“Nereye Gitti O Güzel Günler”
Koyun postundan gocuğunun içine giydiği işlemeli gömleğinin düğmelerini ilikleyerek dışarıya çıktı. Dedesinin yıllarca önce Kalmuk dülgerlere yaptırdığı evin ahşap merdivenlerini gıcırdatarak bahçeye indi.
Bir vergi kaçakçısının hatıra defteri
“Anlatmayı seviyorum. Bu belki de duygularımı birileriyle paylaşmak ihtiyacından doğuyor. Yaşadıklarımı, duyduklarımı, özlemlerimi paylaşmak; onları, sadece bana kalsın diye saklamadan anlatmaya hazırım. Ama dinleyen yok ki. Böyle olunca da en iyisi yazmak.
Ayaşlı’nın “Gizli Görevli” kiracısı
Büyükelçi her zamanki gibi saat tam sekizbuçukta odasına girip, sedir ağacından yapılmış büyük çalışma masasına oturdu. Arkasına yaslanıp, iki yıldır elçilik yapmakta olduğu bu şehre, Afganistan’ın başkenti Kabil’e baktı.
Şah İsmail’in göz yaşları
Yok. Başlığa bakıp da, Yavuz Sultan Selim’e Çaldıran’da yenilen, sonraki ömrünü de üzüntüyle geçiren ünlü Safevi hükümdarı Şah İsmail’den bahsedeceğimi sanmayın. Benim amacım, sözü bir zamanlar İstanbul’da pek moda olmuş çadır tiyatrolarına getirmek.
Nasıl hatırlıyorsan dünyayı, öyle
Ekim 1971’de Maliye Bakanlığı’nda göreve başlıyorum. Bana Cemal Süreya’nın yanında çalışacağımı söylüyorlar. Şaşırıyorum. İsim benzerliği mi acaba, yoksa gerçekten de o sıkı şairin yanında mı çalışacağım?