Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi
Mektubun devamını okuyamadı. Boğazı kuruyor, kalbi göğsünden fırlayacakmış gibi hızla çarpıyordu. Lavanta kokulu ipek mendiliyle gözyaşlarını kuruladı. Pencereye doğru yürüdü. Kadife perdeyi biraz aralayıp, gümüş tozuna bürünmüş yeşillikler içinde sessizce yükselen Çamlıca tepesine baktı.
Saçları Saman Sarısı, Kirpikleri Mavi
Adam, kadın onu öpüp uçağa bindikten sonra hava alanında bir süre daha bekleyip, kalkmaya hazırlanan Sovyet Hava Yolları’na ait gümüş renkli küçük uçağa baktı. Uçak hareket etti. Pistte yürüdü. Hızını artırdı, titredi ve sonra da yavaşça gökyüzüne doğru yükseldi.
“Aşk Hikayesi”
Sonradan çok düşündü. İleride yaşayacağı o onulmaz acıları bilebilmesi mümkün olsaydı eğer, yine de gider miydi kütüphaneye o gün? Şıkırdım bir mayıs günüydü. Sabahtan üniversitedeki küçük kütüphanenin yolunu tutmuştu. Burayı seviyordu. Ana kütüphanede kitap alma işlemleri çok uzun sürüyordu.
Orada bir köy var uzakta
Toros Katarı, dumanlar ve ıslık sesleri çıkartarak istasyona girdi, yavaşladı ve durdu. Yolculardan biri tahta bavulunu aldı, trenden indi. Yürüdü. Karşıdaki mor gölgeli Hasan Dağı’na doğru döne kıvrıla uzanan tozlu patikayı ve tam da onun tepelerin ardında gözden yittiği noktaya kurulmuş olan köyü...
Osmanlı’da bir konsolit hikayesi
Karşılıklı hâl hatır sorulduktan, kahveler ve şerbetler içildikten sonra, tavanı işlemeli geniş salona bir sessizlik çöktü. Vakit epey ilerlemiş, İstanbul’da ağdalı ve sıkıntılı bir gece başlamıştı.