"Gide gide" gitti
Büyük taşlar, sararmış otlar ve cılız çalılarla kaplı tepeye çıktı ve aşağıdaki köyü gördü. Köy ama ne köy? Epi topu on, on beş kadar kerpiç evden oluşmuş bir “köy”.
Haydarpaşa Garı için ağıt
Havada yoğun bir ayrılık kokusu vardı. Artık “iki başlarına yürüyemeyeceklerini’’ anlayan, iskandili güvenli yufka sulardan bıkıp, bundan böyle kuşkulu bir lunapark uğultusunda kolan vurmak isteyen, nereye giderse gitsin bu şehrin arkasından geleceğini bilmesine rağmen, yine de gitmek zorunda kalan...
Bayan Adele’in inanılmaz zenginliği
Viyana’nın en zengin ailelerinden birine mensup olan Bayan Adele Bloch-Bauer, her zaman olduğu gibi öğleye doğru uyandı ve hizmetçisinin yardımıyla hazırlanmaya başladı. Saçlarına bir Venedik kalyonu biçimi vermek için çeşitli boylarda saç maşaları ve bigudiler kullandı.
Kızgın damdaki adam
Derin bir nefes aldı. Başını kaldırıp, tribünlerde gürültü yapan o küstah ergen erkek topluluğuna baktı. Koşmaya başladı. Atlama engeline yaklaştığında umutsuzca zıplamaya çalıştı. Yeterince yükselemedi. Takla atmak için eğdiği başı hızla engele çarptı.
Sen de unutma Evdoksiya
Aleksi Yorgo, “O saatten sonra ben adamlıktan çıktım. Sonunda işte bu çam ağacına geldim. Rüzgarlarda hala sallanıp dururum” diyordu boynunu bükerek…Büyükada’dayım. Akşamüstü. Gökte birazdan cam sicimi bir yağmur yağdıracak olan lacivert bulutlar. Ada tenha.