İstanbul
Açık
32°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
63.457,47 %-0.49

Akdeniz'i Plastiğe Boğan Kim?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Akdeniz'i Plastiğe Boğan Kim?

Doğu Akdeniz'den plastik görüntüleri geldi, sosyal medya doldu taştı. Bir günah keçisi arandı, bulundu: atık ithalatçıları. Ama bu tartışma her seferinde böyle işliyor. Olayı konuşuyoruz çünkü böylece faili ve sistemi konuşmuyoruz. 

Hatırlıyor musunuz, Marmara'da da böyleydi. Müsilaj patlak verdiğinde "iklim değişikliği" günah keçisi yapıldı, tartışma oraya çekildi. Oysa koca Marmara kimileri için çöplük, kimileri için hafriyat döküm alanı, kimi termik işletmeler için su soğutma haznesi, kimi endüstri için arıtılmamış boşaltma çukuru olmuştu. Şimdi Doğu Akdeniz için de aynı sıfır hafıza ile aynı tartışma açılıyor. 

Seyhan'dan Akdeniz'e 

Denetimler ortaya koydu ki Adana Büyükşehir Belediyesi, kentin atık suyunun bir kısmını arıtmadan Seyhan üzerinden Akdeniz'e veriyormuş. Hem de bu ilk değil; daha önce de aynı belediyeye Ceyhan Nehri'ni kirlettiği için ceza kesilmişti. Bakanlık her seferinde ceza kesti, sayfayı kapattı. 

Peki bölgedeki ön arıtmalı derin deniz deşarjı tesisleri ne durumda? Bu tesisler, atık suyu sadece ızgara ve kum tutucudan geçirip doğrudan denize veriyor; biyolojik arıtma yok. Antalya'dan Mersin'e, Hatay'a uzanan kıyı şeridinde bu tür tesisler hâlâ çalışıyor. Her gün milyonlarca metreküp su bu şekilde denize karışıyor. Bu suyun plastik yükü hesaplanmıyor, hesaplanması da istenmiyor. Denetim gündemine de girmiyor. Oysa bu tesislerin sayısı ve konumları bilinse de arıtma türlerine göre kamuoyuyla paylaşılan bir envanter yok. 

75 Milyon Ton Nereye Gitti? 

Sıfır Atıkta Sıfır Olan Ne? yazısında görmüştük: 2024'te Türkiye'de atık tesislerinde işlenen miktar 195 milyon ton. Oluşan atık miktarı ise 120 milyon ton. Sisteme dışarıdan 75 milyon ton girmiş. Toplam ithalat 677 bin ton — yani açığın yüz katından fazla. Peki bu 75 milyon tonun büyük bölümü nereye gidiyor? Bu soruyu kimse sormadığı sürece tartışma eksik kalır. 

Pet Şişeyi Konuşurken 

DOA: 2,75 kuruşluk suyu 440 katına içerme sanatı! yazısında depozito sisteminin çevreyi değil parayı döndürmek için kurulduğunu gösterdik. Pet şişeyi konuşurken plastiğin hammaddesi olan petrolün nereden geldiğini, kimin işlediğini konuşmuyoruz. Plastik hammadde ya ithal petrolün işlenmesiyle ya da doğrudan hammadde ithalatıyla Türkiye'ye giriyor. Bu zincirin başındaki adreslere hiç dokunulmaz. 

Yani atık meselesi ithal atık değil, ithal petrol meselesidir. Rusya'nın, Azerbaycan'ın petrolü; İngiltere'nin çöpü değil. Eğer atık sorunu gerçekten çözülseydi, kimse o kadar petrol işlemek zorunda kalmayacaktı. 

Çöp Ekonomisi Büyüyor 

2018'de 800 milyon metreküp olan düzenli depolama kapasitesi 2024'e gelindiğinde 2,5 milyar metreküpe çıktı (TÜİK, Atık Bertaraf ve Geri Kazanım Tesis Göstergeleri). Çöp azalmadı; çöp ekonomisi büyüdü. Çabuk dolan saha demek yeni ihale demek, yeni hafriyat işi demek. Kimse konuşmaz, pek çok insan tekil örnek sayar ama ülkede çöp depolama sahasına karşı çıkan mahalle örgütlenmelerinin patladığı da bir gerçek. 

Sadece gömerek değil, yakarak da bir ekonomi yarattık. 2019'da çimento sektörü 1,4 milyon ton, enerji sektörü 2,7 milyon ton atık yakmıştı. 2024'e gelindiğinde bu rakamlar sırasıyla 1,7 ve 9,1 milyon tona çıktı (ETKB Enerji Denge Tablosu). Aradaki farkı tepenizde düşünün: toplamda 10 milyonu aşan bir rakam. "Sıfır Atık" politikası ise resmi belgelerde yakma kelimesini kullanmaktan kaçınıyor. 

Sorun Tek Değil, Sistem 

COP31'e giderken Türkiye, Sıfır Atık politikasını amiral gemisi olarak vitrine çıkarıyor. Ama politikanın ruhu çöpü azaltmak değil, çöpün her bileşenini ekonomik bir alana dönüştürmek. Depolama büyüyor, yakma büyüyor, hammadde üretimi büyüyor — ve bunlar birbiriyle çelişmeden yan yana işliyor, çünkü hepsi aynı düzene hizmet ediyor. Belediyeler de bu düzenin dışında değil: iklim birimleri sıfır atık birimlerine bağlı, iktidar ve muhalefet bu modeli değiştirmeksizin sürdürüyor. 

70'lerde Hayal Kuranlar 

Tarihe bakmak bazen yeterli. 1970'lerde Ankara Belediyesi, okullardan toplanan eski gazetelerden kâğıt üretip bir milyon çocuk kitabı bastırdı. Ali Dinçer döneminde hayata geçen bu proje, SEKA fabrikasına hammadde gönderip karşılığında kâğıt alan, 350 bin çocuğa kitap dağıtan bir dayanışma modeliydi. Bunu yapanlar "kurtarılmış bölge yaratmak" ve "komünizm propagandası" ile suçlandı, ekonomik ambargoya uğradı. 

Bugün aynı düzen, farklı isimler altında devam ediyor. Bunu bilmeden Akdeniz'in plastik kirliliğini tartışabilir misiniz? 

Veriler, isimler ve politikanın tamamı için bu konuyu daha ayrıntılı ele aldık: https://x.com/OnderAlgedik/status/2087957903219032303 

 

Kaynakça: 

Atık İstatistikleri, 2024 — TÜİK 

Atık Bertaraf ve Geri Kazanım Tesis Göstergeleri — TÜİK 

Sıfır Atıkta Sıfır Olan Ne? — Önder Algedik / Muhalif 

DOA: 2,75 kuruşluk suyu 440 Katına içerme sanatı! — Önder Algedik / Muhalif 

Adana Büyükşehir Belediyesi'ne ceza — Gazete Oksijen 

Ceyhan Nehri kirlilik cezası — Çevre Bakanlığı 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız