Doğanın Kalbinde Mucizevi Bir Sığınak: Kocabahçe Glamping
Bazı mekânlar vardır; haritadaki konumundan öte, taşıdığı ruh ve ardındaki tutkuyla sizi ilk andan itibaren içine çeker. Şehrin yüksek temposundan, betona sıkışmış günlük telaşlardan uzaklaşıp doğanın kucağına sığınmak istediğinizde, Ege’nin en saklı ve el değmemiş köşelerinden birinde büyüleyici bir cennet karşılıyor sizi: Kocabahçe Glamping.

Burası sıradan bir tatil yeri değil; kara yolu bağlantısı olmayan, elektriğinden suyuna kadar her şeyini ekolojik sistemlerle kendi üreten, doğayla tam bir uyum içinde yaşayan ve bu yıl kapılarını açışının 10. yılını kutlayan mucizevi bir sığınak. Kocabahçe Koyu'na ulaşım yalnızca deniz yoluyla sağlanıyor; karadan hiçbir araç gelemiyor. Misafirler ya Germe Limanı’ndan işletmenin kendi özel tekneleriyle ya da Marmaris'ten sağlanan transfer tekneleriyle alınıp bu gizli cennete getiriliyor. Ayrıca kendi özel tekneleriyle gelen deniz tutkunları için de iskelesinde 5 tekneye yer ayrılıyor, alargada ise 3 tekne misafir edilebiliyor.

Sabah uyandığınızda dağlardan süzülüp gelen yabani keçiler sizi karşılıyor ve onlara uzaktan tatlı bir selam veriyorsunuz. Denize girdiğinizde ise yamaçtan akan tatlı suyun denizle birleştiği yerdeki o büyüleyici serinliği yakalayabiliyorsunuz; su o kadar berrak ki bastığınız her yeri pürüzsüzce görebiliyorsunuz.
Bu eşsiz coğrafyanın arkasındaki vizyonu, görünmeyen devasa emeği ve doğaya duyulan derin saygıyı anlamak için Kocabahçe’nin mimarı ve kreatif beyni Sabahat Hanım ile samimi ve keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

"Burayı tek bir cümleyle özetlemek gerekirse; 'Doğanın kalbinde, hayal ile gerçek arasında bir yer' deriz. Çünkü gerçekten tam doğanın içindeyiz ve ekolojik turizm yapıyoruz. Burada yol yok, su yok, şebeke elektriği yok... Doğamın kalbinde bir mucize gibi..." — Sabahat Doğanyılmaz
Bir Hayalden Doğan Ekolojik Dönüşüm ve "Teyzoş" Fikri
Kocabahçe Glamping'in doğuş hikâyesi, arkasındaki güçlü aile bağı ve doğa tutkusuyla şekillenmiş. Sabahat Hanım, 2003 yılında şehir hayatını tamamen terk ederek Bozburun’a gelmiş ve annesinin pansiyonu pembe yunus da işletmeciliğe adım atmış. Ardından 2009 yılında Bozburun Yat Kulübü’nü hayata geçirmişler. Kocabahçe Koyu’nun altyapısı hazırlanırken ve buraya uygun bir işletme anlayışı aranırken, yeğeni Ethem Dirvana’dan gelen o tarihi öneri projenin dönüm noktası olmuş.

Elif Erdem: Biliyorsun ki her benzersiz projenin arkasında güçlü bir hayal ve bir dönüm noktası var. Buranın fikri nasıl başladı? Yani nasıl kuruldunuz?
Sabahat Hanım: "Yani aslında bu fikir benim yeğenim Ethem'in. Ethem Dirvana. Ben 2003'te böyle her şeyi terk edip Bozburun'a geldim. Annenin pansiyonunda Permianus'ta başladım. Sonra 2009'da Bozburun Yat Kulübü'nü yarattık. Kocabahçe Glamping'in altyapısı hazırlanıyordu ve 'İşte bu kadar hazırlıklar var, bu kadar yatırımlar var; ben burayı bunun için ne yapabilirim?' düşüncesiyle araştırırken buraya uygun bir enerji arıyordum. 'Böyle bir müdür gelecek, burayı işletecek' falan filan derken Ethem'le bir araya geldik. Bana dedi ki: 'Ya teyzoştum' dedi, 'Yani çok güzel, çok doğru bir insanı getirmişsin de... Eşim ÖÇK'nın başkanıydı (Özel Çevre Kurumu eski Başkanı Erol Öğün). Ben de böyle 10 yıldır yoga yapıyorum. Ya sen' dedi 'Böyle yoga kamplarına gidiyorsun, işte Erol abi zaten Kocabahçe'yi Erol abiden başka kimse koruyamaz, hani bu işin piri. Siz niye düşünmüyorsunuz burayı işletmeyi?' dedi. Ve onun fikriyle 'Aa öyle mi?' olduk. Sonra Erol ile konuştum: 'Yapalım mı?' 'Yapalım.' O şekilde çıktı ve 2016'da kapılarımızı açtık."

