İstanbul
Kapalı
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,9920 %0.10
55,8197 %0.02
6.707,97 %-0.49
84.376,01 %-0.05
Muhalif. Ressam Faruk Erçetin, Süheyl Ünver’in izinde sokakları keşfederek resmediyor

Ressam Faruk Erçetin, Süheyl Ünver’in izinde sokakları keşfederek resmediyor

Erçetin: ”Rahmetli Süheyl Ünver de (sokak çizimlerini) sıkı şekilde yapmış. O belge niteliğinde düşünmüş ve not almış. Ben biraz daha hasbihal gibi bakıyorum. Ölmeye yakın biriyle sohbet etme gibi düşünüyorum” ”Otantik bir kültürün yanı başındayız ama otantik olmayan bir zamanda yaşıyoruz. İstanbul çok büyük bir keşif alanı ve çok az insan bunun farkında”

Ressam Faruk Erçetin, Süheyl Ünver’in izinde sokakları keşfederek resmediyor
Okunma Süresi: 4 dk

İSTANBUL (AA) ÖMER MİRZA ŞEKER İstanbul başta olmak üzere birçok şehri gezerek sokakları resmeden genç ressam Faruk Erçetin, "Çizim yaptıkça anlam dünyasının bir parçası olmaya başladığımı gördüm. Kendime ait bir fanusum oluştu. Bunu İstanbul ve sokak çizimi yaptı." dedi.

Küçük yaşlardan beri resim sanatıyla uğraşan 35 yaşındaki Erçetin, Marmara Üniversitesi İslam Tarihi ve Sanatları alanında yüksek lisansını tamamladı ve tezini "A. Süheyl Ünver'in Eyüp Defterlerinde Şehir Dokusu" başlığıyla hazırladı.

Sanat çalışmalarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Erçetin, ressam Cemal Toy ile tanıştıktan sonra kendisini sokakta çizmeye yönlendirdiğini belirterek, "Başlarda sadece sokakta perspektiflerimi oluşturup, kendi yoluma bakma niyetindeydim. Bir yandan da üniversiteye devam ediyordum. Sokağa dair çok fazla tutkum yoktu. 2013'te İslam Tarihi ve Sanatları yüksek lisans programına girdim. Eğitimim süresince Türk ve İslam sanatını incelemeye ve ayrı bir derinlik bulmaya başladım. Zaten sokaklarda Türk evlerini ve detayları çizerken geçmişteki insanların dünyasını fark etmeye başlamıştım. Yani ilk aydınlanma sokakta başladı." diye konuştu.

"İstanbul çok büyük bir keşif alanı ve çok az insan bunun farkında"

Erçetin, 13 yıldır sokakları çizdiği defterleri biriktirdiğine işaret ederek, "Rahmetli Süheyl Ünver de bunu sıkı şekilde yapmış. O belge niteliğinde düşünmüş ve not almış. Ben biraz daha hasbihal gibi bakıyorum. Ölmeye yakın biriyle sohbet etme gibi düşünüyorum. Her sohbetimizde ben de ona dönüşüyorum. Çünkü formlar yok olduktan sonra o ruhlar da yok olacak. Yok oluş gerçekleşmeden önce sadır sadıra İstanbul'la sohbet etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

İstanbul'un büyüleyici bir şehir olduğunu vurgulayan Erçetin, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Milyonlarca insan İstanbul'un farkında değil. Burada yepyeni, unuttuğumuz bir dil var. Ben çizdikçe beni inşa etmeye başladığını ve eşyayla arada değişik bir bağ olduğunu fark ettim. Eşyanın tam olarak cansız olmadığını, konuştuğunu, çağırdığını düşünüyorum. Bu dili öğrendikten sonra zihniyetim, giyimim, kuşamım, tarzım her şeyim değişmeye başladı. Otantik bir kültürün yanı başındayız ama otantik olmayan bir zamanda yaşıyoruz. İstanbul çok büyük bir keşif alanı ve çok az insan bunun farkında."

"Çizim yaptıkça anlam dünyasının bir parçası olmaya başladığımı gördüm"

Faruk Erçetin, eşyayla gerçek bir iletişim bağ kurulabildiğini dile getirerek, "Bu bağı eskiler kurmuş ama sonrasında unutulmuş. O yüzden şehir bambaşka bir şeye dönüşüyor. Hangi anlamı yüklersen şehir ona dönüşür. İnsan ruhuyla aynalama bir bağı var. Kolektif ruh nereye giderse, şehirde bunu izleyebilirsin. Çizim yaptıkça anlam dünyasının bir parçası olmaya başladığımı gördüm. Kendime ait bir fanusum oluştu. Bunu İstanbul ve sokak çizimi yaptı." görüşünü paylaştı.

Resmin sadece tuvale veya kağıda çizilen izler olmadığına dikkati çeken Erçetin, her an zihninin içinde kareler halinde çizdiği bir sürü sahne olduğunu anlattı.

"Yaşlı biriyle tanışmışısınız ve öldüğünü duymuşsunuz gibi hissettiriyor"

Türk resminin iki yönü olduğunu söyleyen Erçetin, şunları kaydetti:

"İki hafızayı aynı anda taşıyoruz ve birbirlerinin geçişleri çok sert. İki dilli bir durumdayız. Bir dili bilen diğerini bilmiyor. Ben bu noktada ne eski ne de yeni hafızayı dışlamak istemiyorum. İki hafızanın da ürünü birisi olarak üretimimde iki dili de kendi tercihlerim neticesinde kullanabilme yeteneğine sahip olmalıyım. Resmin yeniden günlük hayatın içinde olması gerekiyor. Şu an bilinç üstümüzdeyiz, bilinç altımızla yüzleşmemiz gerekiyor. Bütün kurduğum, anlamaya çalıştığım şey bu."

Erçetin, geçen yıl depremden önce Hatay'a giderek oradaki yapıları ve sokakları da çizdiğini belirterek, "Kuvvetle muhtemel Hatay'ı en son çizenlerden biriyim veya sonuncusuyum. Depremden bir hafta önce Hatay'a gidip çizdim. Çizdiğim mekanların daha sonra yıkıldığını öğrendim. Yaşlı biriyle tanışmışsınız ve öldüğünü duymuşsunuz gibi hissettiriyor." dedi.

İstanbul'un sokaklarını büyük oranda çizdiğini ifade eden genç ressam, 13 yıl içinde bütün sokakları en az bir kez taradığını ve on binlerce çizim arşivlediğini sözlerine ekledi.


Kaynak: AA

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız