Dilimde Bob Dylan uyuyor
Teşekkürler, bu rezervasyon için değerli senarist, yapımcı, yönetmen, Baz Luhrmann.
Her zaman dokunaklı işlerin, kapı kenarlarında değil göremediklerimizi tam içine girerek, zorlamadan ama hiçbir şeyi yok saymadan sunan Baz Luhrmann.
Bu yıl EN İYİ KADIN OYUNCU (benimde adayım olan) adayı Kate Hudson ‘a “Kalpten Söylenen Bir Şarkı” filminde partner olan Hugh Jackman ile Nicole Kidman’ı bir araya 2008 yılında getirerek, Avustralya ile aynı adı taşıyan ülkesinde en çok izlenmeye ulaştırdığı kezâ;
1996-Romeo-Juıet /2013-Muhteşem Gatsby/ 2001-Kırmızı Değirmen/1992-Dans ve Aşk/1993-Puccini: La Boheme
Eserlerinin ve fazlasının sahibi usta Baz Luhrmann.
Kayıp zamanları konser film ve belgesel olarak sunuyor.

Öncelikle sadece Elvis’i putlaştırıp bir köşeye koyanlara, sözde sevgi temsili gibi yaklaşımlarla bakmıyor. Bilâkis Elvis’n basın toplantılarından daha önce görülmemiş, sözleri ile belirtiyor:
“İki Elvis var. Sahnedeki ile dışarıdakini karıştırmayın, diyor basın yetkilisine.
-Savaş hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizde gider miydiniz?
Elvis: Ben, sanatçıyım. Bana böyle sorular sormayın!
Her yerden kıstırılmaya çalışılmış,Elvis.
Ve kendi olabildiği tek yer sahne!
Dans ve Şov.
Her seyirci, ilk seyirci.
Seyirciye sonsuz saygı.
Seyirciye saygı, kendine yaptığı işe. Onunla beraber yürek koyan herkese saygı.

Baz Luhrmann, Avustralya’lı yönetmen ve romantik, bir o kadar gerçekçi. Söylenmesi gerekenleri çok akılcı ve yumuşak, herkesin anlayabileceği bir dil ile anlatmayı hep tercih ediyor. Bu tercihlerde doğru bilgiyi zamanı geldiğinde sunma isteği.
Bize 2026 yılının, 27 Şubat tarihine açık bilet ile Elvis Presley konserine davet ediyor. İstediğiniz zaman gidebilirsiniz. Hatta yanınıza istediğiniz kişiyi de alabilirsiniz. Ne diyor, Elvis “Burası benim evim. Her gün başka izleyici geliyor ve ben sahne performansımı onlarla belirliyorum”
Sizde onlardan birisiniz. Tıpkı her filmde olduğu gibi ama on yaşında Elvis şarkıları ile dans eden biri olarak, benim için ne kadar anlamlı olduğunu tahmin etmekte, zorlanacağınızı pek düşünmüyorum.
UIP Türkiye tarafından davetli olduğumuz, 26. 02. 2026 Akasya Paribu Cineverse Salonunda filme dair tek bir tanıtım bandı yoktu. Sorduğumda ise “Düşük bütçeli bir yapım olduğu için olmadığı” cevabını aldım.
Demek ki hala yalnız bırakılan Elvis ile baş başayız.

