İstanbul
Parçalı az bulutlu
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
48,7883 %0.08
56,1083 %-0.08
6.865,89 %0.94
80.626,81 %-0.57

Flugabwehrkanone: Chomsky'nin flak'ı bugün nasıl çalışıyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Flugabwehrkanone: Chomsky'nin flak'ı bugün nasıl çalışıyor?

Bir uçaksavarın görevi yalnızca bir uçağı vurmak değildir. Asıl amacı, koruduğu bölgeyi tehlikeli hâle getirmek, uçakların yaklaşmaya bile çekinmesini sağlamaktır. 

Hedefteki uçak, üzerine ateş açıldığını gördüğü anda rotasını değiştirmek, irtifa almak, manevra yapmak ya da görevini yarıda bırakmak seçenekleri arasında kalabilir. Bazen tek bir merminin isabet etmesine bile gerek yoktur. Ateş altında olduğunu bilmesi yeterlidir. 

Medya için “flak” kavramını ilginç kılan taraf da biraz budur... 

16 Eylül’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, müstehcen içerik bulunduğu değerlendirilen 419 sosyal medya hesabı ile bir bağlantıya erişim engeli getirildiğini açıkladı. Aynı gün İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb çalışmasında, söz konusu listede gazeteciler İrfan Değirmenci ve Şirin Payzın’ın, soL Haber’in, Kadın Koalisyonu’nun ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun da bulunduğu hesaplar yer aldı. Derneğin kayıtlarına göre bu engelleme dalgası 12 Eylül’de LGBTİ+ örgütleri ve aktivistlerin hesaplarıyla başlamış, sonraki günlerde üniversite toplulukları, Evrensel, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri ve başka kişi ve kuruluşlara doğru genişlemişti. 

Burada birbirine karıştırılmaması gereken iki ayrı mesele var. 

Birincisi, devletin hangi hukuki gerekçeyle hangi hesaba erişim engeli getirdiği. İkincisi ise bütün bu sürecin medya ve kamusal tartışma üzerinde nasıl bir davranış etkisi yarattığı. 

İşte ikinci mesele, bizi 1988’e ve Edward S. Herman ile Noam Chomsky’ye götürüyor. 

Bir uçaksavar gibi çalışan eleştiri 

Herman ve Chomsky, Manufacturing Consent’ta (Rıza’nın imalatı) medyanın hangi haberleri nasıl ürettiğini açıklamak için beş “filtre” ortaya koymuştu. Bunlardan dördüncüsünün ismi “flak”tı. 

Flak, en basit anlatımıyla, bir medya açıklamasına ya da programa yöneltilen olumsuz tepkiydi. Fakat mesele yalnızca bir okurun kızgın telefon açması değildi. Mektuplar, kampanyalar, davalar, siyasi girişimler, tehditler ve başka cezalandırıcı yöntemler de bu başlık altında değerlendiriliyordu. Herman ve Chomsky’ye göre bu tepkiler geniş ölçekte ve güçlü aktörlerin kaynaklarıyla üretildiğinde medya kuruluşları açısından maliyet yaratabiliyor; hukuk, reklam, itibar ve kurumsal savunma üzerinden bir baskı mekanizmasına dönüşebiliyordu. 

Kavramın kendisi ise aslında medya dünyasından doğmamıştı. 

“Flak”, Almanca Flugabwehrkanone kelimesinin kısaltmasıydı: yani uçaksavar topu.  

İkinci Dünya Savaşı sırasında gökyüzündeki uçaklara karşı kullanılan silahlardan türeyen kelime, İngilizcede zamanla “yoğun eleştiri altında kalmak” anlamında mecazi bir kullanıma dönüştü. 

Herman ve Chomsky’nin metaforu bu yüzden oldukça yerinde: 

Flak, medyanın üzerine açılan ateştir. 

Fakat burada önemli olan, medyanın mutlaka yok edilmesi değildir. 

Bazen medya yalnızca yön değiştirir. 

Sansürden önce gelen şey 

Bir gazetecinin önüne “Bu haberi yapmayacaksın” diye bir kâğıt konduğunu düşünelim. 

Bu, doğrudan ve görünür bir müdahaledir. 

Fakat daha incelikli bir yöntem vardır. 

Haberi yaptığında telefonlar gelir. 

Hukuk birimi yazıyı inceler. 

Kurumdan açıklama istenir. 

Bir sonraki haber için dava ihtimali konuşulur. 

Reklamverenin rahatsız olup olmayacağı düşünülür. 

Gazeteci sosyal medyada hedef gösterilir. 

Editör, haberin yaratacağı maliyeti hesaba katmaya başlar. 

Kimse “Bunu yayımlama” dememiştir. 

Ama bir sonraki haber artık aynı rahatlıkla yazılmaz... 

Flak'ın propaganda modelindeki asıl gücü tam da burada ortaya çıkar: baskının yalnızca yayımlanmış içeriğe değil, gelecekteki editoryal davranışa da etki edebilmesi. 

Chomsky ve Herman, flak'ın medya için maliyetli hâle gelmesi durumunda bunun caydırıcı bir işlev üstlenebileceğini özellikle vurguluyordu. Hatta onların daha sonraki değerlendirmesinde flak'ın 1988'de olduğundan daha önemli bir medya kısıtlayıcısı hâline gelmiş olabileceği ifade edilmişti. 

Peki bugün flak nerede? 

Burada 419 hesap meselesine geri dönelim. 

