İstanbul
Açık
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,2198 %0.07
53,9342 %0.18
6.272,63 % 1,39
65.978,92 %0.368

Ooof of, ne olacak bu Almanya'nın hali?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Ooof of, ne olacak bu Almanya'nın hali?

Soru sadece Almanya için değil, Avrupa Birliği-AB için de önemli. Ve hatta dünya için. Çünkü, Almanya dünyadaki 3ncü büyük ekonomik güç. AB'nin beyni, kalbi ve de bel kemiği.

***

Masaya bakıyoruz: Un var, tereyağı var, şeker/şerbet var ve ahçı da ocağın başında. Usta sanki biraz şaşkın şaşkın bakar gibi sağa sola…

O zaman soralım. Peki, ortada neden helva yok?

***

Sanayideki duruma tam bir durgunluk hakim.

Alman araba sanayii yıllardır uyumanın cezasını çekiyor. Hem hibrid arabalarda ve hem de eletrikli arabalarda. Bir zamanlar, Japon TOYOTA firmasının önünde, araba üretiminde dünyanın en büyük araba üreticisi olan VW geçen sene tam iki milyon daha az araba satmış. VW 2030 yılına kadar tamı tamına yüzbin (100 000) İşçiyi işten çıkaracağı duyurdu.

Elektronik ev aletleri ve arabaların elektronik aksamını üreten meşhur BOSCH firması önümüzdeki yıllarda Almanya'yı terk edeceğini ilan etti.

Dünyanın en büyük kimya devi olan BASF tarihinin en büyük yatırımlarını Çin'de yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Bilişim/IT ve Kl alanlarında, dünyanın örnek sanayi devi Almanya nal toplamıyor ama önlerde de değil... Adeta Üçüncü Dünya ülkesi.

***

Almanya'nın ikinci büyük bankası Commezbank'ı bir İtalyan bankası satın almak üzere. Ülkenin en büyük bankası Deutsche Bank skandallarla boğuşuyor…

Bütün bunlar olurken, Almanya'nın her yıl dörtyüzbin kalifiye İşgücüne ihtiyacı var. Ve bu durum böyleyken, Almanya daha birkaç gün önce altmış ülkeye vize kolaylığı getirdi; ama, Türkiye bu ülkelerin arasında değil. Neden acaba?

***

Almanya göç, gelişme ve uyum alanlarında da bir türlü sistem oluşturamıyor. Yıllarca yasaklarla ve palyatif metodlarla durumu idare eden Almanya, bu alanda ne ABD'ni ne Kanada'yı ve ne de Avustralya'yı örnek almayı beceremedi; beceremecek gibi de görünüyor...

***

Ülkedeki politik arena da çok zorda.

Hükümetin büyük ortağı Birlik Partileri CDU/CSU (Birlik Partileri Hristiyan Demokratik Birliği/Hristiyan Sosyal Birliği) kaynıyor.

Federal Hükümet'in Şansölye'si Friedrich MERZ zorda... Şansölye'nin yerine göz dikmiş olan CDU Grup Başkan Vekili Jens SPAHN geçen yıllarda bir erkekle evlenmişti. Jens SPAHN biyolojik olarak erkek. CORONA döneminde Sağlık Bakanı olan bu zat maske skandalına sebep olmuş ve devleti iki milyar Avroya yakın zarara uğratmıştı... Daha sonra, kocasıyla beraber aldığı villanın finansmanında da nüfuz ticareti yaptığı yazılıp çizilmişti…

En son olayı tam bir traji-kömik durum, skandal. Bir evlat edinerek anne olmak istedi. ABD'nde bir taşıyıcı anne üzerinden bir oğlan çocuğu evlat edinip bunu alayı vala ile basına duyurdular... Çocuk, çocuk arabasında, anne (Jens SPAHN) çocuk arabasını iteliyor baba ise gururla objektife bakıyor. Adeta bir sırıtma durumu…

Tam bir çifte standart. Bu şahıs yıllardır taşıyıcı anne üzerinden evlat edinilebilmesini mümkün kılacak bir kanunun çıkarılmasına karşı. Bu şahıs, yetmiş yaşının üstündeki yurttaşların pahalı ameliyatlarının sağlık kasaları tarafından karşılanmasına karşı. Bu şahıs adında "Hristiyan" yazan bir partinin üyesi ve milletvekili. Ve bu şahsın, şimdiki Şansölye Friedrich MERZ'den sonra Şansölye adayı olduğu konuşuluyor(du)…

Basına yansıyan bu ve benzeri haberler ve fotoğraflar Alman toplumunu çok rahatsız etti. Çünkü, Alman toplumu genelinde muhafazakardır... Çok geniş bir mütedeyyin kesim var. Ve bu olayın baş aktörü Hristiyan Demokratik Birliği CDU'nun milletvekili ve Grup Başkan Vekili.

