Fon vurgunu fetvası
Sonunda AKP Genel Başkan Yardımcısı olan eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya fon vurgunu rezaleti sanığı olarak tutuklandı. Ne var ki o fon vurgununun yaşandığı dönemde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı olan İbrahim Ömer Gönül ve Fatma Betül’ün eşi İlyas bey adli kontrol şartıyla evlerine gönderildi. Deniyor ki, AKP iktidarı barsaklarını temizliyor! Öyle olduğuna dair bir işaret yok. Bu işin suçlusu sadece Fatma Betül mü? Görünen o ki Fatma Betül zincirin en zayıf halkası olarak günah keçisi seçildi. Aklıma takılan soru, vurgun soruşturması açıldığı anlaşılan Eylül ayında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasındaki resmi heyette Fatma Betül’ün neden yer aldığı. Birisi bunun nedenini açıklayabilir mi?
Fatma Betül bacımızın marifetleri fon vurgunuyla sınırlı değil. Hollanda’da 2017 yılında yapılan anayasa referandumu öncesi bu bacımız o sırada bulunduğu Almanya’dan arabasıyla Hollanda’da geçerek oradaki Türkleri örgütlemek istemiş, ancak sınır polisi tarafından geri çevrilmiş, bu da Hollanda’yla Türkiye arasında diplomatik krize neden olmuştu. Fatma Betül bacımız Türkiye’ye dönüşünde AKP’liler tarafından kahraman gibi karşılanmıştı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Güney Kore ziyaretinden dönerken uçakta gazetecimsi kılıklı tiplere konuşurken “Bu işin içinden ummadığınız isimler çıkacak,” mealinde açıklamalar yaptı. Bekleyip görelim. Dilerim milletin gazı alınması çalışması yapılmıyordur.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fatma Betül isimli fon vurguncusunun tutuklanmasının ardından sosyal medya hesabında şöyle yazdı:
“Biz yanlış yapanla vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz.”
Bakan bey, vedalaşırsınız da yolunuza güçlenerek devam etmeniz bu saatten sonra bir hayli zor görünüyor.
Gürlek daha önce de yaptığı konuşmada, bu vurgunların devlet içine yuvalanan bir çetenin marifetleri olduğunu söylemişti. Diyelim ki çete var. O zaman çetenin bir de lideri olması lazım. Gürlek onu da açıklasa ya!
Bu son gelişmeden önce öyle bir haber patladı ki şaşırma eşiğini çoktan aşmış olan benim bile hayretten dudağım uçukladı. İnternet haber sitesi Serbestiyet’te yayımlanan bir haber tam bir bombaydı. Okuyalım:
“Serbestiyet’in ulaştığı belgeler, fon skandalında adları gündeme gelen Tera ve Pusula’nın da aralarında bulunduğu dört portföy yönetim şirketinin 10 yatırım fonuna İslami finans ilkelerine uygunluk onayı verildiğini ortaya koydu.
“Tera, Pusula, Hedef ve Atlas’a ait fonlar için düzenlenen belgelerde faiz, kumar ve diğer haram işlemler yasaklanıyor; yatırım yapabilecek finansal araçlar belirleniyor. Bazı fonlarda türev işlemlere belirli şartlarla izin verilirken bazı belgelerde danışma komitelerine fonları denetleme ve icazeti iptal etme yetkisi de tanınıyor.
“Fetvaların altında İKTİSAT İslam İktisadı Araştırmaları Vakfı Danışma Komitesi ve İSFA İslami Finans Danışma Komitesi adlı faizsiz finans şirketlerine fetva veren iki kuruluşun imzaları var. Belgelerde en dikkat çeken imzacılardan biri İKTİSAT İslam İktisadı Araştırmaları Vakfı Danışma Komitesi’nden Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi ilahiyatçı Prof. Dr. Servet Bayındır. “
Yani anladığım kadarıyla bu fon şirketlerinin sahipleri, yaptıkları pislikleri ört bas etmek için dini de sapına kadar kullanıp ilahiyatçılardan fetva istemişler; onlar da vermiş. Bu ilahiyatçılardan birisi de Saray’da görevli yani Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesiymiş.
17/25 ARALIK FETVALARI
Hırsızlığa fetva yeni değil. Hatırlatayım, 17-25 Aralık 2013’te patlayan AKP’li bakanların rüşvet ve yolsuzluğu skandalında ilahiyatçı Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ın Yeni Şafak gazetesinde yazdığı yazıları nedeniyle “yolsuzluğa kılıf bulma fetvası” yazdığı söylenmişti. Karaman, İslam hukukundaki (fıkıh) teknik terimlere dayanarak yolsuzluk, rüşvet ve zimmet gibi suçların fıkhi anlamda hırsızlık yani sirkat suçunun kapsamına girmediğini savunmuştu. Karaman en azından yolsuzluk ve rüşvet skandalı patlak verdikten sonra yazılarıyla olayı hafifletmeye çalışmış, baştan fetva vermemişti.
AKP iktidara geldiğinde Cumhuriyet gazetesinin sür manşetinden “Tehlikenin Farkında mısınız?” uyarısı yapılmış, siyasal İslamcılar ve onlara demokrasi ve “ikinci Cumhuriyeti kurma” adına destek veren liboşlar bu hayati uyarıyla o zaman dalga geçmişlerdi. Dalga geçmekle kalmamışlar, gazetenin o dönem sahibi olan rahmetli İlhan Selçuk ve ekibini faşistlikle suçlamışlardı. Eeee, ne oldu? Bugün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en derin vurgun skandalı yaşanıyor, o liboş ekibinden tıs yok. Zaten çoğu kapağı yurt dışına attı.
PARALARI DÜRÜM YAPIP YESELER DE DOYMAZLAR
Bu rezalete saf, mütedeyyin Müslümanlar da çok tepkili. Adana’nın Yüreğir ilçesi Yüreğir Merkez Camii imamı Mustafa İslam sosyal medya hesabından bazı konuşmalarını paylaştı. İmam Mustafa İslam fon rezaletine isyanını şöyle dile getiriyor:
“Borsalarla, fonlarla, şunlarla bunlarla hırsızlar peydahlandı aziz kardeşlerim. Milyarlarca parayı alıp götürüyorlar. O paraları dürüm yapsalar, sadece para yeseler bir ömür boyu vallahi bitiremezler. O kadar aç gözlüler. Onlar öyle eşkıyalar ki artık dağlarda değiller; sokaklarda, caddelerde, çarşıdalar. Vallahi Mekke’deler, vallahi Medine’deler, vallahi camideler, vallahi saftalar. Sizinle omuz omuza secdedeler. Çağdaş hırsızlar bunlar. Ve o hırsızlar hiç utanmadan, sıkılmadan... Emekli 20 bin liraya talim ederken bir koli veya 2 litrelik yağ için saatlerce bekleyen insanları görüyoruz. Onların vebalini nasıl kaldıracaksınız?”
Hocam, onların vebalini kaldırırlar. Tıksırıncaya kadar yer içer, gene de doymazlar. Bu gözü dönük, hırsız takımı Türkiye’yi Dar-ül Harb kabul ediyor. Onlar için dava uğruna kamu kaynaklarını talan etme, çalıp çırpma mubah. Sonunda geldiğimiz durum budur! Tehlikenin farkında mısınız, yoksa Gülhane Parkı’nda mısınız? Nazım Hikmet’in ruhu şad olsun!