Trump’ın 18 aylık icraatı ve dünyanın hali
Trump'ın Ocak 2025'te başlayan 2. başkanlık dönemi, Haziran ortasında 18. ayını dolduracak. Bu 18 ay, dünyanın çivisini iyice yerinden oynatan bir icraat dönemi oldu. Kasım ayında yapılacak kısmi senato seçimleri pek çok şeyi değiştirebilir. Ne yazık ki Hürmüz savaşının başındaki Amerikan bombardımanıyla hayatını kaybeden 170-180 kız öğrenciyi yeniden hayata döndürmek mümkün değil. Ama fiilen Ocak 2030’a kadar devam edecek olan Trump kasırgasının siyasi ve iktisadi sonuçları, birçok yönden vahim olacağa benzer. Ocak ayında Venezuela’ya yapılan askeri müdahale ve Şubat ayından beri süren İran savaşının yarattığı piyasa arz zinciri baskısı ve enflasyonist tırmanma, dünya çapında yayılıyor. Tek kişinin kararıyla başlayan askeri müdahalenin, Birleşmiş Milletlerin(BM) kurumsal itibarı üzerinde yarattığı tahribat, belki zamanla bir reform ve yeniden yapılanma sağlayabilir. Ama bu fetret devrinin diğer uluslararası kurumlar ve düzenin işleyişindeki kurallar üzerindeki olumsuz etkisini onarmak zaman ve ciddi çaba Yaratıcı Yıkım Denilen Böyle bir şey Değil.
Trump, ABD’ni iklim ve nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmalarıyla, Dünya Sağlık Örgütünden (WHO) çıkararak, dünyayı tehlikeli bir uçurumun kenarına getirdi. ABD’de aşı kampanyaları ile ilgili uygulamalar, kızamık gibi hastalıkların yayılmasına neden olurken, sesi artık gür çıkamayan WHO, çağın vebası Hanta virüsünün izlenmesinde bile etkin olmaktan uzak. Tabii anlaşmalardan çıkması, ABD nin, iklim ve nükleer silahsızlanma konularında gereken önlemleri almaktan vazgeçmesi ve başka ülkelere kötü örnek olması demek. Kurumsal katkı paylarını ödememesiyse, zaten uluslararası kurumları felce uğratacak ölçüde yıkıcı. “İyi bir müzakereci olma” iddiasıyla başlattığı inişli çıkışlı ticaret savaşlarının en büyük darbesi, G7 ve Dünya Ticaret Örgütüne(WTO) oldu. Trumpist ticaret savaşları, G7 içinde parçalanmaya yol açarken tarifelerle sürekli oynanması, çok taraflı kuralları çiğneyen belirsizlikler yarattı. "Önce Amerika" korumacılığı ile başlayan uluslararası iktisadi gerilim ve güvensizlik, tedirgin bir barış ortamı yaratınca, G7' üyeleri de, çok taraflı değil, ikili ve sektör bağlantılı iş birliği anlaşmalarına yönelmeye başladı.
Müttefik, Müşteri mi?
Kurallara dayalı ticari ve siyasi ilişkilerin aşınmasıyla müttefik ve rakip ayırımı ortadan kalkmış gözüküyor. Üstelik ABD için artık geleneksel müttefiklerin müşteri olarak kabul edilmesi, iktisadi rasyonaliteye de hizmet etmiyor. Tam tersine ikili ilişkilerde adeta haraç veya komisyon almaya yönelen bir ağ ortaya çıkmış durumda. Üstelik bu durum "G7 - ABD" ilişkilerinden öte bir ekonomik çözülme tetiklemiş bulunuyor. Ticaretin, Meksika ve Vietnam gibi üçüncü ülkelere kaymasının yaratabileceği yeni küreselleşme etkisi ise belirsiz siyasi gelişmelerin pençesinde. Çin'e odaklanan korumacılık politikalarının, başta Kanada olmak üzere geleneksel ABD müttefiklerine de uygulanması, sanayi politikalarını, tedarik zincirlerini ve ikili işbirliği tercihlerini sürekli değiştirmekte. Ancak şimdi daha önem kazanan ikili ilişkiler, savaşların gölgesinde daha olumlu sonuçlar yaratmıyor. Yine de gelişmiş ülkelerde Çin'in aşırı üretim kapasitesi ile ilgili sorunlara karşı ortak tepki var. Aynı zamanda ABD dışındaki G 7 ülkeleri stratejik sektörlerin tedarik zincirlerine dayanan, yeni bir ekonomik, ekolojik ve enerji güvenliği mimarisi kurma çabasında.
