Nursun Erel
[email protected]
Hazine buldum!
İsmet Köker’in yeni kitabı elime geçtiğinde “hazine bulmuş” gibi oldum, hatta daha ötesinde duygular yaşadım. Kitabın adı “Hazine,” Andres Yayınlarından bir kaç ay önce çıkmış, İsmet Köker bana ve eşime imzalı olarak göndermiş.
Japon Mutfağı, ah! o biftek! ( Japonya 3)
-Tokyo’nun sıcağı meşhurdur, çok yanlış bir zamanda gidiyorsunDemişlerdi de inanmamıştım. Ağustos’un ilk günlerinde Narita Havaalanında uçaktan indiğimde, fırının kapısı açılmış da içine girmişim gibi hissettim. Neyse ki hemen klimalı bir koridora geçtik, rahatladık.
Nagoya’da Büyülü Gece (Japonya 2)
Kimi zaman “dünyanın en şanslısı olduğumu” düşünüyorum. -Nasıl yani? Demeyin, evet, “gelip geçmiş en güzel kadınlardan kabul edilen Audrey Hepburn”den de, “dünyanın bir numaralı lideri” sıfatını her şeye rağmen 4 yıl taşımış olan Trump’tan da, hatta üst üste iki kez lotarya kazanan bilmem kimden...
Fırtınada uçan defter (Japonya 1)
Virginia Woolf’un kadınlara unutulmaz tavsiyesidir : “Kendine ait bir odan ve biraz paran olmalı”Aslında Woolf bunu “yazmak isteyen” kadınlar için söylemişti ama “gezmek isteyen kadınlar” da yok muydu? Bal gibi vardı, bunlardan biri de bendim.
Bilmece
-Bir bilmecem var çocuklar…-Haydi sor sor sor? (*)Bir ülke düşünelim: Kimliği, geliş sebebi, amacı, hedefi bilinmeyen adamların baskınına uğrayıp yol geçen hanına dönmüştür. “Kime ne söz verildi de bunlar başımıza geldi? ” Diye sorulmaz, yasaktır.