Paris Notları: Art Capital 2026'da Bir Türk Sanatçının İzleri
Paris’te sanat sezonunun en dikkat çeken buluşmalarından biri olan Art Capital, 2026 edisyonuyla Grand Palais’nin görkemli atmosferinde yine uluslararası sanat dünyasını bir araya getirdi. Her yıl olduğu gibi Grand Palais’nin görkemli atmosferinde gerçekleşen organizasyon, yüz yılı aşkın geleneğiyle dört köklü salonu aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor. Salon des Artistes Français, Salon des Indépendants, Comparaisons ve Salon du Dessin et de la Peinture à l’Eau’nun birlikteliği, Art Capital’i Fransa’nın en geniş katılımlı sanat platformlarından biri hâline getiriyor. Fransız basını da bu yılki buluşmayı “uluslararası çağdaş üretimin panoraması” olarak tanımlıyor.

Nitekim Fransız sanat çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde Art Capital 2026’nın özellikle ölçeği ve kapsayıcılığı öne çıkarılıyor. Organizasyonun bu yıl Fransa ve dünyanın farklı ülkelerinden 3.000’i aşkın sanatçıyı buluşturduğu, fuar süresince 50 bine yakın ziyaretçiyi Grand Palais çatısı altında ağırladığı belirtiliyor. Bu güçlü katılım, etkinliğin Avrupa’daki en büyük yıllık sanat buluşmalarından biri olma niteliğini bir kez daha pekiştiriyor.

Fuar alanında dolaşırken en çok hissedilen şey uluslararası yoğunluktu. Fransız galerilerinin güçlü varlığının yanında İtalya, İspanya, Güney Kore ve Doğu Avrupa’dan gelen sanatçı ve galerilerin görünürlüğü dikkat çekiyordu. Özellikle figüratif resimdeki geri dönüş, zanaatla çağdaş üretimi buluşturan yüzey araştırmaları ve el emeğini öne çıkaran işler birçok stantta ortak bir eğilim olarak karşıma çıktı.

Benim Art Capital 2026’ya taşıdığım çalışmalar ise uzun süredir üzerinde çalıştığım mücevher hafızası serisinin devamı niteliğindeydi. Osmanlı saray mücevherlerinden ilham alan ancak doğrudan tarihsel bir tekrar üretmeyen bu işler, nesnenin maddi değerinden çok taşıdığı kültürel hafızaya odaklanıyor. Sergi boyunca hiperrealist yüzey dili ve detay yoğunluğu izleyiciyi yakından bakmaya davet etti; uluslararası koleksiyonerler ve sanat profesyonelleriyle kurulan temaslar benim adıma oldukça verimli geçti.

Genel tabloya bakıldığında Art Capital 2026’nın, dijital hız çağının ardından yeniden emeğe, yüzeye ve zanaat kökenli üretimlere yönelen küresel sanat eğilimini net biçimde yansıttığı görülüyor. Paris zor bir şehir; ancak Grand Palais’nin yüksek tavanları altında bu yıl bir kez daha anlaşıldı ki emek hâlâ karşılığını buluyor.







