Öteki Kim?
Her zaman bir “biz”in karşısında duran, dışlanan, hatta bazen yok sayılan… Bu yazıda, ötekileştirmenin ardındaki korkuyu, empatiyi ve en önemlisi insan olmanın evrensel sorumluluğunu birlikte keşfedeceğiz. Her çağın bir “ötekisi” oldu. Fikri, dini, dili, rengi, eğitimi, cinsiyeti vs.
Yalın tutkuya dair: Ernaux’nun aynasında...
Bazı tutkular olur ki kimse bilmeden yaşanır. Ne başlangıcı bellidir ne de sonu. Hatta çoğu zaman adını dahi bilmezsiniz. Sadece size bir şey oluyordur. Günler tuhaf biçimde değişir, zaman bükülür, tanıdık şeyler yabancılaşır.
Pan ve şatodaki çoban
Orman nedir? Bir sabah uyandığınızda, kendinizi ormanın içinde, zamanın izlerinin kaybolduğu bir yerde buluyorsunuz. Ne kolunuzda bir saat var ne de zamanı hatırlatan herhangi bir şey… Sadece sessizlik. Zaman burada farklı akar; düz bir çizgide değil, döngüler içinde ilerler.
İçimizdeki Ormanın Adı: Zeus
Ben bir kafeste yaşayamam. İçimde orman büyüyor. Geçtiğimiz günlerde Antalya’nın Manavgat ilçesinde ormanın krallarından biri, adı Zeus olan bir aslan, kafesinden kaçtı. Tellere, duvarlara ve muhtemelen kendi kafesine sığmayan ve doğasını hatırlayan bir aslan.
Vedayı unutanlar için: Görüşürüz...
Birini ardımızda bırakmak için illa kapıyı çarpıp gitmemiz gerekmez. Bazen sessizce, bazen gülümseyerek, bazen de bir sözcükle terk ederiz birbirimizi. “Görüşürüz” demek de öyle bir sözcük işte. Ne zaman, nerede, nasıl. Hiç bilinmez. Sadece bir ses, bir yankı kalır içimizde.