İstanbul
Hafif yağmur
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,0001 %0
51,2352 %0.05
7.183,88 % 0,04
71.299,32 %-2.354

Seasteading: Zenginlerin Kaçış Planı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Seasteading: Zenginlerin Kaçış Planı

Sea kelimesi Türkçede “deniz”, homesteading ise boş arazilere yerleşerek kendi yaşam düzenini kurmak anlamına gelir. Bu iki kelimenin birleşmesiyle ortaya çıkan “seasteading”, deniz üzerinde sıfırdan bir yaşam düzeni kurma fikrini ifade eder. Bu düşünce zamanla bir harekete dönüşmüş ve Seasteading Institute adıyla kurumsal bir yapı etrafında toplanmıştır.

Ancak mesele yalnızca deniz üzerinde bir yaşam alanı kurmak değil! Asıl mesele, devletlerin doğrudan denetimi dışında, kendi kurallarını koyabilen ve kendi kendine yetebilen bir yaşam alanı inşa edebilmek.

Bu nedenle Silikon Vadisi’nin bazı milyarderleri, hiçbir devletin tam anlamıyla egemenlik kuramadığı açık denizlere yöneldi. Seasteading hareketi, yalnızca dev dalgaların üzerinde yükselen lüks yapılar anlamına gelmiyor; aynı zamanda vergi sistemlerinden, hantal bürokrasiden ve toplumsal sorunlardan bir kaçış arayışı olarak da ortaya çıkıyor.

Modern Nuh’un Gemisi

Üçüncü Dünya Savaşı çıkmış, pandemi kapıya dayanmış, iklim krizi dünyayı kavurmuş, ekonomi çökmüş, sokaklar karışmış…Bize ne? Biz yüzen kalelerimize çekilir, yüksek duvarlarımızın ardında konforumuzu sürdürürüz. Dışarıda kalanlar mı? Onlar ne yaparsa yapsınlar.

Haklılar mı? Çivisi çıkmış dünyada pek haksız sayılmazlar…

Bu yüzden Seasteading, insanlığın denizlere açılan yeni bir keşif kolu değil! Sadece ultra zenginlerin yarının dünyasında işler karışırsa diye kurmak istediği bir modern derebeylik projesidir.

Bu projenin arka planında Paypal’ın kurucusu Peter Thiel, Nobel ödülü sahibi ekonomist Milton Friedman’ın torunu Patri Friedman, Kripto para topluluğunun önde gelen isimlerinden Balaji Srinivasan ve internetin kurucu kuşağından Marc Andreessen’in olduğu biliniyor.

Hatta şu an için BM fonuyla Güney Kore’nin Busan şehri açıklarında OCEANIX City projesi planlanıyor. Proje kapsamında altıgen şeklinde yüzen şehirler inşa edilecek. Güneş, rüzgâr ve dalga enerjisi kullanılarak enerji, dikey tarım ile gıda ve deniz suyunun arıtılarak su probleminin çözülebildiği, kendi kendine yeten bir yaşam alanının olacağı projenin detaylarından bahsediliyor. Eğer OCEANIX City projesi tutarsa, seasteading hayali teknik olarak mümkün olacak.

Jeff Bezos ve Elon Musk ise seasteading projesini desteklemiyor çünkü çözümü denizde değil, uzay kolonilerinde arıyor.

Gözden uzak, erişimi sınırlı, kara bağlantısı olmayan ve kendi kurallarının geçerli olduğu bir mekâna sahip olma düşüncesi, insanlık için her zaman cazip olmuştur. Bu tür alanlar hem özgürlük arayışının hem de denetimden kaçma isteğinin somutlaştığı yerler olarak görülüyor. Nitekim pedofili sapık Jeffrey Epstein’in de Bermuda Şeytan Üçgeni’nin (konum manidar) dibinde yeralan Little Saint James adlı özel bir adanın sahibi olması, bu arzunun karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. Denetimden uzak, ayrı bir alan yaratma fikrinin yalnızca ütopyacı bir özgürlük ve kaçış arayışı değil; aynı zamanda kötüye kullanılmaya son derece açık bir zemin.

Sonuç olarak Seasteading, insanlığın coğrafi sınırlarını genişleten teknolojik bir devrim mi, yoksa modern bir coğrafi ayrımcılık projesi mi? Eğer bu "yüzen kaleler" sadece en üst %1’lik dilimin sığınağı haline gelirse, okyanuslar özgürlüğün değil, yeni bir küresel kast sisteminin sahnesi olabilir. Karadakiler çeşit çeşit krizle boğuşurken, mavi ufuklardaki bu “derebeylikler” tarihin en kalın duvarlarını inşa edecek.

Dünya batarken, sadece gemisi olanların kurtulduğu bir gelecek ne kadar "adil" olabilir ki?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız