Haluk Şahin
[email protected]
Yalan, gürültü, dezenformasyon.. Gerçek iletişimci ne yapmalı?
Tozla duman, sapla saman birbirine karışmış durumda. Doğruyla yalanı ayırt etmekte zorluk çekiyoruz. Bu belirsizlik, zamanımızın en büyük sorunlarından birisi ve hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü hepimiz biraz iletişimciyiz!
Dibe vurmak.. Ve ayağa kalkmak..
31 Mart seçimlerinde birçok kişi hayatının doruğuna çıktı ya da dibe vurdu. Şimdi, özellikle dibe vuranların ne yapacaklarını merak ediyor, ilgiyle izliyoruz. “Beter olsun! ” diyenler “Var, vah! Yazık oldu! ” diyenler var!
31 Mart’ta Türkiye Akdeniz’e doğru kaydı. Haritanın rengi kırmızı değil mavi olmalıydı: Akdeniz Mavisi!
Hafta boyunca 31 Mart seçim sonuçlarına birçok açı ve plandan bakıldı. Ben bugün geriye çekilip açılarak, sinema diliyle “zoom out” ederek, büyük resme bakmak ve sormak istiyorum: Aslında ne değişti? Aslında radikal bir değişim olmadı.
Kaz da kazmış ha! Kampanya sokağa indi
“Yoktur birbirimizden farkımız, hepimiz rantiye ahfadıyız! ”2024 yılın yerel seçim kampanyasını özetleyecek bir cümle bulmak gerekirse, bir reklam sloganından alınmış ilhamla, bu cümleyi önerebiliriz. Yerel demokrasinin, farklı yerel yönetim anlayışları arasında bir yarışma olması beklenir.
Yerel seçimlere tomografi: Bir milletvekili niçin belediye başkanı olmak ister?
31 Mart seçimleri Belediye Başkanlığı’nın Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar cazip ve itibarlı görüldüğünü açık seçik ortaya koyuyor. Baksanıza, siyasetçiler orta büyüklükte bir kentin belediye başkanı olabilmek için Bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa etmeye hazırlar.