Bize uyar. Biz Elvis’i özümsemişiz. Kendisinin de ifade etmiş olduğu gibi zaman zaman yalnız hissediyorum. Her gördüğü kadına âşık olan ama zamanla aile kurmak istediğini, hiç sigara-alkol kullanmadığını.
Ve burası çok önemli- Ben sade bir yaşam seviyorum. Ailem olsun. Bahçeli bir ev, yeter!
Luhrmann, o kadar iyi anlamış ki, daha önce anlamış olanlarında düşüncesini perçinleyen, toplamda bir saat otuz yedi dakikalık, EPIC: Elvis Presley Konserde filmini daha doğrusu Belgesel Filmini kalbimize, ruhumuza, insan yanımıza sunuyor.
Hayatını merak edenler tarafsız şekilde, yine Luhrmann tarafından çekilmiş 2022 yapımı, Elvis (2 saat 39 dk) izlesin. İşte o filmi izlerken, Las Vegas konseri sırasında yaşananlar ve perde inişi ile birlikte bir gizemi açık bırakmıştı. Bunu kendi kendime hep sordum. Meğerse bunun içinmiş. Hiçbir yerde olmayan bu eşsiz konser kayıtları ile hümanist Elvis’n hatta bu belgeselde, seyirciler arasında 1968 yıllarında suikast ile öldürülen Başkan Robert F. Kennedy gösterir. Araya serpiştirilen sahnede yaptığı ayak danslarına (ilk filmde doğduğu mahalle ve arkadaşlarından daha iyi öğrenebilirsiniz)siyahiler ile olan yakın dostluğu, kokteyl sırasında Martin Luther King göstermesi.
Tamamı, belgesel filmin sonuna noktayı koyacak, gerçeklerdir.
“Amerika yı yedin, Elvis!
O da seni!”
İki yaşında şarkı söylemeye başlayan.
On yaşında kendisine sorulan:
Bisiklet mi, gitar mı istersin sorusuna:
Gitar, diyecek.
Lisede müzikten, sınıfta kalacağı tek ders olacak. Kendi içsel çekingenliğini sahnede atacak.
Sahnede sadece “özgürlüğün” altını çizecek, Elvis Presley.
Güneş, hiçbir zaman balçıkla sıvanmaz.
Bir insanı sevmek, yaptığı işten önce sizde yarattığı çağrışımla olan kurulan özel köprüde gizlidir.
İnsan ve hümanist Elvis’n sıcacık yanını, buz yapmaya çalışsalar da müzik aşkına tutunan. Seyircisine ve işine son derece saygılı.
Kalça kıvırıyor, diye yasaklanan.
Yasaklanmakla da kalmayıp şarkıları ile insanları –olumsuz-etkiliyor diye suçlanan.
Suçlanmakla da kalmayıp, bir gecede hayatı değişirken, bir anda apar topar askere alınan.
Askerdeyken çok sevdiği, sevgi dolu annesini kaybeden.
Çıktıktan sonra istemediği, kendisinin de ifade ettiği gibi “inanmadığım projelerde oldum” bunu değiştirmek lazım diyerek.
Yeniden kendini doğurur. Kendine yapışan hatta belki de görevli olarak sözde menajerlik ile o nereye, o oraya. Birde kumar oynayıp, Elvis paralarını yiyen, Albay.
Hayranları için yapılan oyuncak gelirlerinin bile nereye gittiğini bilmeyen Elvis, sadece işine ve sevenlerine kendini adamış.
Rock in Roll, Blues, Kilise müziğinden Popüler müziğe ve siyahî tonlardan, beyaz ırk tonlarına.
Kendine özgü dansları, yakışıklılığı, sevgi dolu ve hümanistliği ile apaçık son nokta, belgesel ile Yapımcı, Senarist, Yönetmen Luhrmann. tarafından konulmuştur.
Hapsedilen ve Kuzey Amerika dışında çok istediği Japonya ve tüm dünyayı gezme projesini gerekleştirmesine sistem müsaade etmemiştir.
Çünkü sistem kaostan beslenir. Kim ki barışı ister, herkesin kardeşliğini savunur ve derdi hiçbir zaman para olmamış, dört dörtlük ötesinde birisi için elbette katli vaciptir.
Konser provaları ve sahneye çıkışını, nelerin nasıl geliştiğini bizi kulise, prova günlerine sokarak gösterir, yönetmen.
Sahnede yaptığı daracık pantolonuna rağmen karate figürleri ile mesajını veren.
Kadın hayranlarının attıkları iç çamaşırlarına bile hiç kendisini bozmadan, dejenere olmadan, o tatlı gülümsemesi ile “Bu ne şimdi? Önemli bir yerden başladık” deyip, kafasına koyup ve mikrofonu kalbine götürerek söyleyecek kadar “inceliklerin adamı”.
İnsan bakmaya doyamaz ya öyle bir varlık. Kendisi ile barışık. Dünya ile barışık. Yaptığı iş ile barışık.
Kulisindeki kapının üstünde “Sigara içilmez” yazan, Elvis Presley.
Son derece yerinde esprileri, tınılar üzerine duyarlı, country müzik, kardeş siyahîler ve başka bir dönemde en tehlikeli insan.
Üstelikte kitleleri sürüklemekte. Var olamaz!
Obama Başkan değildi!
Elvis Presley, hiç dünya turu yapamadı ve bunu ayakta alkışlanası Avustralyalı yönetmen Baz Luhrmann gerçekleştiriyor.
Nefes nefese, ter içinde ama mutlu çünkü sahnede özgür Elvis’n dilinden,
Yorgunluktan nefes almak için sahnede bazen yerde soluklandığı ama ayakta iken teri, gözyaşı gibi damlarken şöyle der:
“DİLİM DAMAĞIM KURUDU
SANKİ DİLİMDE BOB DYLAN UYUYOR”
İşte onun dili, yüreği buydu!
(Bob Dylan : “Kariyerimin en önemli anı mı? Cevap çok kolay, Elvis’n şarkılarımdan birini kaydetmesi
Tomorrow is a Long Time / Yarın Çok Uzun Bir Zaman
Bu kısım filmde yok. Bildiğim kadarı ile dört şarkısını seslendirdi)
Naçizane yorumum.
Buradan Elvis’i (1935-1977) görebilen, sevebilen, anlayabilen herkese selam olsun!
EPİC: ELVİS PRESLEY DÜNYA TURUNDA
1969 YILINDAN 1977 ‘e kadar ki tüm canlı performansı ile
Sigara içilmeyen kulisinde,
Dost meclisi, siyah ırk beyaz ırk fark etmeksizin kesintisiz capcanlı provada
Ve provalarda lacivert, sarı ve kırmızı
Ama sahnede BEMBEYAZ KANATLI YÜREĞİ GİBİ IŞIL IŞIL KOSTÜMLERİ İLE
SONSUZA DEK!
EMEL SEÇEN
Tür: Belgesel
Oyuncular: Elvis Presley
Yönetmen: Baz Luhrmann
Yapım Ortakları: Sony Music, Bazmark Films, Authentic Studios