Başsavcılığın açıklaması ile erişim engellerini belgeleyen sivil toplum kayıtlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Başsavcılık, 419 hesabın müstehcen içerik nedeniyle tespit edildiğini ve işlemin aileyi, çocukları ve gençleri koruma amacı taşıdığını açıkladı. İfade Özgürlüğü Derneği ise aynı gün erişim engeli getirilen hesaplar arasında gazeteciler, haber kuruluşları, kadın örgütleri ve siyasi yapıların da bulunduğunu kaydetti. Ayrıca EngelliWeb, kamuoyuna açıklanan bilgiler üzerinden bu hesapların tamamındaki engelleme kararlarının hangi hâkimlik ve dosya numaralarıyla verildiğinin o aşamada net biçimde ortaya konmadığını belirtti. 

Dolayısıyla buradan çıkıp “419 hesabın tamamı medyaya yönelik flak'tır” demek kavramı gereğinden fazla genişletmek olur. 

Çünkü flak'ın tanımı, doğrudan doğruya “erişim engeli” değildir. 

Flak bir sonuçtan çok bir baskı sürecidir. 

Bir haber yapılır. 

Bir tepki oluşur. 

Bu tepki örgütlenir veya güç kazanır. 

Medya üzerinde maliyet meydana gelir. 

Ve bu maliyet, başka haberlerin üretimini etkileyebilir. 

Dolayısıyla bugünün dijital dünyasında soru artık yalnızca “Hangi içerik engellendi?” sorusu değildir. 

Bir başka soru daha vardır: 

Hangi içerik, başına gelebilecekleri bildiği için hiç üretilmedi? 

Flak'ın dijitalleşmiş hâli 

1988'de Herman ve Chomsky'nin karşı karşıya olduğu medya dünyası bugünkünden çok farklıydı. 

Bugün bir gazetenin basımını durdurmadan da bir gazetecinin erişimini azaltabilirsiniz. 

Bir televizyon kanalının yayınını kesmeden de onun ekonomik maliyetini artırabilirsiniz. 

Bir haber sitesini kapatmadan da haberin dolaşım alanını daraltabilirsiniz. 

Bir gazetecinin hesabı açık kalsa bile, içeriklerinin görünürlüğünü etkileyen farklı mekanizmalar devreye girebilir. 

Yani dijital medya, flak'ın ortadan kalktığı bir ortam yaratmadı. 

Flak'ın cephaneliğini değiştirdi. 

Chomsky ve Herman da yıllar sonra propaganda modelini yeniden değerlendirirken flak'ın öneminin azalmadığını, tersine yeni iletişim ortamlarında farklı biçimlerde güçlenebildiğini savundu. Chomsky, dijital çağın propaganda modelinin temel mantığını ortadan kaldırmadığını, temel baskıların yeni araçlarla devam ettiğini söyledi. 

Burada sosyal medya çağının en önemli farkı ortaya çıkıyor: 

Eskiden bir gazeteye gelen yüzlerce telefon kurumu rahatsız edebilirdi. 

Bugün aynı baskı, binlerce paylaşım, organize şikâyet, hukuki girişim, reklam baskısı, itibarsızlaştırma kampanyası ya da erişim müdahalesi biçiminde karşımıza çıkabilir. 

Silah değişiyor; mantık bütünüyle değişmiyor. 

En etkili flak bazen görünmeyendir 

Propaganda modelini yalnızca “medya sansürleniyor” şeklinde okumak kolay. 

Oysa modelin daha rahatsız edici tarafı başka bir yerde. 

Bir medya kuruluşunun her haberinde başına geleceği düşünmesi. 

Bir editörün kaynak seçerken iki kez durması. 

Bir muhabirin bazı konulara girerken “Bunun hukuki sonucu olur mu?” diye düşünmesi. 

Bir kurumun eleştirel bir haberden sonra gelecek saldırıları hesaba katması. 

Ve sonunda bütün bunların toplamının, editoryal kararların doğal parçası hâline gelmesi. 

Çünkü baskının en başarılı biçimi, her zaman kapıya kilit vurmak değildir. 

Bazen kapının açık olduğunu herkes görür. 

Ama içeridekiler, hangi odalara girmemeleri gerektiğini öğrenmiştir. 

İşte “flak”ı bugün yeniden düşünmeyi değerli kılan şey budur. 

Uçaksavarın hedefi bazen uçak değil, rotadır 

“Flak”ın Almanca kökenindeki uçaksavar metaforuna geri dönersek, uçaksavar ateşinin amacı her zaman uçağı düşürmek değildir. 

Bazen onu rotasından çıkarmak yeterlidir. 

Bugünün medya ortamında da benzer bir soru sormak gerekiyor: 

Bir gazetecinin haber yapmasını gerçekten engellemeden, onu daha pahalı, daha riskli, daha zahmetli ve daha yalnız hâle getirerek haberin yönünü değiştirebilir misiniz? 

Herman ve Chomsky'nin teorisi bize tam olarak böyle bir mekanizmayı düşünmek için bir kavramsal araç veriyor. 

Bu nedenle mesele yalnızca “Kaç hesap engellendi?” değil. 

Mesele aynı zamanda: 

Kaç haber daha yazılmadı? 

Kaç gazeteci bir sonraki haberi yazarken iki kere düşündü? 

Kaç editör, yayımlayacağı haberin gazetecilik değerinden önce yaratabileceği maliyeti hesapladı? 

Bunların sayılarını tutan bir sayaç yok. 

Belki de flak'ın en güçlü olduğu yer tam burası. 

Çünkü gökyüzünde açılan uçaksavar ateşini görebilirsiniz. 

Ama bir gazetecinin, o ateş başlamadan önce rotasını değiştirdiğini her zaman göremezsiniz... 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız