Sadık Çelik
[email protected]
Bu ülke gerçekten kimin?
Bu ülke, gerçekten hepimizin mi?Sokakta, kurumda, okulda, devlette, iş yerinde hep aynı ölçüt kullanılıyor sanki: “Bizden misin?” Cevap “hayır” ise bir eşik kapanıyor, bir hak gölgeleniyor, bir sınav anlamsızlaşıyor… Hayat, kendi doğal akışında değil, görünmez bir eleme mekanizmasının çizdiği...
Kötülüğün yeni yurdu
Psikoloji, hukuk, dinler ve gündelik ahlakın ortak ezberinde kötülük, bireyin içindeki karanlıkla açıklanır. “İnsan kötüdür” denir; kötülük insanın içindedir. Bugün ise kötülük dediğimiz, bireylerden taşarak sokağın nefesine, şehrin hafızasına, toplumun ortak ruhuna yerleşiyor.
CHP için yeniden düşünüyoruz: Sesler, sessizlikler ve arayış
Cumhuriyet Halk Partisi bugün sessiz ve derinden bir yol ayrımına doğru ilerliyor. Ama bu, dışarıdan bakıldığında sansasyon vaadeden “büyük kopuş”, “yeni parti”, “iç isyan” türü bir ayrım değil artık. Tercihlerle ilgili bir ayrım.
Kasım üzerine: Dökülmenin ve hatırlamanın zamanı
Kasım, takvimin yalnız ayı. Rüzgâr, yaprağı dalından ayırırken aslında bize hatırlatır: Her kopuş, bir devam etme biçimidir. Doğanın döngüsünde bir teslimiyet gibi görünen şey, aslında hazırlığın en dingin halidir. Çünkü yaprak düşerken ağaç ölmez; dinlenmeye ve yeniden doğmaya hazırlanır.
Sadakat çağında muhalif kalmak
Bir toplumun neye güven duyar? Akla mı, yoksa itaate mi? Bu tercih, bir milletin kaderini sessizce çizer…Liyakat, insanın bir işi bilgiyle, emekle, hakkıyla yapabilme kudretidir.