WTO’yu Korumak için Reform Girişimleri
WTO, uluslararası ticaret ve yatırımın öngörülebilirliği açısından önemli bir kuruluş. Hayata geçirdiği genel tarife ve ticaret anlaşmalarıyla, işlettiği sorun çözme mekanizmaları 1995’den beri etkili. Çok taraflı ticareti temsil etmesine rağmen, özellikle AB gibi bölgesel tercih bloklarıyla uyumlu olması, WTO’yu korunması gereken bir kurum haline getirirken, siyasi pazarlıklara dönüşen tarife savaşlarının zorlamasıyla, kurumda yeni bir reform sürecinin başladığı anlaşılıyor. Yaygınlaşan dijital ticaret te zaten yeni bir reformu zorunlu kılmakta. AB dâhil küresel ticaretin yüzde 70'ini denetleyen 66 WTO üyesi dijital ticaretle ilgili ilk küresel kuralları hayata geçirme konusunda uzlaşmış durumda. Ayrıca 2025 den beri Çok Taraflı Geçici Temyiz Tahkim Anlaşması'nı (MPIA), uyuşmazlık çözüm sisteminin reform bileşeni haline getirmesi, örgütün uluslararası ticaretin istikrarını, güvenliğini ve öngörülebilirliğini korumak için Trump’a karşı gösterdiği bir sarı kart. AB ve Kapsamlı ve İlerleyici Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) üyelerinin, WTO'ya verdiği destek ve örgütün yeni reform çalışmalarında işbirliği yapma taahhütleri önemli.
Ödemeler Sisteminde Eskiye Dönüş
Tarifelerdeki oynaklıklar, ticari ve sınai maliyetleri arttırırken küresel durgunluk riski Hürmüz savaşının da etkisiyle yükseldi. Enerjiye ve istikrarlı tedarik zincirlerine bağlı sektörlerde artan zorluklar, uluslararası yatırımcıların yatırım kararlarını yeniden gözden geçirmelerini sonuçlandırırken, artan ikili ilişkiler, çok taraflı ödeme sistemleri yerine de alternatif arayışlarını sonuçlandırıyor. ABD doları yerine yerel paralarla ticaret ve borçlanma, ABD ve FED sistemi üzerindeki anahtar para sorumluluğunu azaltan bir gelişme. Ancak ödemelerde, örneğin Çin Yuanı (CNY) ve Brezilya Reali (BRL)[1] gibi konvertibilitesi sınırlı para kullanımının yaygınlaşmasının yarattığı geçici rahatlığa karşılık, önceden denenmiş bazı sakıncalar var. Bir kere bu, sık hesap hataları bilinen bir takas veya açık hesap clearing sistemi. Yaygın kullanım yerine ikili sektörel ticarette kullanılması bile geçici olsa daha iyi olur. Çünkü örneğin petrol karşılığında kâğıt veya şeker ticareti gibi düzenlemeler daima ticarette fırsat maliyeti yarattığı için arzu edilmez.
Monarşiden Demokrasiye Dersler
Trump şimdi küresel sorunlardan belki de en önemlisi. Dünyanın hala en önemli ülkesi olan ABD’ de yarattığı ufak bir esinti, kelebeğin kanat etkisi gibi bir yayılma gücüne sahip. ABD başkanı olarak, kifayetli ama ne yapacağı belirsiz bir muhteris. Bu durumda dünyanın hali, bir delinin attığı taşı çıkarmaya çalışan 40 akıllıya değil, birkaç ülke ve birkaç köklü örgütün tutarlı icraatına kalmış durumda. Alttan aldılar olmadı. Tepeden bakmaya zaten hiç biri cesaret edemezdi. Ama yol ayırımına İran’a karşı başlatılan savaşla geldiklerinde, Trump, açtı ağzını, yumdu gözünü. Tüm diplomatik teamülleri çiğneyerek, ne NATO’nun ve BM’nin çapsızlığı kaldı; Ne de İngiliz ve Alman Başbakanlarının korkaklığı. Ama Kral Charles’ın 28 Nisan’da ABD kongresinde yaptığı konuşma, derslerle doluydu. Denge-denetimin öneminden girdi; çok taraflı kurumsal dünya düzeniyle NATO’nun değerinden çıktı. Ama en önemlisi, Amerikan İngiliz ittifakına vurgu yaparken koltuğu bu günlerde iyice sallanan başbakanına yaptığı bir göndermeyle sahip çıkarak, Stramer’ı bile Trump’a değişmeyeceğini gösterdi.
[1] Brezilya ve Çin, kendi para birimlerini kullanarak ikili ticaret ödemelerini yapmayı 2023'te resmileştirdi.