Geçen cumartesi günü Şansölye ile yapılan yaz dönemi röportajında hem partinin ve hem de Şansölye'nin bu olaylardan çok geç haberi olduğu ortaya çıktı... Kliseler zaten ateş püskürüyordu…

Bütün bu baskılara dayanamayan Jens SPAHN CDU Grup Başkanvekilliği'nden istifa etti. Milletvekilliğine devam edecekmiş beyefendi/hanımefendi.

Yakında, müsteşarlık yapan bir başka CDU'lu erkek milletvekilinin ve kocasının da skandalı patlarsa şaşırmayın…

Olacağı buydu. Sen yıllarca, çocukların en yoğun televizyon seyrettiği saatlerde, akşam saat onsekiz sularında, televizyondaki serilerde yatakta çatır çatır sevişen erkekleri, birbirleriyle yatakta seks yapan kadınları gösterirsen olacağı buydu.

Almanya bu çapsız politikacılarca nereye kadar yol alabilir merak konusu.

İki büyük kitle partisi, Birlik Partileri CDU/CSU ve SPD'nin üyelerinin ve oylarının gittikçe erimeleri ırkçı, yabancı düşmanı AfD'ye (Alternative für Deutschland Almanya İçin Alternatif) ve folklorik çevreci, gizli araba sanayii kuyrukçusu ve savaş çığırtkanı Yeşiller Partisi'ne yarıyor…

Almanya'da Federal Hükümet kuruluş tarihi 1949'dan bu yana hiç bir zaman tek bir parti tarafından kurulmadı, kurulamadı. Almanya Federal Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana hep koalisyonlar tarafından yönetildi. Önümüzdeki dönemde bu değişirse şaşırmayın. Bunu sinek pislememiş bir yere yazın. Unutmayın, bunu ilk benden duyuyorsunuz; aramızda kalsın ve de inşallah yanılırım. Umarım ce dilerim ki yanılırım. Federal Hükümeti tek başına ilk defa kurmaya hangi parti aday dersiniz? Hemen söyleyeyim, bu aday AfD.

Bu çapsız, bu tüccar ve bu hem erkek hem de kadın olan politikacılarla olacağı buydu.

İkiyüzlülüğün, çürümüşlüğün ve halktan kopuşun dik alası bir durumla karşı karşıyayız.

***

Bütün bunları gözönünde bulundurunca, Almanya'nın da tıpkı Türkiye gibi 'Küçük Amerika' olma yolunda koşar adım yol aldığını görebiliyoruz. Hem politik açıdan, hem kültürel açıdan ve hem de toplumsal açıdan. Daha çok milyarder, daha çok milyoner; ama, daha da çok sefalet içinde yaşayan kitleler…

Avrupa Birliği'nin beyni ve omurgası ve de dünyanın 3ncü büyük ekonomik gücü olan Almanya'ya yazık oluyor. Hem de çok yazık oluyor Johan Wolfgang GOETHE'nin, Friedrich SCHILLER'in, Immanuel KANT'ın, Karl MARX'ın, Max WEBER'in, Wolfgang Amedeus MOZART'ın ve Ludwig van BEETHOVEN'ın Almanyasına... Yazık, hem de çok yazık.

+++
Bütün bunlardan sonra soralım: Türkiye'de bu bağlamlarda durumlar nasıl? "Bir defada bir şey olmaz..." diyenler ne yapıyor acaba? "Ama, bu olayda erkek çocuğun rızası varmış..." diyenler nelerle meşgul?

Türk şiirinin ince kuyumcusu şairden, Edip CANSEVER'den, ödünç alarak soralım: “Ben Ruhi Bey Nasılım?”

Her şeye rağmen Almanya hala bizi kıskanıyor mu acaba? Yoksa tersi mi dersiniz?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız