İstanbul
Az bulutlu
19°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,9165 %-0.1
53,5748 %0.07
6.687,67 % 0,85
73.740,08 %0.675
Muhalif. SAĞLIK Meme kanseri tedavisinde tarihi dönüm noktası olabilir: Milyonlarca kadın kemoterapiden kurtulabilir

Meme kanseri tedavisinde tarihi dönüm noktası olabilir: Milyonlarca kadın kemoterapiden kurtulabilir

Chicago'da düzenlenen dünyanın en büyük kanser konferansı ASCO 2026'da sonuçları paylaşılan uluslararası bir klinik araştırma, meme kanseri tedavisinde devrim niteliğinde bir dönemi başlattı. University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen "Optima" deneyi, tümör biyolojisini inceleyen yenilikçi bir genetik test sayesinde, hormon duyarlı meme kanserine yakalanan milyonlarca kadının kanserin tekrarlama riskini artırmadan kemoterapinin ağır yükünden güvenle kaçınabileceğini ortaya koydu.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 3 dk

Dünyada en yaygın görülen kanser türü olan meme kanserinin geleneksel tedavi protokollerinde, tümörün cerrahi operasyonla alınmasının ardından hastalığın nüksetmesini önlemek amacıyla rutin olarak kemoterapi uygulanıyor. Ancak saç dökülmesi, mide bulantısı, kronik yorgunluk ve cilt problemlerinin yanı sıra kısırlık, erken menopoz ve bilişsel bozukluklar gibi kalıcı yan etkilere yol açan kemoterapi, hastalar için hem fiziksel hem de psikolojik olarak ağır bir yük oluşturuyor. Bilim insanlarının uzun yıllardır üzerinde çalıştığı kişiselleştirilmiş tıp çözümleri, bu ağır sürecin hangi hastalar için gerçekten gerekli olduğunu belirlemede nihayet somut bir başarıya ulaştı.

The Guardian'da yer alan habere göre; İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland'da eş zamanlı yürütülen uluslararası Optima araştırmasının sonuçları, Amerika Birleşik Devletleri'nin Chicago kentinde toplanan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) yıllık buluşmasında kamuoyuna duyuruldu. UCL Kanser Enstitüsü ve Glasgow Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen bu kapsamlı klinik çalışmada, yeni teşhis konmuş 4 bin 429 hasta mercek altına alındı.

Tümör dokusundaki elli gen analiz ediliyor

Araştırmanın odağında, küresel tanı şirketi Veracyte tarafından geliştirilen ve "Prosigna" adı verilen çığır açıcı bir genomik test yer alıyor. Cerrahi müdahale veya iğne biyopsisi ile alınan tümör dokusu örnekleri üzerinde uygulanan bu test, kanserli hücrelerin büyümesinde rol oynayan 50 farklı genin aktivitesini detaylıca analiz ediyor. Hücrelerin moleküler alt tipini saptayan teknoloji, hastalığın önümüzdeki 10 yıllık süreçte vücutta yeniden tekrarlama riskini puanlayarak hekimlerin eline net bir karne veriyor. Test sonucunda düşük risk skoru elde eden hastaların, kemoterapinin ağır toksisitesine maruz kalmadan sadece hormon tedavisiyle güvenle takip edilebileceği kanıtlandı.

Beş yıllık takip sonuçlarında fark çıkmadı

Çalışmaya katılan ve dünya genelindeki meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan hormon duyarlı (hormon-pozitif) kanser türüne sahip 40 yaş ve üzeri hastalar iki ayrı gruba ayrıldı. Standart tedavi grubundaki hastalara kemoterapi ve ardından hormon tedavisi uygulanırken; ikinci gruptaki hastalar Prosigna testine tabi tutuldu. Test puanı düşük çıkan hastalar kemoterapi almadan sadece hormon tedavisiyle izlendi. Beş yıl süren titiz takibin ardından, kemoterapi alan hastaların yüzde 94,8'inin, kemoterapiyi atlayıp yalnızca hormon tedavisi görenlerin ise yüzde 93,6'sının hayatta ve tamamen kansersiz olduğu saptandı. İki grup arasındaki yüzde 1,2'lik minimal farkın klinik açıdan önemsiz olduğunu belirten uzmanlar, düşük risk grubundaki hastalara kemoterapinin hiçbir ek fayda sağlamadığını duyurdu.

Uluslararası tedavi kılavuzları değişiyor

Optima araştırmasının baş araştırmacısı ve UCL Kanser Enstitüsü Öğretim Üyesi Profesör Rob Stein, elde edilen bulguların meme kanseri bakımında uzun süredir devam eden bir ikilemi çözdüğünü vurguladı. Stein, "Bulgularımız, geleneksel klinik özelliklere güvenmek yerine tümör biyolojisini rehber edinerek hastaları kemoterapinin duygusal ve fiziksel yüklerinden koruyabileceğimizi gösteriyor" dedi. Glasgow Üniversitesi'nden Profesör Iain MacPherson ise bu çalışmanın dünya genelindeki sağlık sistemlerinde kaynakların daha etkin ve kanıta dayalı kullanılmasına olanak tanıyacağını ve küresel tedavi kılavuzlarında köklü bir değişim başlatacağını ifade etti.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız