Sadık Çelik
[email protected]
Sürekli kriz halinde yaşamanın psikolojisi
Dünya da, Türkiye de uzun zamandır kesintisiz bir sarsıntının içinde. Savaşlar, yıkımlar, ekonomik daralma, yerinden edilen hayatlar, büyüyen belirsizlik, gündelikleşen şiddet, aşınan güven… Kriz artık gelip geçen bir dönem değil; yaşadığımız çağın atmosferi. İnsan alışıyor, en beteri de bu.
İnsan doğasının ikiliği ve ilkenin direnci üzerine
İnsan tek bir varlık değildir. İçinde iki eğilim yaşar: Biri birlikte tutar, öteki ayırır. Biri dayanışmayı çağırır, diğeri çıkarı fısıldar. Hayat, çoğu zaman bu iki sesin mücadelesidir.
EPSTEIN Dünya Bir Anda Kararmadı
Epstein dosyaları ortaya döküldüğünde dünyanın durması gerekirdi, değil mi? Okunanlar akıl dışıydı, anlatılanlar mide kaldırmaz cinsten. Peki gerçekten sarsıldık mı… yoksa artık sarsılma eşiğimiz mi kalmadı? İnsan zihni sürekli dehşetle karşılaştığında bir noktadan sonra tepki vermez. Kendini korur.
Trump’tan Tüm Dünyaya: Modern Siyaset Neden Düşman Üretme Girdabında ve Türkiye Gerçeği
Bugün siyaset, çözüm üretmekten çok sürekli bir gerilim hâlini yönetme sanatı gibi çalışıyor. Sorunlar ortada duruyor ama tartışma onların nasıl çözüleceğine değil, kimin suçlu olduğuna kilitleniyor. Siyaset, neyin yapılacağından çok, kime karşı olunacağı üzerinden kendini kuruyor.
İnsanoğlu devam etmeyi sorguluyor
Dünya yaşlanıyor. Hem de hiç olmadığı kadar telaşsız, kararlı, kimseye danışmadan. Sayılar düşüyor, doğumlar azalıyor, nüfus duraklıyor. Devletler panikte, istatistikler alarmda, teşvikler havada uçuşuyor. Ama dünya, kendi ritminde yaşlanmaya devam ediyor. Bu bir nüfus krizi değil yalnızca.