir güvenlik sorunu değildi. Buna rağmen Azerbaycan’la aralarındaki Yukarı Karabağ anlaşmazlığı nedeniyle kapatılmıştı. Ama daha da önemlisi Ermenistan’ın 1921 Kars-Gümrü anlaşmasıyla çizilen Sovyet sınırını 1992 den sonra tanımadığını açıklaması, Türkiye’nin sınırı açmamasının siyasi nedeniydi. Bir de yerel gazetelerde gördüğüm, IAE(International Atomic Agency) ve AB sitelerinde de radyasyon kaçağı nedeniyle uyarılan Metzamor nükleer santraline değinince salonda orta şiddette bir çalkalanma yaratmıştım. Ama çabuk uzlaşmıştık. Çünkü Türkiye’yle yakınlaşmak, beni de incitmemek istiyorlardı. Nitekim Daşnak Partisi mensubu olduğunu sonradan öğrendiğim bir Nükleer Mühendis, toplantıdan sonra söyledikleri için benden özür dilemişti. 

 

Türkiye’nin Jestlerine karşı Ermenistan’ın Tepkisizliği

       

2007 Türkiye’nin ekonomik olarak güçlenmeye başladığı ve bu nedenle siyasi olarak özgüven kazandığı bir yıldı. Zaten Ankara yakın geçmişte veri siyasi koşullar altında dahi zaman zaman ufak tefek jestler yaparak Ermenistan ile olan ilişkileri normalleştirme çabası göstermeye başlamıştı. Hatta 1990 lı yıllarda bu ülkeye elektrik ihracatı bile yapılmıştı. Ayrıca Türkiye Karadeniz’e kıyıdaş olmasa bile Ermenistan’ı, kuruluşu sırasında Karadeniz Ekonomik İşbirliği(KEİ) Teşkilatına davet etmişti. Hoş KEİ’nin başına sürecek yağı yoktu. Ama bu Türkiye’nin, Ermenistan’la aynı masada bulunmaktan kaçınmayacağının işaretiydi. Bir başka iyi niyet gösterisi ise, Ermenistan vatandaşlarına, hiç bir ekonomik işbirliği hareketinde olmadığı oranda, çalışma izni verilmiş bulunmasıydı. Hakikaten 2007 sonrasında Türkiye’de yasal çalışma izniyle veya kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarının sayısı yaklaşık 80 bine ulaştı. Ev hizmetlerinde çalışan kadınların çocuklarına Ermeni okullarında eğitim imkânlarının verilmesi, Türkiye'nin samimiyetini göstermesi bakımından değerliydi. Uzatılan zeytin dallarından meyve toplayan Ermenistan’ın hiç bir karşılık vermemiş olması, 1921 sınırını hala tartışılabilir kabul ederek tanımaması, belki de Türkiye’nin sınırı açmasının önündeki en önemli engeldi. Ama Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri Türkiye için önemliydi.

 

Sınır Aşacak İktisadi Dinamikler

 

Ancak 2007 de Ermenistan gibi, Türkiye de henüz Ermenistan’la geliştirilecek ilişkilere toplumsal olarak hazır değildi. Nitekim ben Erivan’dan döndükten bir hafta sonra Hırant Dink hunharca katledildi. Bu müessif olayı yumuşayan siyasi atmosfere karşı oluşan tepkilere bağlamıştım. Buna rağmen o tarihten itibaren yaptığım yayınlarda ve resmi mercilere iletilmek üzere üniversiteme verdiğim kapsamlı raporda, 3 milyon nüfuslu ve ekonomik göstergeleri, Türkiye’ye göre pek mütevazı Ermenistan’ın, sınır açılırsa, Türkiye’nin sağlayacağından çok daha büyük bir fayda sağlayacağını yazmıştım. Bunun, sınır ticareti ve transit ticaretle sınırlı kalmayıp, Türkiye ile ikili ticarete yansımasıyla daha da artacağını belirtmiştim. İlişkilerin normalleşmesi için sınırın açılmasının zorunluğuna değinmiş, yapılabilecekleri şöyle sıralamıştım:  1. Türkiye ve Ermenistan havayollarının karşılıklı düzenli seferler başlatması. 2. Ortak turizm projelerinin geliştirilmesi. 3. Tarihi anıtların korunmasında işbirliği. 4. İki ülke haber ajansları ve medya grupları arasında bilgi değişim kanalları kurulması. 5.·  Bilimsel ve sanatsal işbirliğinin desteklenmesi. 6.  İki ülke resmi makamlarının denetiminde Türk ve Ermeni sivil toplum örgütleri arasında görüşmelerin ve işbirliğinin başlatılması. 7. Uluslararası örgütlerde, iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda işbirliği kanallarının geliştirilmesi. 8. Parlamento ve parlamenterler arasındaki diyalogun teşvik edilmesi. 9. Meslek kuruluşları ve yerel yönetimler arasında işbirliği. Konferanstan sonra Kaan Soyak ve bir Ermeni iş adamıyla Ecmiazin’i ziyaret fırsatı bulmuştum. Ben tek başıma fakir şehirdeki Katedral ve Ortaçağ kiliselerini gezerken iki iş adamı, işbirliği olanaklarını görüşmekteydi. Rastladığım herkese Türk olduğumu, İstanbul’dan geldiğimi korkusuzca söylemiş, sadece ilgi, saygı ve şükran görmüştüm.

 

Gelinen Son Aşamada

 

İki ülke ilişkilerinin normalleşmesi için 2008 de, önce bir futbol diplomasisine tanık olmuştuk. 2009 da ise İsviçre gözetiminde “Zürih Protokolleri” imzalanmıştı. Ancak, Ermenistan Anayasa Mahkemesi bazı protokol maddelerinin anayasaya aykırılığına karar verince Cumhurbaşkanı Sarkisyan 2015 başında protokolleri Parlamento’dan geri çekmişti. Bu iki ülke arasındaki yumuşama sürecini akamete uğramıştı. Ancak Azerbaycan’ın 2. Karabağ Savaşı ve çatışmalardan sonra 2023 de işgal altındaki topraklarına kavuşması olumlu bir jeopolitik iklim yarattı. Paşinyan yönetimi de Türkiye ile yeniden flörte başladı. Doğudan esen ılıman rüzgârların etkisiyle şimdi Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin yeniden ele alınıp değerlendirildiği anlaşılıyor. Türkiye ile doğrudan diyalog ve normalleşme, Ermenistan açısından bölgesel coğrafi ve ekonomik tecritten kurtulma ve ekonomik refah umudu anlamı taşıyor. Yeni sürecin ilk adımlarından biri Türk Hava Yolları’nın, Erivan’a 11 Mart 2026 dan itibaren tarifeli uçuş başlatacak olması. Ayrıca Pegasus Hava Yollarının Sabiha Gökçen Hava Limanından Erivan Zvartnots Hava Limanına doğrudan uçması, normalleşecek ilişkiler için kurulan havayolu köprüleri. Bu vesileyle 2026 nın hepimize iyilik, sağlık, Türkiye ve Ermenistan ilişkilerineyse sarsılmayacak güven ve kalıcı barış getirmesini dilerim.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *