İstanbul
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0001 %0
51,2352 %0.05
7.183,88 % 0,04
71.299,32 %-2.354

Savaşın galibi kim?

YAYINLAMA:
Savaşın galibi kim?

Güzel laftır. “Savaşların sonucu haklı olanı değil, güçlü olanı gösterir!” Yanlış hatırlamıyorsam Bertrand Russel tarafından söylenmiş.

İran’da olan bitene bakarsak, güçlü olan kesinlikle ABD/İsrail tarafı, haklı olan İran mı? Kesinlikle hayır. Tek haklı olan bence İspanya Başbakanı Sanchez.

Sanchez’in ilkeli duruşuna tekrar geri döneceğiz. Gelelim olanı biteni anlamaya. Bu süreç ABD’yi, ABD bir yana Başkanı Trump’ı neden ilgilendiriyor? Hiç kuşkusuz Trump başkanlık koltuğunu koruyabilmek için bir hikayeye ihtiyaç duyuyor. Başının mahkemelerle belada olduğunu biliyoruz. Epstein davası, Trump’ın koyduğu gümrük vergilerinin ABD hukukuna aykırılığı davası, başlatılan savaşın Kongre izni olmadan usulsüz olması ve ABD anayasasına aykırı olması. Her şeyin ötesinde Kasım ayında gerçekleştirilecek Senato yenileme seçimlerini kaybetme ve topal ördek haline dönüşme korkusu.

İran’da Molla rejimini deviren ve İran’a kendilerine göre demokratik, illaki demokrasi ile ilgisi olmayan, ABD çıkarlarına uygun bir rejim getiren “kahraman Trump!” hem hukuki sorunların hem de Kasım seçiminin üstesinden gelebilir inancı Trump cephesinde yaygın.

İsrail açısından İran hep sorundu, Molla rejimi değişmez ise sorun olmaya devam edecek. Yani Trump’a göre daha anlaşılabilir bir durum. Hele kendisine yardıma hazır ABD’yi yanında bulmuşken Netenyahu gidebileceği yere kadar gidecek. Peki Netenyahu’nun seçimle ve hukukla başı dertte değil mi? Hem de nasıl. Bir İran zaferi kendisi için tek kurtuluş yolu.

Peki aklı başında bütün devlet adamlarının, uluslararası hukuk uzmanlarının yaptıkları yorumlar doğrultusunda, “ABD/İsrail saldırısının uluslararası hukukun açık bir ihlali olmasına karşın (Birleşmiş Milletler Antlaşması madde 51) neden İran’ı haklı göremiyoruz?

Aklı başında kaç kişi insan haklarını, kadın haklarını göz göre göre ihlal eden, kendi vatandaşlarının canına kıyan bir Molla rejiminin destekçisi görünümünü vermeyi kabullenebilir?  

Bir taraftan ABD emperyalizminin Trump tarafından yeniden tanımı (ABD’nin olan ABD’ye aittir, ABD’nin olmayan da ABD’ye aittir!), İsrail’in bölgedeki sınır tanımazlığı, öte taraftan Molla rejiminin kabul edilemez uygulamaları arasına sıkışmış sağduyu, “eğer İran’da bir rejim değişecek ise, bunu İran halkı istemeli ve yapmalı!” söyleminin ardına sığınıyor,

Peki bu söylemin gerçekleşme olasılığı var mı? Görülebildiği kadarı ile hayır. Dışarıdan özellikle ABD ve İsrail tarafından desteklenen İran içindeki başkaldırı hareketleri sadece Molla rejiminin kendisini konsolide etmesine yarıyor. Peki son olarak PJAK çevresinde oluşturulmaya çalışılan muhalif Kürt hareketinin bir başarı şansı var mı?

Belki de bizi en fazla ilgilendiren bu oluşum ile İran’dan atıldığı varsayılan ve topraklarımız üzerinde düşürülen füzelerin bir ilgisi var mı? İran mı bizi bölgesel bir çatışmanın içine çekmeye çalışıyor? Yoksa cepheyi genişletmek isteyen başkaları mı bize karşı kirli bir oyunun peşinde?

Anlaşılabildiği kadarı ile PJAK bağlamında bir girişimin de başarı şansı, ABD/İsrail saldırılarının dozu arttıkça yükselen İran milliyetçiliği karşısında yok gibi. İran’ı parçalamaya yönelik, emperyalizmin işbirlikçileri olarak adlandırılmak, ABD bu bölgeyi terk ettikten sonra sürdürülebilir bir yaşamın sıfatı olabilir mi?

Peki hava savaşları ile savaşın sonuçlandırılamayacağı, ancak bir kara ordusu müdahalesi ile zafere ulaşılabileceği göz önüne alındığında, Trump bu müdahaleyi göze alabilir mi? Bölge coğrafyası ne kadar müsait, yapılacak bir kara müdahalesi sonrasında ortaya çıkacak askeri zaiyatın hesabı Trump tarafından ne kadar verilebilir?

Gelelim İran tarafından yürürlüğe sokulan Hürmüz boğazı kartına.

Dünya ekonomisi bu kartı görebilir mi? Zaten pandemiden bu yana tedarik zinciri sorunları yaşayan ülkeler bu yeni durumla başa çıkma şansına sahipler mi?

Savaş nasıl ve ne zaman sona erer? Bilemiyoruz. İlkeli duruşu nedeniyle İspanya Başbakanı Sanchez’i bir kez daha kutluyoruz. Umarız AB’deki lidersizlik sorununun nasıl çözüleceğine dair önemli bir ip ucu kendisi tarafından yaratılmıştır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız