Gazze Barış Kurulu
Trump, 15- 20 gün önce yaptığı bir paylaşımla dünyaya, "Gazze Barış Kurulu” nun kurulduğunu açıkladığında henüz ayrıntısı belli olmayan tasarımın geçmişteki hibe konferanslarından farklı olacağı belliydi. Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararıyla adı konulan kurul ve oluşuma yardımcı olacak diğer organlar, Trump’ın kişisel çağrılarıyla çabucak şekillendi. Ancak hala Gazze ateşkesini denetlemekten ve Hamas'ın silahsızlandırılmasını sağlamaktan sorumlu olan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) ile nasıl işbirliği yapacağı, kurula davet edilen ve en az 1 milyar dolar vermeye razı olan ülkelerin aynı zamanda ISF'ye askeri olarak katılıp katılmayacağı belirsizliğini koruyor. Bu durumda angajman kuralları da henüz kesinleşmiş değil. Trump için Barış Kurulu da, dünyanın en sorunlu bölgelerinden olan Gazze’de çatışmaları sona erdirecek bir çeşit müteahhitlik. Dar kıyı şeridinde yükselecek gökdelenlerle barışa gidecek yolun kolayca döşeneceğini düşünüyor olmalı. Ancak Gazze ateşkes planı ile eşgüdüm sağlanması için yerle bir olmuş bölgede hala yaşama tutunma mücadelesi veren masum insanlara refah ve umut vaat etmesi gereken kurul, henüz uluslararası örgütlerin ilgisini çekmeyi başarmış değil. Kuşku ve güvensizlik giderek artıyor.
ABD ve Orta Doğu
Gazze Barış Kurulu, ABD'nin Orta Doğu'da elli yılı aşkın bir zamandır sürdürdüğü arabuluculuk ve barış politikalarının uzantısı gibi algılanıyor. Başarısı bir hayli tartışmalı olan bu politikalar kadar, ABD nin artık İsrail- Filistin konusunda tarafsızlığını koruma endişesi kalmaması, yeni girişime duyulan güvensizliğin temel nedeni. Damat Kushner’in kotardığı ve bölgede esen tüm kasırgalara rağmen ayakta kalmayı başaran Abraham normalleşme süreci, Barış Kurulunun kefili olarak düşünülse bile, Trump’a hoş görünmek için davete koşan bazı ülkeler, İsrail’i tedirgin ediyor. İsim isim kurula seçilen bazı üyelerin de Filistin’i rahatsız ettiği belli. İsrail, Hindistan’ın davet edilmesinden memnun. Türkiye ve Katar’ın katılımına ise itirazını sürdürüyor. Gazze’ye 1.2 trilyon dolarlık yatırım sözü veren Katar, Barış Kurulunu Doğu Akdeniz’e açılma ve büyük bir olasılıkla Gaza-Marine’deki doğal gaz kuyularına ulaşma fırsatı olarak görürken, İsrail bunu denizden kuşatma olarak kabul ediyor. Öte yandan geçmişte nasıl deneyimleri olduysa, Musevi bir Güney Kıbrıs vatandaşı olan milyarder emlak kralı Yakir Gabay’ın Barış Kurulunun 11 kişiden oluşan yürütme kuruluna girmesi, Filistin cephesinde ciddi bir hoşnutsuzluk yaratmış durumda. Herkesin birbirinin ciğerinin ne tarafa döndüğünü bildiği, tarihi, dini ve kültürel ön yargıların zihinsel ambargolara neden olduğu bölgede, zar atar gibi iş yapan Trump, işin başında, becerikli Kushner’in bile ayağına çelme takabilir.
Hibe Öğütme Makinası Filistin
BM 2803 sayılı kararıyla Barış Kuruluna 2027 sonuna kadar yeniden uzatılabilir süre vermiş. Ancak tüzükte özellikle Gazze' ye değil, sadece genel olarak küresel çatışma çözümüne atıf yapılmış olması oldukça ilginç. Trump 2029 da sona erecek olan başkanlık süresi içinde, kurulun görev süresini bir kere uzatabilir veya sonlandırabilir. Bakalım ne yapacak! Tabii, 1994 ve 2020 arasında büyük bir kısmı Gazze için verilen Filistin hibelerinin 40 milyar dolara ulaşmasına rağmen başarısızlığın incelenmesi önemli. Bilindiği gibi Oslo sürecinde, ekonomik istikrar amacıyla Filistin Yönetimine yardım akmıştı. Batı Şeria ve Gazze için verilen hibe, 2004 de dünyanın en fazla yardımlarından biri olarak kayda geçmişti[1]. Ama 2006 da, Hamas'ın seçim kazanmasıyla yardımlar askıya alınmış ve bazı ülkeler Filistin’e karşı çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamıştı. 2008 Annapolis Hibe Konferansı'ndan sonra, yardımlar yeniden başlasa bile yolsuzluklar ve beceriksizlikler nedeniyle Batı Şeria ve Gazze’de fakirlik çemberi kırılamamıştı. Tabii kuartet[2] yardımlarının şekillendiği Sharm-el Şeyh zirvesinde Suudi Arabistan 1 milyar dolar, ABD ise 900 milyon dolar yardım sözü vermişti. Ancak Hamas’a yaradığı kuşkusuyla, vaat edilen yardım verilememişti.