Limanı Olmayan Cennet: Sahne Arkasındaki "Çılgınca" Emek
Kocabahçe’de yaşamak dışarıdan bir masal gibi görünse de arka planda saat gibi işleyen, büyük bir disiplin ve emek isteyen bir düzen var. Karayolu olmadığı için en ufak bir ihtiyacın karşılanması bile deniz üzerinden kurgulanan sistematik bir döngüye dayanıyor.
Mekânda yer altı kuyularından çıkarılan doğal sular temizlik, bahçe sulaması ve duşlarda kullanılırken, mutfak ve içme suları özel ambalajlı damacanalarla Germe Limanı üzerinden taşınıyor. Yüksek elektrik tüketen buz makineleri doğanın enerjisini tüketmesin diye çalıştırılmıyor; buzlar poşetlerle alınıp özel koruyucu kaplarla teknelere yüklenerek getiriliyor.

Elif Erdem: Sahnenin arkasında aslında çok çılgınca ve zor bir operasyon ilerliyor değil mi? Buzların gelmesi, tüpün gelmesi bile sistematik bir döngüde...
Sabahat Hanım: "Aynen öyle. Burada tüpümüz bitti, tekneye bindirdik, gittik geldik bir buçuk saat. Her şeyin burada çok sistematik ilerlemesi lazım, takibin çok iyi yapılması lazım. Evet buzlarımız, buz makinemiz yok; yapamıyoruz çünkü onu üretecek enerjimiz yeterli değil. Buzlarımızı poşetlerde alıyoruz. Tekneye biniyoruz, buz kaplarımız, koruyucularımız var, arabaya biniyoruz, buzlarımızı alıyoruz, tekrar tekneye biniyoruz. Yani acayip... İnanılmaz bir cennet ama sahnenin arkası gerçekten çok zor. Ama onu çok sevgiyle yaptığımız için bize zor gelmiyor."

Bostandan Sofraya Ekolojik Tarım ve Yerel Üreticiye Destek
Kocabahçe Glamping, sadece bir konaklama alanı değil, aynı zamanda toprağa sadık bir ekolojik çiftlik. Kendi topraklarında ve iklim şartlarında en yüksek verimi veren taze cherry domatesler ve acı biberler organik olarak yetiştiriliyor ve "bostandan masaya" konseptiyle anında misafirlere sunuluyor.
Bunun yanı sıra tesiste hiçbir şekilde hazır market ürünü kullanılmıyor. Yerel köylüyü ve çiftçiyi destekleyen bir ticaret kapısı oluşturulmuş durumda:
Karaca Söğüt Bahçeleri: Taze domates, roka, maydanoz ve yeşillikler doğrudan bu yerel bahçelerden alınıyor.
Selimiye Köyü: Kahvaltılarda sunulan doğal peynirler, tereyağları, lor peyniri, kaşar ve beyaz peynirler doğrudan Selimiye köyündeki üreticilerden temin ediliyor. Deniz mahsülleri yerli balıkçılardan tam bir İstihdam sağlanıyor

Misafirler, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde yedikleri sebzeler ile Kocabahçe’de doğrudan topraktan gelen hakiki, orijinal lezzetler arasındaki farkı ilk ısırıkta hissettiklerini dile getiriyorlar.
Doğal Mimari, Antik Karya Yolu ve Yoga Kampları
Kocabahçe'nin mimarisi tasarlanırken doğanın kendi renk paletine, dokusuna ve siluetine tam bir sadakat gösterilmiş. Tesisin kreatif beyni olan Sabahat Hanım ve teknik beyni olan eşi Erol Öğün Bey, her detayı "Ben buraya misafir olarak gelseydim ne isterdim?" sorusuyla kurgulamışlar.
Abartısız Yapı: Doğanın içine gömülü 8 adet özel bungalov, doğal çadır alanları, ahşap büyük divanlar, ağaç evler ve gözü yormayan doğal şemsiyeler. Hiçbir inşaat yoğunluğu veya abartı yok.
Ruhsal Arınma ve Etkinlikler: Tepenin hemen arkasından geçen tarihi Antik Karya Yolu'nun mistik atmosferiyle beslenen alanda düzenli olarak yoga kampları, çocuk kampları, atölyeler ve yelken/çarter organizasyonları gerçekleştiriliyor. Tesis bu etkinliklere ev sahipliği yaparak ruha da şifa sunuyor.

Elif Erdem: İlk geldikleri gün ile ayrıldıkları gün arasında misafirlerinizde gözlemlediğiniz değişimler neler oluyor?
Sabahat Hanım: "Valla şöyle oluyor. İlk misafirlerimi karşıladığımda 'Ay Sabahat Hanım, burası Instagram'dan gördüğümüz fotoğraflardan çok daha büyüleyici bir yer' diyorlar. Herkesin dediği yorum o oluyor. Bir de gerçekten burası böyle çok sessiz, sakin bir yer. Bütün yıldızları görüyorsunuz, kafanızı sıfırlayacağınız bir yer. Bütün misafirlerimiz buradan ayrıldıklarında çok farklı, çok dinlenmiş, çok güzel bir enerjiyle gidiyorlar. Ve bence burası biraz da bağımlılık yapıyor; insan bütün bir kış buraya gelmenin arzusuyla yanıp tutuşuyor."

Doğaya saygılı duruşu, yerel üreticiye sağladığı katkı ve sunduğu eşsiz dinginlikle Kocabahçe Glamping, hayatın karmaşasından kaçıp kendi içinizdeki huzuru bulabileceğiniz mucizevi bir sığınak.
“Doğaya saygılı duruşumuzla, hayal ile gerçek arasındaki bu cennet koyda buluşmak dileğiyle...” Sabahat Doğanyılmaz
Instagram: @kocabahceglamping
Web Sitesi: www.kocabahceglamping.com