Trump’ın işi Hz. İbrahim’e kaldı
ABD’nin kaçık Başkanı Donald Trump birkaç gün önce fevkalade parlak bir fikirle ortaya çıktı. İran’la savaşı bitirme karşılığında başta Türkiye olmak üzere, Suudi Arabistan, Pakistan, BAE, Katar, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Bahreyn’e çağırı yaparak Abraham (İbrahim) Anlaşmaları’na katılmalarını istedi. Hemen anlatayım, Abraham ya da İbrahim Anlaşmaları, ismini üç semavi dinin ortak peygamberi kabul edilen Hz. İbrahim’den alıyor. İbrahim Anlaşmaları adı verilen bir dizi ikili anlaşma Trump’ın ilk başkanlık döneminde, yahudi damadı Jared Kushner’in önayak olmasıyla, 2020 tarihinde İsrail’in Ortadoğu’daki nüfuzunu genişletip büyük İsrail projesine destek vermek amacıyla ortaya atılmış, o zaman anlaşmaya BAE, Bahreyn İsrail’le birlikte imza vermişti. Daha sonra anlaşmalara Sudan, Fas, ileriki bir tarihte de Kazakistan taraf oldu.
Şimdi gelelim günümüze... Trump, 24 Mayıs günü AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman, Mısır lideri Abdülfettah el Sisi, Ürdün Kralı Abdullah, Pakistan, Mısır, Katar, BAE ve Bahreyn’den yetkililerle bir tele konferans düzenleyerek, İran’la savaşı bitirip uzlaşmaya varılması karşılığında kendilerinden İbrahim Anlaşmaları’na katılmalarını istemiş. Yani demiş ki: “İran’la savaşı bitiririm ama bir şartla: “Artık İsrail’le ilişkilerinizi normalleştirin. Ortadoğu’da İsrail’siz bir düzen olmasına izin vermiyorum.” Adamdaki haddini bilmezliğe bakar mısınız? Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük, yerseniz, diyor. Pes. Hiç kimseden de gık yok. Bir tek Pakistan, “Ne haddine?” demeye getiren bir çıkış yaptı. Suudi Arabistan ise kıvırttı.
Trump daha sonra Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda bu isteğini tekrarlamış. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgüler düzmüş. Türkiye’ye gelince...
Ankara bu konuda kapalı kutu gibi görünüyor. Doğruluk derecesini bilmiyorum ancak sızan kulis haberlerine göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Bakalım, düşünürüz,” gibi bir şeyler söylemiş.
Şimdi tuhafıma giden nokta şu: Trump’ın İbrahim Anlaşmaları’nı dayatmak istediği ülkelerin sadece ikisi İsrail’le diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Türkiye’nin İsrail’le zaten 77 yıllık diplomatik bir geçmişi var. Ürdün de 1994’te Tel Aviv Hükümeti’yle ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalamıştı. Hatırlatmakta yarar var. İsrail devleti İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1948’de kurulduğunda onu ilk tanıyan ülkelerden birisi 1949’da Türkiye olmuştu. Türkiye’yle İsrail arasında Filistin sorunu nedeniyle ilişkiler inişli çıkışlı olsa da bugüne kadar devam etti. Hatta Gazze savaşı yüzünden Türkiye İsrail büyükelçisini geri çekse de elçilik hala faaliyetini sürdürüyor.
TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ SERÜVENİ VE EKREM GÜVENDİREN
Ankara, 1949’dan başlayarak İsrail’le düşük düzeyde diplomatik ilişki kurdu. Nedeni çok açıktı. Filistin sorunu ve Ortadoğu’daki sünni Müslüman Arap ülkelerinin İsrail’i tanımamaları ve duydukları husumet. Ancak, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin yaklaşmasıyla o dönemde kurulan yeni dünya düzenine ayak uydurmaya çalışan Ankara İsrail’le diplomatik ilişkilerini 1986’da Maslahatgüzarlık düzeyine yükseltti; Tel Aviv’e Maslahatgüzar olarak 2023’de kaybettiğimiz Ekrem Güvendiren atandı. Ekrem Güvendiren, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve ABD’nin dayatmaya çalıştığı “ılımlı İslam-yeşil kuşak projesi” çerçevesinde yeni dünya düzeninin şekillenmesiyle birlikte 1992’de Türkiye’nin ilk Tel Aviv Büyükelçisi oldu. Eski bir dostum olan rahmetli Ekrem Güvendiren’i bu yazıda saygıyla anmak isterim.
Zamanımızda, AKP Hükümeti İsrail’e ve düşük ahlaklı Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya sahne önünde esip gürlese de perde gerisinde dengeleri korumaya özen gösteriyor. Anladığım kadarıyla iç kamuoyuna “kötü, hain, katil” İsrail diye kabarık öfke gösterileri akıllardayken Trump’ın bu dayatması karşısında ne yapılması gerektiğine bir türlü karar verilemiyor. Erdoğan, kaçık Trump’ın dayatmalarının hemen sonrasında İran Devlet Başkanı Mesut Pezeşkiyan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le telefonda görüşmüş. Sızan bilgilere göre Ankara İran ve Pakistan’ın tutumlarına göre pozisyonlanmaya eğilimliymiş. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık örneği…