Gazze’ye Özel Yardımlar
Tabii İsrail’in tek taraflı bir kararla Gazze’den çıktığı 2005 yılında Türkiye Gazze’de liman ve havaalanı inşası ile 5-10 bin kişiye iş olanağı sağlayacak bir Nitelikli Sanayi Bölgesi(QIZ) kurma sözü vermiş, ancak istikrarsız ortam bunların gerçekleşmesini engellemişti. Daha sonra İsrail’in 2010 da Gazze yardımlarının bölgeye doğrudan ulaşmasını engellediği kanlı Mavi Marmara olayları da var. Çoğu Ashdot’a yöneltilen ayni yardımların ne kadarının Gazze’ye ulaştığını takip etmek hiçbir zaman mümkün olmamıştı. Tabii o süreçte Gazze halkını ekonomik ve sosyal istikrarına tehdit olarak gören Mısır’ın yardım engellemeleri de unutulmadı. 2014 de Gazze’nin yeniden inşası üzerine Kahire’de düzenlenen uluslararası bağış konferansında Filistin’e toplam 5,4 milyar dolarlık bağış sözü verilmişti. Toplam meblağın yarısı Gazze'deki yeniden inşa çalışmalarına, geri kalanı ise 2017 yılına kadar Filistin Yönetimi bütçesini desteklemeye tahsis edilecekti. Ancak sonrasında yeterli mali yardım yapılamadığı gibi yapılan yardımlar da amacına uygun kullanılmadı. Bunda Filistin Otoritesi ile Hamas yönetiminin sorumluluğu da büyük. Trump’ın çağrısına giden Orta Doğu, Orta Asya, Endonezya, Fas, Macaristan, Mısır ve Türkiye, Trump ve Kushner’le Barış Kurulunda gururla aile fotoğrafı çektirdi.
Gazze’nin Yeniden İnşası Mind Craft Oyunu gibi Görülmemeli
Gazze’de ateş kese rağmen henüz silahlara veda edilmedi. Hala her gün en az 50 kişi çatışmalarda ölüyor. Hal böyleyken önce enkaz kaldırılacak, baş müteahhit Kushner, seçmece şerikleri ve taşeronlarıyla post modern gökdelen ve peyzaj tasarımlarına karar verecek. Belki inşaatlar 6 Ekim 2026 da başlatılır. Su, elektrik, kanalizasyon alt yapısı, yol, köprü ve “yasal” tüneller, konut, okul, hastane, otel ve yeşil alanlar mükemmel planlanmalı. Deniz ve hava limanları uygun yerlere yapılmalı. Yapılar kıyıya en az 100 metre uzak olmalı. Ekonomik faaliyet alanları kültürle uyumlu olmalı ve nihayet yeniden yapılanma başladığında, bölgenin doğal zenginliği Gaza –Marine’in akıbeti düşünülmeli. Gazze halkının kendi kaynağını kullanma hakkı mutlaka gözetilmeli İki devletli bir çözüm gerçekleşmese bile, Gaza-Marine’de İsrail’in sondaj yapması mümkün olmamalı. Ateşkesin üçüncü, dördüncü aşamasına geçilince İsrail yanı sıra bölgede uluslararası bir yönetim olarak bulunacak Barış Kurulu garantörler olarak düşünülmeli, Ancak bunlar bile doğal gaz alanına “uluslararası kayyum” olarak girmemeli. Bu nedenle Gaza-Marine, hemen Filistin Otoritesine zimmetlenmeli. Türkiye de garantörlerden biri olarak, Barış Kuruluna 1 milyar dolar kaptırmak ve Gazze’nin yeniden inşası için birkaç yandaş müteahhit şirketi bölgeye sokmaktan öte, Filistin halkına ait hakların uluslararası hukuk çerçevesinde savunulmasına önderlik etmeli. Katar’a da beklemesini telkin etmeli.
[1] ABD, 1994'ten sonra USAID aracılığıyla Filistin’e 5,2 milyar dolardan fazla bağış yapmış olduğu bilinmekte.
[2] 2002 yılında AB, ABD, Rusya ve BM tarafından Ortadoğu Barış Süreci müzakerelerini kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan Dörtlü olup, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1397 sayılı kararıyla faaliyete başlamıştı.