“Han Duvarları”
Mahkeme Başkanı cüppesinin eteklerini savurarak yüksek kürsüye ulaşan basamakları bir nefeste çıktı ve koltuğuna oturdu. “Mahkeme Heyeti’nin diğer azaları” da yerlerini aldı. “İddia ve Müdafaa” makamları sandalyelerine geçtiler. Sanıklar da salona alındılar.
Sakın geç kalma erken gel
Konstantin Krepano Efendi’nin sahibi olduğu Dersaadet Tramvay Şirketi’nin Beyazıt-Şehzadebaşı hattındaki günün son seferini yapan atlı tramvay da boğuk nal sesleri ve zil kampanaları ile geçtikten sonra konak derin bir sessizliğe büründü.
Zühal yıldızının çocukları
Şiddetin silahlı öncü kolu olan morlar eflatunların önüne geçmeye çalışıyor, yıldız tozuna bürünmüş lacivertler, karanlık pembelerin üstüne üstüne gidiyordu. Yedinci gökte fırtınalar kopuyordu. Gökyüzünün efendileri çığlık çığlığa emirler yağdırıyordu. Gökler çatırdıyordu.
Mutlu aşk var mıdır?
Eğildi. O gözlere bakmaya zorladı kendini. Korkuyordu. O gözlere baktığında neler göreceğini çok iyi bildiği için korkuyordu. O gözlere baktığında kanlı ihtilaller görecekti. Dinamitle havaya uçurulan köprüler, makineli tüfekler ve yaralanmış insanlar görecekti.
Sevgileri yarınlara bırakmayın
Güneş, Tiber nehrinin kıyılarında batıyor ve imparatorluk sarayının mermerlerini, camlarını, muhafızların tulgalarını altın rengine boyuyordu. İmparator Claudius, resmi adıyla Marcus Aurellus Claudius Augustus, erguvan renkli pelerinini savurarak volta atıyor ve haberciyi bekliyordu.