Aşkın Büyüsü 2
Evet, yokluğumuzdaki günlerin yaşanmışlıkları bitmez. Hepsi aklımızda, ruhumuzda, anlatmaya devam edeceğiz. Biraz da sahalardan haber verelim.
ÖZLEDİK ve ÖZLENDİK!
Bu, güzel bir duygu. Kimi hassasiyetinizden, kimi güler yüzünüzden, belki hoş sohbetinizden. Gerçekten derinden bakabilmişse, samimiyet ve art niyetsiz olan yanından yakalar kimi, bulur ve tutar.
Teşekkür ederim, dostlarım… Hayatın yeterince herkese göre karışıklığı ve buna rağmen aydınlık tarafın penceresini, açık tutmaya çabalayanlar içinde günleri, ayları ve bir yılı daha geride bırakmaya az zaman kala.
Çok yoğun IKSV sonrası kaldığımız yaklaşık üç buçuk, dört aya kadar tekabül eden sürenin ilk film serisinin izleme fırsatını, üst üste olarak dün gerçekleştirdik.
Arka Fonda –SINIRSIZ- yazıyor.
Sınırsız ve Sonsuz, gerçek dostlarımla.
Sevgili,
Leman & Atilla Dorsay ile Kanyon Paribu Cineverse- Salon 5
Sabah 10.05

Eskiden telefonlar yokken; yer- şimdinin konum ve sadece saat verilirdi. Gelmemen için çok çok önemli mazeretin olmalıydı. Zira verilen –söz-gerçekten kıymetli ve bir anlam taşırdı. Gerçekten olması gibi.
Zor zamanlarımda beni hiç yalnız bırakmayanlardı onlar ve geçen gün aradılar yine Atilla Hocam diyor ki: Vallahi biz seni ihmal ettik! Bizimde çok işlerimiz vardı ama. Sen, bizim gerçek dostumuzsun. Haftada bir kez aramalıydık!
Hâlbuki konuştuk, mesajlaştık.
-Hocam, onu hiç yapmayan/ yapamayanlara bırakın! Daha ne yapacaksınız?
Filmin ilki, sizlerle paylaşacağım “Aşkın Büyüsü 2” diğeri ise “ İçimdeki Yabancı”
Sabah ilk seans, PPR Medya daveti ile Kanyon Paribu’ya vardığımda, gördüğü anda hızlı adımlara bana koşan sevgili büyüğüm, Leman Dorsay. Nezaketi sonsuz. Yer yok diye kendi yerini bana verip, basamaklı yere geçti. Yetmedi, ne içersin deyip “zahmet etme alırım” desem de. Dinlemedi.Bana ikramlıklardan taşıdı. Beni sevmeleri ayrı, Leman Hanımın benzer durumu yaşamış olması ve hala o empatiyi kurabilmiş olması, birazdan izleyeceğimiz filmin içinde bahsi geçen, tam da o “kız kardeşlik ruhunu “ taşımakta. Keza Atilla Hocam, beni her gördüğünde bıkmadan usanmadan tekrar ettiği şarkıyı söyledi:
-Vallahi billahi en çok sana söylemişimdir, bunu. Biliyorsun!
Bilmez miyim, Hocam.
TV Programımda bile söylediniz!

İşte insan şanslı olunca, sevip-sevilince böyle karşılanıyor. Minnettarım. Önce onlar benim büyüğüm, üstelik. Ama gerçek dostluk böyle bir şey.
28 YIL SONRA AŞKIN BÜYÜSÜ
-Benim kanım, Senin kanın, Bizim kanımız. Birlikte olduğumuzda kimse bizi yıkamaz!” destur, motto bu!
Gerçek bir birlikteliğin, hangi cins ile olduğu önemli değil. Önemli olan içine konan anlam, doldurulmuş mu? Buna da güven, sadakat, erdem ve elbette sevgi diyoruz. Ve bildiğiniz gibi illâ kan bağı olmasına gerek olmadan da çok kuvvetli dostluklar kurulabilmesi mümkün. İşte tıpkı Leman Dorsay’da olduğu gibi. Hastane odasında yatağımda ziyarete gelen ilk kişi ile aylar sonra ve çok şükür hayatta ve sağlam olarak, üstelik çok sevdiğimiz sinema şöleninin içindeyiz. Bir aradayız.
Warner Bros, Pictures imzalı kadrosu güçlü ve yaşlanmayan, geçmiş zamanlardaki sempati ve güzelliklerinden ödün vermeyen, Sandra Bullock ve Nicole Kidman başrolde.
“Şeytan Marka Giyer 2” gibi oldukça zaman sonra yani aradan geçen tam –yirmi sekiz –yıl sonra ------|yeniden| diyorlar.
Aşkı, Kadın olmayı, Kadınken Dişilik mi? Aşk mı? Taviz vermeyi, Gücü, Aile olmanın önemini ve sevgiyi sunuyorlar.
Temel kavram: Kız kardeşlik.
İki teyzeleri ile birlikte, lanetli birer cadı oldukları için her sevdiği erkeği kaybetmek üzere kurgulanan hayatlarını, kendi çocuklarından bile saklamış oldukları lanet ile yaşamları, eninde sonunda dağılmak zorunda kalacaktır.
Zamanla, güçlerini inkâr eden, adı “ Cadı” olarak yüzyıllardır tanımlanmış olsa da. Sevgili Leman hanımın ( Yorumları her zaman yerindedir, Kolay mı onca yıldır film izliyor), filmin sonunda dediği gibi –Demek istiyor ki her kadın bir cadıdır- Bende, kendisine ifade ettiğim gibi –Evet ama bu kadının gücünün önüne konulan bir set gibi adeta. Diğer anlamda da gücünü ne şekilde kullanmak cadıya kalmış. Yin [karanlık] Yang [aydınlık]hesabı.
Tabii filmin içerisine, bir yemeğe katılabilecek en özel baharatlar misali, ustaca serpiştirilmiş olan ve Ownes kardeşlerin, büyük ataları Maria Ownes’n aldatıldığı ve ihanete uğraması sonucu yaptığı büyü sonrası lanete dönüşmesinin anlatılması. İşin içine, 1615 yıllarının İngiltere’sinin konması ile sisli yamaçlarda açılan ve herkesin kendi kişisel hayatında olduğu gibi genlerinin ve de buna bağlı ata soylarından aldığı borçları yüklenerek yaşaması hatırlatılır.
İster cadı olun, olmayın ki burada kendilerine yardımcı olarak güzel bakan ve aynı zamanda yakışıklı bir profesörde (Lee Pace) çıkacak.
Diyecektir ki: Ne oldu? 21.yüzyıldayız. Erkekler, kadınların yapabildiklerini yapabiliyor! (Doğum hariç. Bu kısmı unutmayın, açacağım)
Alice Hoffman’n –The Book of Magic-adlı romanından, Susanne Bier’n yönetmenliğinde; Akiva Goldsman ile Georgia Pritchett, senaryolaştırmış. Ve bu senaryolaştırma işi kötü değil ama oldukça gereksiz şekilde sahnelerin uzaması, filmden koparabilme riski taşımakta. Yine de daha önce bahsetmiş olduğum gibi ara ara serpmelerle.
Günümüz dünyasının anlayabileceği, yaşam tarzına, hayata bakış ve anlayışına uygun bir karşılama taşımakta.
11 Eylül 2026, tarihinde sinema salonlarında izleyici ile buluşacak, AŞKIN Büyüsü 2 / Practical Magic 2, ailelerini sonsuza dek dağılmaya lanetlenmiş gözüken.
Zamanla duygularından çok gerçek güçlerini yitirmeye, bastırmaya sevk edilen kadınların, cadı yaftası altında, filmin hemen başlarında tatlı teyzeleri (iki kez En İyi Yardımcı Kadın Oscar sahibi ve yine 1998 deki ilk seride de yer alan tatlı, hayatın tadını çıkarmayı bilin diyen /Jet Teyze –Aunt Jet rolü ile Dianne Wiest ‘nin) oyun kurucu olarak bir kapıyı çalması ve kütüphaneye, yani Ownes ailesinin mekânına girmesi ile şekillenmeye başlar.
İşte dostlar, biraz önce bahsetmiş olduğum- bunu açacağım kısmı burada başlıyor.
İçeri girmek için çaldığı Ownes malikânesinin kapısında şöyle yazılıdır. “Hapis olmuş, yakılarak öldürülen, 18 kadına adanmıştır.”
İster, İskenderiye Kütüphanesinde yakılan kitaplar, eğitimciler o güzeller güzeli bilim insanı ki yine cadı olarak yaftalanmıştır, Hyptia.
İster, yüzyıllar sonra 1857’de, New York’da 16 saatlik çalışma süresinin düşürülmesi için greve başlamaları, tam 1 2 9 kadının, kapıların üzerlerine kilitlenmesiyle yanarak can vermeleri. Ki bu ileride Clara Zetkin önderliğinde,1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag şehrinde II.Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında öneri sunmasıyla, Uluslararası Kadınlar Günü, kutlanmaya başlanmasına sebebiyet verecektir.
Tabii güçlü kadro derken:
İlk film, 1998 ve ondan önce 1978’ de Grease’de, o fettan rolü ile şimdilerde olgun, Stockard Channing ikinci teyze ile karşımızda. Ve filmin ateş ve su ile sınavında, su kısmı ile görevini taşıyan.
Bu filmde bahsedilen mini serpmeler, yani özlenen tadımlık lezzetler arasında “gerçek aşk” ı hatırlamamız için Ghost / Hayalet Filmini, filmi söylemeden sadece isimleri (Sam- Molley) zikrederek geçmesi de ayrı hoştu, tabii ki.
Özetle, filmi yorabilecek bir unsuru olarak belki sahnelerin uzun tutulması olabilir ama bu güçlü kadroyu, yeniden bir arada bulmak, kafa dağıtmak için bir fırsat.
Mesaja gelince, Jet Teyzenin dediği gibi “Birazda hayatın tadını çıkarın. Ölüm diye bir şey var. “ Ama âşık olmaktan, âşık olunca tüm güçlerinizin elinizden alınacağından da korkmayın.
Hâl kadını için bir şeyi değil pek çok şeyi göze alabilecek^, gerçek erkeklerin altını çizerek, kadının gücünü, sosyalist bakıştan biraz yumuşatarak, ortaya karışık sunmuş gibi de diyebiliriz.
Ve yüzyıllardır, tüm gelip geçen güç sahiplerinin neden kadınlardan bu kadar korktuklarını bir kez daha düşünüp, gerçek gücünüze uyanma vaktinizin, gelip geçmekte olduğunu hatırlatıyor.
Bu hoş filmin ardından iki film uzun sürelerle ve diğer filmin -Başka Sinema- tarafından yarım saat öne alınınca ve henüz eski hızımda olmadığım için son iki dakika ile Özdilek Avm’ ye – İçimdeki Yabancı (Ödüllü)- filmine, yetişebildim. Ama çok çok zor bir film seçkisiydi. Aşkın Büyüsü filmi ardından şunu söyleyebilirim ki; aşka yer açın. Size kendinizi –yabancı-hissettiren, zaman kaybı yaşatan her olgudan uzaklaşın.
Jet Teyzenin dediği gibi:
Bu dünyadaki en güzel şey, AŞK!
Aşkın dost hali de,
Aşkın sevgili hali de,
Aşkın Aşk Halide…

Birbirinden kıymetli.
Başka Sinema yetkilisine, vardığımda nezaketi, desteği için bir kez daha teşekkürler.
Evet, özlenmişiz.
Özlemişiz, dostlar.
Sevgimle…