Sadık Çelik
[email protected]
Bir Tapınağın Hikâyesi: Mekânlar Değişiyor, İnsan Hep Aynı Savaşın İçinde
ParthenonDenizden 150 metre yukarıda, Akropolis’in kayalık tepesinde yükselen sütunlar… Her sabah güneş, Parthenon’un mermerleri üzerinde yeniden doğar. Işık, yüzyılların tozunu aralayıp taşların yüzeyinde gezinirken, sanki içlerinde hâlâ bir nabız atar gibidir. Bir tapınaktan fazlasıdır Parthenon.
Cumhuriyet’in Aynasında Bugün
Türkiye’de uzun zamandır yeni bir fikir doğmuyor. Aslında yalnızca fikir değil, düşünmenin kendisi tükendi sanki. Bilhassa 80’lerden sonra zihinsel üretim neredeyse tamamen dondu. Bugün hâlâ 20’lerin, 30’ların fikirleriyle konuşuyoruz çünkü yenilerini kuracak iklim kalmadı.
Bir ahlak meselesi… Temiz eller, kirli zihinler
Ahlak; herkesin ağzında dolaşan fakat kimsenin pek de hayatına almadığı kelime. Herkesin kolayca telaffuz ettiği ama kimsenin taşımaya yanaşmadığı bir yük… Başkasında eksikliğini gördüğümüzde hemen parmağımızı sallıyoruz; kendi payımıza düşeni fark ettiğimizdeyse gözümüzü kaçırıyoruz.
Bir Mahpusluk Halidir Bu Memleket
Bir ülkeyi anlamak için hapishanelerine, yani adaletin son durağına bakabilirsiniz. Demir parmaklıklar sadece suçluları değil, sistemin günahlarını da saklar. 2002’de Türkiye’nin nüfusu 67 milyondu ve cezaevlerinin kapasitesi 70 bindi. 35 bin civarında hükümlü, 26 bin civarında tutuklu vardı.
Öfkenin İkliminde Yaşamak: Adaletin Suskun, Zorbanın Gür Olduğu Bir Ülke
Toplum adeta bir gerilim teline dönmüş durumda; dokunan yanıyor, çekilen tınlıyor, kimse sesin kime ait olduğunu ayırt edemiyor. Öfke geliyor, göz kararıyor; öfke gidiyor ama yüz kızarmıyor…Sanki hava, biriken öfkenin pasını taşıyor; kimyası bozulmuş bir ülkenin, sinapsları yanmış bir toplumun...